30 Ağustos 2022

Midilli’de üçüncü gün; Fosilleşmiş orman, Sigri, Eresos, Molivos

Suzan Peker yazdı

Üçüncü günümüzde adanın batısını gezeceğiz. Petra’dan güneye doğru inip Kalloni’den batıya dönüyoruz. İlk durağımız fosilleşmiş orman (petrified forest) olacak. Batıya yöneldikçe bitki örtüsü farklılaşıyor. Bu bölge daha çorak. Hiçbir yerde görmediğimiz kamyonlar bu bölgede karşımıza çıkıyor. Yol yapım çalışmaları, tanıdık geliyor. 

Müze bahçesinde fosilleşmiş ağaç...

Fosilleşmiş orman denince, taşlaşmış koca bir orman görmeyi bekliyoruz ama öyle değil. Kocaman bir alanda koruma alındaki taşlaşmış ağaçları görüyoruz. Midilli volkanik bir ada. Yaklaşık 200 milyon yıl önce meydana geldiği tahmin edilen taşlaşmış orman, 286 kilometrekarelik bir doğa harikası ve Unesco listesinde.

Müze girişi..

 Volkanik hareket sonucu, lavlar bazı ağaçları yakmış, bazılarının üzerleri küllerle örtülmüş ve ağaçlar, kökler günümüze kadar gelmiş. Ağaçlara elleriyle dokunmak ihtiyacı hissediyor herkes. Bu bölgeye giriş, 5 Euro. Aynı biletle Sigri’deki fosilleşmiş ağaç müzesini de ziyaret edebiliyorsunuz. Taşlaşmış ağaçları hem doğal ortamında, hem yol boyunca, hem de müzede görebilirsiniz.

Taşlaşmış ağaç...
 
Yol boyunca koruma altına alınmış taşlanmış ağaçlar...

Sigri, adanın batı ucunda yer alan bir sahil kasabası. Müze, 1994’te kurulmuş. Bahçesinde gördüğümüz fosil ağaçlar, müzeyi daha da davetkar kılıyor. Sadece Midilli adasından değil, dünyanın dört bir yanından 20 milyona varan yaşlardaki taşları görmek mümkün. Korunmuş kök, meyve, yaprak ve tohumları da. Müzeyi gezmeden dönmeyin, 200 milyon yıl önceyi başka nasıl hissedebilirsiniz. İçeride fotoğraf çekimine izin verilmediği için buradan fotoğraf paylaşamıyorum. 

Sigri...

Sigri’de 1757 yılında Osmanlılar tarafından inşa edilmiş bir kale de bulunuyor. 

Sigri’den ayrılıp, bu kez Antik Helen döneminin ünlü kadın şairi Sapho’nun vatanı Eresos’a gidiyoruz. Yeri gelmişken Sapho, tarihte ilk feminist olarak kabul ediliyor. Kız çocukları için bir okul kurduğu biliniyor. Kadınlara olan ilgisi nedeniyle Sapho’nun biseksüel olduğu kanısı hakim. Lezbiyen kelimesinin kökeninin de Lesboslu’dan geldiği söyleniyor. 

Skala Erosos....

Skala Eresos, Eresos’un iskelesi malum. Deniz kumluk ve keyifli. Kumsalın üzerine ahşap ayaklarla restoranlar, cafeler oturtulmuş. Bunlardan birini seçip, hem denizin hem de yediklerimizin tadını çıkarıyoruz. Eresos Plajı adanın en güzel plajlarından biri. 

Molivos Tropicana Restoran'dan görünüş...

Akşam yaklaşıyor dönmek zamanı. Petra’ya yaklaşık 1.5, 2 saatlik yolumuz var. Akşam yemeği için Molivos’ta Madam Taxia’nın yerinde Tropicana’da olacağız. Yerimizi, Midilli’ye gelmeden önce Tropicana’dan çok memnun kalan arkadaşlarımız ayırttı. 
Molivos adanın en popüler yeri...

Petra ile Molivos arası yaklaşık 15 dakika. İki yer arasında küçük lokomotif görünümlü çekçekler işliyor. Kişi başı 8 Euro’ya açık havada keyifli bir yolculuk yapabilirsiniz. 


Petra - Molivos arası çalışan çekçek...

Molivos (Mithymna) adanın en çok tercih edilen yeri. Mitolojiye göre Mithymna, antik dönemde Kral Makaras’ın kızının adıymış. Hagios Pandeleimonas Kilisesi, Hagia Kiriaki Kilisesi ve 1795’de inşa edilen Taksiarhis Bazilikası tarihi yapılar. Molivos, birçok tarihi konağa da ev sahipliği yapıyor.

Petra’daki otelimizden gördüğümüz Molivos Kalesi’nin etekleri boyunca restoranlar, cafeler, hediyelik eşya dükkanları uzanıyor. 


Molivos'ta akşam....

Molivos’a vardığımızda akşam 7’ydi. Gün batarken, burada olmak güzel. Güneş denize batıyor ve eski şehri çok güzel bir ışıkla aydınlatıyor. Kemerli, daracık  bir taş yolun üzerinde gidiş, geliş trafik, üzerine bir de lokomotif. Kimse kimseye kızmadan bu dar yolda nasıl gidip geliyor, gerçekten mucize gibi. 

Tropicana Restoran, görmüş, geçirmiş bir çınar ağacının altında. Madam Taxia, bizi görünce hemen tanıyor. Çok enerjik, güleryüzlü, samimi.. Gerçekten adadaki en lezzetli yemekleri burada yiyoruz. Musakka (patlıcan, patates, kıymadan yapılmış, lazanyayı andırıyor), İmam (İmam bayıldı’nın kardeşi), magic salad (gerçekten sihirli gibi) saganaki… Üzerine dondurmalı baklava. Hesabı ödeyip ayrılırken, Madam Taxia, kendi yaptığı likörleri tattırmak için arkamızdan koşturuyor. İşini severek yapmak bu olsa gerek. 

Yemekten sonra kaleye doğru yürüyüp ara sokaklara dalıyoruz. Kaldırımlarda, cafelerde oturanlar hallerinden memnun. Sokaklar canlı. 

Midilli’de üçüncü akşamı da böyle bitirdik. 


Hiç yorum yok: