31 Temmuz 2014

Kahkahaya takılmayın, gündemi kaçırmayın!

Sosyal medya yıkılıyor.
 Hanımların kahkaha atmasını Başbakan Yardımcısı eleştirdi ya,
sazan gibi atlamışlar hemen.
Yahu! 2 yıldır bunların taktiklerinin farkında değil misiniz?
Önemli bir gündem mi var?
Bu gündem iktidara dokunuyor mu?
Hemen bir laf atılıyor ortalığa.
Özellikle kadınlarımız için.
Sonra oturup seyrediyorlar .
Belki de kahkahalarla gülüyorlar nasıl gündemi değiştirdik diye.
Şöyle bir filmi 12 yıl geriye doğru sarın.
Örnekler o kadar çok ki.
Başbakandan bakanlara, milletvekillerine kadar say say bitmez.
Yapıları belli.
Dünya görüşleri belli.
Takiyye mi?
Hazır ve nazır.
Bunun için dostlarıma özellikle hanım dostlarımıza diyorum ki bu laflar fol yok yumurta yokken neden birden bire ortalığa salındı?
Gündemdeki konuları aklınıza getirin.
İktidarı yıpratan konular mı?
Şöyle bir düşünün.
Bir daha düşünün.
Tepkinizi ondan sonra verin.
İktidarın ekmeğine ballı yağ sürmeyin.


30 Temmuz 2014

Kaç AKP kaç!

Bir yalan yüz doğruyu paslandırır. ( Çerkes Atasözü)
Gezi olayları sırasında Başbakanın kahraman polisleri bugün mü ihanet içinde! Bu devlet, Emniyet Teşkilatının hepsini mi cemaate devretmiş! Bunca tutuklama, coplama, yaralama, öldürme, göz çıkarma yaşanırken, göze çarpmadılar mı? Askerleri, gençleri Ergenekon, Balyoz, KCK ve kendi gibi düşünmeyen hemen herkesi öteki diye ayırıp, acımasız kumpas kurarken, onlar da mı kumpasa kurban oldular? Bugün gene de oh olsun diyemeyiz. Hakkı, hukuku, adaleti savunacağız. İnsan haklarının üstünlüğünü elden bırakmayacağız. Keşke, polisin polisle imtihanı böyle olmasa idi.
*Ahlak çöktü ama olsun o benim polisimBütün İsmailler gibi… İsmail ADİL TÜY! İsmin ilk hecesi, İsmail’in nüfus kağıdından, onu babası koymuş!. Diğeri benim hediyem. Bana göre en uygun hareketi yaptı… Polis olarak Adliye’den koşarak tüydü… Ne işi var bu karışık ortamda!. Ne zaman adalet dense sonunda olmadık bir haksızlık çıkmıyor mu? Peki kaçmayıp ne yapacaktı ki. Herkesin Hukuk deyip durduğu, herkesin Adalet isteyip yerlere yığıldığı, gençlerin bu yüzden coplandığı, gazlara boğulduğu, yaralanıp öldüğü ama hiç kimsenin henüz hiç bir yerde bulamadığı adaleti o mu tek başına bulacaktı!. Hem de Adliye binası içinde!. Bir şeyi yıllar içinde çok iyi öğrenmişti… Adaletin en çok arandığı ama nerede ise hiç bulunamadığı yer Adalet binasıdır. Şimdilerde daha büyük mekanlara taşınmasına, Saray gibi olmasına rağmen! Adı İsmail. Türk polisi. İşi… Adaletin peşinde… Adalet nerede? Bugün için, yandaş Hakimlerin emrinde!.
*Ahlak çöktü! Bursa’da Ulu Cami’de kıldığı Bayram namazı sonrası Bülent Arınç “ahlaki çöküntü”yü işaret etti ama ne 17 - 25 Aralık operasyonlarından, ne de hırsızlığı ortaya çıkardıkları için başlarına gelmedik iş kalmayan polislerden söz etti! “Biz çok iyi bir toplumduk. Bunlar nereden çıktı? Bu ayrık otları nasıl yetişti, nasıl bitti?”(Ne denebilir ki… Bahçıvana sormalı… Tarlayı biz ekmedik ki! Duyan yok ama hatırlatalım. Nerede ise 13 yıldır ülkeyi AKP yönetmiyor mu? Milli Eğitimi milsiz hale getiren siz değil misiniz?. 4+4+4 ile neleri yerle bir ettiniz! İmam hatip olmayan okul kaldı mı?) Kadın iffetli olacak. Erkek de olacak. Zampara olmayacak. Eşine bağlı olacak. Kadın ise o da iffetli olacak. Mahrem- namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak. (AKP den ayrılıp yeni İFFET partisi mi kuruyor? Bırak kadınları, kimde bu ülkede gülecek hal kaldı ki!. Kasdettiği ağlanacak halimize gülmek olsa gerek! Ona da gülmeyin diyor! Keşke kadınlar birazcık gülebilse! Bu gidişle erkek egemen bu kafa ile yüzleri nasıl gülecek!)
Ahlak çöktü!. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu iddia ediyor: “Gırtlağına kadar yolsuzluğa batmış”, “Bağışları açıklamıyor, çünkü kara para”… Libya’nın verdiği ödül parasını ne yaptığını açıklamadı. Çünkü onu hiçbir hayır kurumuna vermediğini biliyoruz. Aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasında bütün adaylar gelen bağış paralarını açıkladı, bir tek Erdoğan açıklamadı. Çünkü kara para, açıklamaz…
Ahlaklı olmak bu mu? 17-25 Aralık operasyonlarını yapan polislerin, Çağlayan Adliyesi'ndeki gözaltı durumunda yaşananlar polisin polise (neci olurlarsa olsunlar) yaptığı ahlakın neresinde yer alır? Başbakan tarafından dün devlet üstün hizmet madalyası ile ödüllendirilmiş eski emniyet müdürü yeni tutuklu Yurt Atayün süresi kalmadığı için ifadesini tamamlayamadı! Elleri ters kelepçelendi. Atayün’ün Avukatı Ömer Turanlı. “Tuvaletlerde maşrapaya doldurup soğuk su ile duş aldılar. Bayram namazını da öyle kıldılar. Ben bayramlaşmak için gözaltındaki polislere şeker getirdim... Müdür emrindeki polise “sakın şeker almayın bunlarla bayramlaşmak bile yok” dedi… Başbakanın dediği gibi polis kinini korumuyor mu? Polisin polisle bayramlaşamadığı bir bayram!
Adalet, intikamla yaşar mı? Aslında suçun büyüklüğü (İN) aydınlanınca gözler önüne serilecek… Av sürecek gibi!. Atayün “İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'nce yapılan bütün operasyonlar Başbakan'a arz edildi.” diyor.Yani Başbakanın hepsinden haberi vardı. Peki şimdi suçları ne? İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edilen 49 polisten Yurt Atayün'ün de aralarında bulunduğu 11'i tutuklandı. Devletin gizli kalması gereken bilgilerini casusluk amacıyla temin etmek ve Resmi belgede sahtecilik suçlaması ile… Size hiç bir şeyler hatırlatmıyor mu? Hangi polise inanacağız? Tutuklanana mı tutuklaya mı?


Cehennemin kapısı aralanıyor mu? AKP nin uzun vadeli planı Şeriat devleti kurmaktır diyenlerin IŞİD’i seyrederken bu işin ucu Türkiye’ye değecek endişesi büyüyor. AKP yi dinliyoruz… Nerede ise 13 yıldır… Kurutulmadık gölet, kesilmedik ağaç, betonlanmadık yeşil kalmadı… Etraf, feryat figan!… Ama bizim gözlerimiz kapalı… Polisler de polis düşmanı olmuş!. Adalet saraylarında bir telaş…Biri mi bağırıyor dersiniz (Kaç İsmail kaç..) Bir yalan yüz doğruyu paslandırıyor! Biri sana doğru mu geliyor! Kaç AKP kaç…

23 Temmuz 2014

Cehennem’in kapısında!

“ Adamlar çalmış ama hizmet ve medeniyet getirmişler! Zaten biz de 2002 yılında götümüzde yaprak, elimizde mızrak ormanda av yaparak yaşıyorduk... (Çarşı) Sosyal Medyadan...
Normal Medya’da, normalde olması gereken hemen hemen hiç bir şey kalmadı… Sosyal Medya dolup taşıyor! Çoğu zaman da çoşuyor… Karşı olanların nefes aldığı, nefes aldırdığı yer oldu! Hal böyle olunca biz de aldık duvarı önümüze, duyar inşallah deyip gerçeği bağırıyoruz... Duyması gereken hemen her yer aslında DUVAR! Yalan Krallığında sanırsınız ki herşey AKP ile başladı… AKP ile bugüne geldi… Ülkenin ormanları katledilmedi… HES lere YESS dendikçe ihaleler katliama dönmedi! Sanki iki yüzlülük meziyet sayılmadı!. Halk fakirleşmedi! Ordu zayıflatılmadı!. Yargı ele geçirilmedi! Adalet mülkün temeli değil, iktidarın emeli olmadı! Kimlik kavgası yaratılmadı! Ülkeyi yöneten nefretine sahip çık nutku atmadı! Bölmedi… Parçalamadı… PKK ile gizli pazarlığa kalkmadı!.Ne yaptığını kimse bilmedi!.
Oysa havuz beslemesi Fırıldak Medya oralı değil! Hangi gerçekleri hasır altı etti! Cepleri büyürken itibarları sıfırlanmadı mı? Ergenekon-Balyoz- Casusluk gibi, katagullisi bol, sahte delilleri etrafa saçılan hormonlu davalarla insanların umutlarının zindana yatırılması ne içindi? Henüz yasaklanmamış bir kaç şeyi torba (Zorba) yasa tekniği ile bir hamlede aktarmalıyım! Yarın AKP ile gelen ve sorgulanmayan susma özgürlüğü, ifade edememe özgürlüğü yaygınlaşabilir!. Filistine yapılan baskıyı, zülmü, kadınların, çocukların ölümüne yol açan İsrail saldırısını lanetlemeyen kaldı mı?Başbakan en yüksek perdeden haykırmadı mı? Cumhurbaşkanlığı seçimine giderken içte prim yapar! Nelerden bahsetmedi dersiniz! Türkmenlere yapılan katliamı, İşid’in müslümanlara yaptığını, cinayetleri, adam alıkoymayı, camii ve türbe bombalamasını! Dile getirmedi…
İsrail bu zülmü hep yapıyor… Gaddarca… Haince… Başbakan IŞID için terör örgütü lafını ağzına almasa da müslüman halkın ölümü sadece İsrail’le sınırlı değil ki!. Başbakanın bugün ki öfkesine ve “one minute” çıkışına bakıp inanamayız!. AKP döneminde düşmanlığımız değil iş birliğimiz tam 4 kat arttı. Allahtan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, bir gerçeği görmezden gelmedi. Açıkladı: “Yapılan bazı araştırmalara göre son yıllarda günde ortalama bin Müslüman katlediliyor. Bunun yüzde 90'nı Müslüman tarafından, kardeşi tarafından katlediliyor. Sadece Suriye'de, Irak'ta değil. Libya'da, Pakistan'da, Afrika'da, Myanmar'da... Buralarda ortaya çıkan hareketler var. Şebaplar, İŞİD'ler, Boko Haram'lar var. Bütün bunlar nasıl türedi?. Müslüman kamuoyunda nasıl ortaya çıktı?. Üzerinde durmamız gereken en önemli husus bütün bu yapılar nasıl ortaya çıktı. Yanlış yapılar nasıl oluştu?. Asıl gaye ise temelinde mezhepçilik ya da fitne ateşini nasıl söndürebiliriz” dedi…
CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, batan dış politikadan artan malları işaret ediyor. Hesapsız ve plansız açılan hudut kapılarından ülkemize gelenler bugün sorun yaratıyor. Suriyeliler ile büyük bir gerginlik var. Çevre illerde ve Gaziantep'te yaşayan Suriyeliler rahat işyerleri açıyor ve denetlenmiyor. Bizim esnafımız ise işyeri açtığında SGK ve vergiler ödüyoruz, zabıta, polis bizi denetliyor. Suriyeliler de, çok rahat işyeri açıyor ve vergi, SGK gibi maliyetleri de yok!”. Zülme maruz kalanları tabii ki sokağa terkedemeyiz!. Ama ayağımızı yorgana göre uzatmak, öncelikle kendi ulusumuzun çıkarını düşenmek şart değil mi?
CHP’li Umut Oran, “Vekil olarak hükümet üyelerinin karıştığı yolsuzluk olayları konusunda parlamentoda yasama ve denetim görevlerim yaptırılmıyor” gerekçesiyle Avrupa Konseyi’ne Türkiye’yi şikâyet etti... Oran dilekçesinde Başbakanın polis ve yargı mensuplarını “çete, örgüt, paralel yapı” diye nitelendirdiğini, operasyonu gerçekleştirenlerin görevden alındığını, çıkarılan yeni yasalarla yürütmenin, yasama ve yargıya müdahalesinin önünün açıldığını ileri sürdü...
*İmam Hatip Liselerinin artması için yapay baskılar var... Milli Eğitim Bakanlığı özel öğretim kurumlarına yeni standartlar getirdi ve ibadethane zorunluluğu koydu. Bundan sonra yapılan tüm okulların ibadethanesi olacak! Dönüşümün hangi noktasına kadar geldik dersiniz?
*4+4+4 sisteminin çöktü AKP nin pek çok projesi gibi... Eğitim Sen raporu başka rakamları da ortaya koydu... Ülkede ortaöğretim öğrencileri 9 veya 10 sınıfta okulu terkleri arttı. Bu terklerle birlikte çocuk gelin sayısı da arttı... Çağdaş ülkeler seviyesine mi? Arap ülkeleri hizasına mı?
Meclis’te Muharrem İnce soruları ve cevapları sıraladıktan sonra şunu ekledi: “Türkiye Cumhuriyeti’nin 1948′den beri bir Filistin politikası vardı. ANAP’ın olması, Doğru Yolun olması, CHP’nin olması, MHP’nin olması, Adalet Partisinin olması, başka partilerin olması Türkiye’nin Filistin politikasını değiştirmiyordu. Ne yazık ki Türkiye’nin bu Filistin politikasını yerle bir ettiniz.”

Cumhuriyet değerlerini koruyabilmek için son durakta otobüs bekler gibiyiz. Son durak Cumhurbaşkanı seçimleri… Bugün durup yeniden düşünmeliyiz.! KİMİ SEÇMEYECEĞİZ!. Zira tam olarak Cennemin kapısındayız!

12 Temmuz 2014

Haksızlık HAK’tır!

Atın başı geçtikten sonra kuyruğundan yakalamağa kalkma ( Çerkes Atasözü)

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) büyük bir kampanya içinde… Devlet imkanlarının tümü ile hazırlanıyor… Genel Seçim havası yaygın… Oysa sadece Cumhurbaşkanı seçilecek! AKP bu yarışta kuralsızlıklarını saklama ihtiyacı da görmüyor… Bir garip telaş var! Ve bu ortamda Adaletin A sı yok ama AKP tüm kadrosu devletin tüm imkanı ile ve 12 yıldır alıştığımız yaptım oldu fırtınasını estiriyor! Adalet Patisinden adaletsizlik yayılmıyor mu? CHP milletvekili Mahmut Tanal haktan hukuktan bahsedecek oluyor... “Anayasanın 76. maddesi ve YSK'nin 2923 sayılı genelgesine göre, “hizmette bulunan, işçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin seçime katılabilmesi için istifa etmesi” gerekir. Dinleyen çıkmıyor... 17 Aralık ve 25 Aralık operasyonlarındaki hırsızlık, yolsuzluk iddiaları sanki partinin AK hecesi ile aklanı vermiş gibi. Oraya bakmıyorlar bile! Ne lüzum var savcıya! Ne gerek var yargıya! Ne alakamız var paralelle. O yaptı. Onun inine gireceğiz... Kavga havası ve suçlamalar dinmiyor!. AKP hala AK mı?
Kampanyada şarkılar da tamam... Bir de pastanın üzerine çilek misali ünlüler yapıştırılıyor... Kimi tanıtıyorsunuz ki! Özgürlük diye diye her umudu ters köşelere yatıran birini değil mi? Alışkanlıklar 12 yıldır sürüyor... Menfaat dünyası. Onun havuzlarında serinlemiyor mu? Benim Başbakanım! Benim polisim. Benim genel müdürüm, benim gazetecim, benim, benim, benim... Kısaca artık sadece ONUNKİLER var... Yepyeni bir Cumhuriyet kuruyorlar! Var olanı kevgire çevirmişler, bütün birleştirici değerleri yıkıcılarla değiştirmişler, alt üst etmişler ya… Cumhuriyetin son kullanım  tarihi dolmuş gibi davranıyorlar!. Menzile doğru… O da Samsun’a ayak basmış… Benim Samsun’um dedi mi, bilmiyorum. Bu gayret, bu telaş için bilgi verdi… Olay ne imiş? Recep Tayyip Erdoğan açıklıyor “Ben aranızdan ayrılmıyorum. Hizmetlerimize ara vermiyorum, dinlenmeye çekilmiyorum. Tam tersine sizlere, aziz milletime daha iyi hizmet edebilmek için bir üst makama aday gösteriliyorum. Olay budur”
Başbakanın Cumhurbaşkanı olunca daha çok iş yapacağı, her işe karışacağı beklentisi yok muydu!. Bir gün Cumhurbaşkanı olursam Anayasayı bu kez çiğnemem, mahkeme kararlarını dinlerim, istediğim yerlere villa yaptırmam dese “ ters köşe olurdum”... Demedi!. Genç bir sporcuya BU DÖVMELER ne?” dediğinde çok sevinmiştim. O sıra Taksim de bir gazeteci komaya sokuluncaya kadar polisten dayak yemişti. Onu soruyor zannettim. Usta siyasetçi ufukta yeni bir seçim görününce vites değiştirdi veya gerçekten adalete ulaştı ve ustalaştı! Geç oldu ama güç olmadı. Ramazanın da payı olabilir! İfade özgürlüğünün DÖVME ile sağlanamayacağını hele hele polisin kahraman olsa da, olmasa da halkı, gösteri hakkını kullanan binlerce genci dövmesi ile, hiç mi hiç özgürlükler yolunda ilerlenemeyeceğini gördü!. Birlikte yaşama, farklı fikirleri tartışma, düşünceleri dinleme becerisi gösterme de önemli bir ilerleme sağladı.. Öyle ya.. Olur olmaz dövme sahneleri artık bıktırmadı mı!. Olmayacak ölümler!. Oysa yanılmışım. Ters köşe olmuşum! Paralel’in AKP yi, pardon, Başbakanı aldattığı gibi bir duyguya kapıldım... Ne safmışım dedim. Gerçi dövme de deriye zarar veriyordu ama dayaktan sopadan falakadan bahsediyor ve olmaz anlamına nedir bunlar diye soruyor zannetmiştim. Oysa Başbakan Cumhurbaşkanlığı seçimine çeyrek kala 18 yaşındaki Galatasaraylı genç futbolcu Berk Yıldız'ın kolunu görünce onun tercihine karışıyor, terbiye ediyordu! Silin bunu diyordu. Bir kaç yerde Berk dövmeyi silmem demiş diye okudum... Cesur bir genç daha mı kazandık! Kısacası ortam dengesiz... Cumhurbaşkanlığı seçime giderken şartlar eşit değil! Yani Haksızlık var! Başbakan da şikâyetçi. Hayret ama o da eşit şartlarda yarışılmadığından yakınıyor. Şu anda siz 5-6 parti toplandınız, tüm teşkilatlarınız bir olmuş durumda. Sizi destekleyen medya da bir oldu. Karşılarında da şu anda sadece AKP’nin koyduğu aday var. Tek avantajı Başbakanlık, o da Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı”
Siz 5-6 parti, ben tekim diyor… Haksızlık değil mi! Başbakan hem kanuna aykırı bir şekilde Başbakanlıktan istifa etmeden aday oluyor, hem de seçilirsem tarafsız olacağım diyebiliyor… Sadece AKPlilerin değil 77 milyonun cumhurbaşkanı olacak! Ben bu cümleden tarafsızlık manası çıkaramıyorum. Bana göre bu cümlenin manası şu:77 milyon AKP’li daha yaratacağım. Ve hepsinin Cunhurbaşkanı olacağım. Böylece 77 milyonu tamamlamış olacağım. Başka nasıl 77 Milyonu kucaklayacak? Herkese eşit uzaklıkta nasıl kalacak?
Rakamlar da var. Var olmasına da gören gösteren var mı? Yazılanlara göre Devlet Televizyonu yani tüm yurttaşların (sadece AKP lilerin değil, öteki haline getirilmişlerin de) vergileri ile yayın yapan TRT, adaylara ne kadar zaman ayırmış bugüne kadar. Hesaplamışlar. Orantı göze batıyor. Başbakan: 51 195 dakika, Ekmelettin İhsanoğlu 4 389, Selahattin Demirtaş 476 dakika. Adaletsizliği anlatan olaylar da var! Şimdiden bir sürü! Kısa bir örnek: Erdoğan’ın Denizli mitinginde kentteki reklam bilboardlarının büyük bölümü kiralandı. Mitingin ardından Erdoğan’ın katılımıyla 15 bin kişilik iftar yemeği düzenlendi. Binlerce TL’lik her iki organizasyonun bütçesinin nasıl karşılandığı konusunda hiçbir açıklama yapılmadı. Cumhurbaşkanlığı seçim süreci anormal sıkıştırıldı! Normalde 2 yıl bir hazırlık yapılıyor...
Hayatımızdaki zorluklar bizler haberdar olmadan torba torba çoğalıyor? Sıkıntı artıyor. Meclis'teki torba (Zorba) yasaya eklenen bir madde ile vatandaşlara ait mülklere, kamu yararı kapsamında köprü, otoyol ve benzeri yapılar yapılması halinde kamulaştırılmış sayılacak. Yani vatandaş önerilen fiyatı kabul etmek zorunda kalacak, dava açamayacak. İleri demokrasinin en ileri ucu... Adalet hangi mülkün temeli? Kaliteli bir Medya var ya. Tüm köşelere adam oturtulmuş. AKP hayranı kahraman gazeteciler, yıllarını bu meslekte tüketmişlerin tanımadığı usta gazeteciler! Artık etraf her kalabalığa, sorgusuz sualsiz dalan kahraman polislerle dolu!. Medya’nın tamamı Alo Fatih’ten oluşmuyor. Alo.. kimler var kimler!. Demokrasilerde, sandık ve kazanma için her yol mubahtır prensibi acı sonlar hazırlar. Hiç bir siyasetçi aslında siyaset yaparken bunu görmeye hazır değildir. Bilse de çok kere gerçeği görmezden gelir! Adaleti ve özgürlüğü yürekliliğine sığdıranlar için seçilememe, görev yapamama bir nöbet değişimidir. Umudu bir daha ki seçime kalır… Demokrasiyi araç olarak kullananlar bir kere kaybederler. Bir daha gelemezler! Geri dönüşü yoktur. Kaybolmuştur… Mantık, hoşgörü, insaf çizgisi pek çok şey kaybolmuştur…

Yalanın, hırsın başkumandan olduğu bu meydanlarda HAKSIZLIK HAK olmuştur!.

3 Temmuz 2014

Menzil “İSLAM” devleti mi?

Yurdun güçlüyse cesursun. (Çerkes Atasözü)
Uzun ince bir yol… Menzile ulaşmak için çekilen çile!… Uğranılan mağduriyet!… O başörtülü bacıların Kabataş’ta vapura binerken başına gelenler! Çektikleri.. Ya da çektirdikleri! Tam 12 yıldır Kurgular, Katagulli’ler ,Sahte CDler., Mağdurlar ,Ergenekonlar Balyozlar ve Casusluk, KCK davaları… Günahsızların hapislerde çektiği acılar… Eski haline dönemeyecek aile yıkımları! Ülke çöle döndü, dönecek ama AKP de yalan kuyusunun suyu tükenmiyor!. Her olayda kapanmak, kapatmak, bir suçlu bulmakta becerikli. Hemen hemen her dinde 3 önemli emir yok mu? Kesin yasaklanan bu 3 emir. Öldürme-Çalma-Yalan söyleme değil mi? Başbakan şikayete gelen ve anamız ağlıyor diyen çiftçiye “Al ananı da git” demedi mi? Bugüne bakarsak haşaaa… Demek ki dememiş! Yurtta sulh cihanda sulh ata sözümüz vardı… Hatırlayamadık! Hem yurtta hem de cihanda ONLAR düşman olarak kaldılar! Biz ve Onlar Mezhep kavgasına indirgenen din üzerinden siyaseti çatışma ayarına getirdik! TIR lar dolusu silah, cephane ,Irak, Suriye , topraklarına gitmedi mi? Silah yetmedi, Kin’i ortak ettik… Erdoğan gençlere hitap ederken ne öğütledi… Kininizi unutmayın! Çok kucaklayıcı bir nasihat değil miydi? Kadın erkek eşitliğine inanmadığını bilmiyor muyuz? Başbakan “ben Cumhurbaşkanı olmak istiyorum” derken, dakikalarca bir logonun önünde konuştu! Logo çalıntı bir logo idi… Obama’nın logosunu taklit etmişlerdi. Onu da mı çaldınız diyemedik! Her şeyi kucaklarken  muhalif basın kucağa gelmedi! Sığmadı, dışarda kaldı! Ramazan sofrasını süsler gibi konuşmasını, dini temalarla doldurdu! “Zaferin sahibi sadece Allah’tır”, “Bu millete zaferi müjdele ya Rab” derken korkuya kapıldım… Savaştayız da bizim mi haberimiz yok! ZORBA (pardon)TORBA yasalarla savaş ilan edilse haberimiz de olmaz ki!
Ülkemde her şey açık ya! Başbakan onu da açık açık açıklıyor! Neden siyaset yapıyor dersiniz? “Dicle’nin kenarında kaybolan koyunların hesabını sormak için siyaset yaptık”, “Yoksul olduğu için kapının önüne konanlar için siyaset yaptık” “Ayrımcılık yapmadık”, Sadece Dicle kenarındaki koyunlar mı? “Cumhurbaşkanı olacağım” demek için, görkemli bir salonu doldurup, dini içeriği bol cümleler pompalamak, ülkedeki çöküşü, geriye gidişi, gerçeği göremeyenleri bir kere daha yalana boğmak, onları koyun yerine koymak değil mi? Yoksul oldukları için AKP nin 4 bakanını ayakkabı kutularını dolduracakları bir yere mi koydunuz? Yoksa Soma da yolsulluğu anlatmaya kalkan kuyudan kurtulan bir gençi yoksulluğunu gidermek için mi tokatladınız, İsrail dölü saydınız? Önce askeri vesayeti yıkacağım dediniz. Askeri körelttiniz… Sonra, Yargı vesayetini hedeflediniz… Yargıyı yeniden kurguladınız. Şimdilerde eski ortak yeni düşman, paralel vesayeti yok etmek görev haline geldi! Cumhurbaşkanı seçilirsem güçlü bir Cumhurbaşkanı nasıl olurmuş göstereceğim diyorsunuz. 12 yıldır görmek isteyenler sizi görmedi mi? Hak hukuk terazisinin diğer kefesinde kim kaldı? Denge ve fren sistemi yok olmadı mı? Asker-yargı-medya vesayetiniz altına girmedi mi? Asıl melese şu: Demokrasiyi sizin vesayetinizden kim kurtaracak? İktidarınızda, aşırı dindarlık, gericilik öyle bir kök salmış ki kafa keserken, palayı sallarken Allahu ekber demek unutulmuyor! Bana anlatılan, benim dinim bu mu? DİNİMİ ELİMDEM ALDINIZ. Bu benim dinim diyemiyorum! Allahın verdiği aklı, mantığı neden kullanamıyoruz? Üzeriden 21 yıl geçti ama yobazlık tehdidi kalktı mı? Yoksa sinsice büyüyor mu?. Madımak nasıl kapkara bir lekedir? Ama gerçektir. Musul Konsolosluğu olayını da yazmak bugün yasaktır… Medya mefta olduğu için üstü örtülen hırsızlığı, yolsuzluğu , arsızlığı AKP nin giydirme, örtme, örtünme merakına bağlamak gerekmez mi? Musul konsolosluğu olayı hangi noktada? Kaçırılan... Türkler nerede? Medya’dan sildik!Nüfusumuzdan da mı sildik? Mırıltılar artıyor! Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçlanana kadar bir yerde yiyip içip tatil mi yapıyorlar? İşkence mi çekiyorlar? Bir bilen vardır… Biri Başbakana sorsa… Ne iyi olurdu. Sora bilir mi?  Bugün sokaklarımızda hangi tehlikeyi büyütüyoruz? Canlı bombalar yok mu? Bu ülkede, insanlar cayır cayır yanmadı mı? Yanık kokusu hafızamıza kazanmış, nasıl unutulur?
Sivas’ta, 2 Temmuz 1993’te, 4. Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nin hazırlıkları sırasında  gerici odaklar çevre illerden otobüslerle Sivas’a geldiler. Camilerde toplantılar yapıp, bildiriler dağıttılar. Cuma namazından çıkan bir grup, “Sivas laiklere mezar olacak”, “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak”, “Şeriat gelecek, batıl zail olacak” sloganları atarak etkinliklerin yapıldığı kültür merkezine ardından valiliğe saldırdı. Atatürk ve Pir Sultan Abdal heykelleri yıkılarak yerlerde sürüklendi. Kalabalık, tekbir getirererek ellerindeki benzin bidonlarıyla aydın ve sanatçıların sığındığı Madımak Oteli’ne yürüdü. RP’li Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu, otelin önünde kışkırtıcı bir konuşma yaptı. Madımak Oteli’ne sığınmış aydınlar, sanatçılar ve gençler korku içinde beklerken. Elektriklerin 7.5 saat kesildi. Kalabalıktan birkaç kişi otele girdi ve ellerindeki benzini dökerek perdeleri ateşe verdi... Katliamda 33 aydın ve sanatçı , 2 otel görevlisi can verdi. 51 kişi ağır yaralandı.


Işid bizim için nedir? Terör örgütü demeyen bir Başbakanımız var. Kalkar şimdi biz terör örgütü dersek Başbakana inanmamış mı oluruz! Nereden geldilerse, hangi sınır kapımızı kollarını sallayarak geçtilerse! Onun bilgisi içinde değil midir?.. Henüz hatırlamamız yasak değil!.. Niğde civarlarında çatışmaya girip askerlerimizi öldürdüler… Haber sürdü mü? Hemen üstü örtüldü! Tehlikeyi farkına bile varamadık! Olaylar dikkatten kaçtı! İstanbul’dan Şanlıurfa’ya giden otobüsün yolcularından A.K., sabaha karşı herkesin uyuduğu sırada eline aldığı bıçakla “Allahuekber” diyerek 3 kişinin boynunu kesti!.. Yolcular ağır yaralandı. Allahtan saldırgan pala bulamamıştı! Üç kafa daha kesebilirdi! AKP iktidarında uzun ince bir yoldayız. Nereye kadar geldik bilen var mı? Uzun ince ve karanlık bir yol!. Başbakanın duası şöyle“Bu millete zaferi müjdele ya Rab” Neyin zaferi bu? Menzil’e, yani islam devletine ulaşma zaferi mi?

2 Temmuz 2014

Selin torunum pür dikkat MANTI açıyor!

Selin. Üç erkek torundan sonra gelen kız torunum.
Mutfaktan çıkmıyor. Görünüşü göre detaycı.
En ince ayrıntıyı hesaplıyor.
Erkek torunlarda görmediğimiz özellikleri var.
Kız olduğu için mi?
Yoksa özellikleri özel mi?
Büyüdüğünü görebilirsek, ömrümüz yeterse anlayacağız.

24 Haziran 2014

Örümcek ağı deyip geçmeyin!

Sağanak ve dolu yollarda seller meydana getirdi.
Silivri’de yazlıktayız. Önce hava karardı. Ardından şimşikler ve kulakları sağır eden gök gürültüsü. Sağanak. Fırtına. Dolu.
Seller doğru denize. Ağaçların yaprakları patır patır yerlerde.
Dimdik ayakta kalan örümcek ağı.
Facebook’tan örümcek ağı iye ilgili AA’dan alınan bilgi şöyle;
Örümceğin ağ yapmak için kullandığı ipek telleri inceleyen bilim adamları, tek tek tellerin sanıldığı kadar dayanıklı olmadığını ancak karmaşık bir biçimde örülen ağın bir bütün olarak son derece dayanıklı olduğunu ortaya çıkardı.
Araştırmacılardan Markus Buehler, ağın mekanik özelliklerinin yeni nesil süper güçlü maddelerin tasarlanması için kullanılabileceği ileri sürüldü. Araştırmacılar, doğal ya da insan yapımı diğer tüm liflerden farklı olarak örümceğin ürettiği ipeğin yumuşayıp katılaşabilme özelliğine sahip olduğunu ve farklı yük türleri taşıyabildiğini buldu.
Aynı şekilde ağ yapımında kullanılan diğer maddelerle karşılaştırılan örümcek ipeğinin düşen dallar ya da şiddetli rüzgarlar karşısında 6 kat daha dayanıklı olduğu ortaya çıktı.

Araştırmacılar, ağa herhangi bir ağırlık uygulandığında sadece bir telin koptuğunu ve örümceğin yeni baştan ağ örmek yerine tek bir teli onararak ağını yenilediğini buldu. Ağın çeşitli bölgelerinden yüzde 10 oranında teli kaldıran bilim adamları, ağın yüzde 10 oranında daha da güçlendiğini gözlemledi. Bilim adamları, örümcek ipeğinin aynı ağırlıktaki çelikten 5 kat daha güçlü olduğunu belirledi. Nature dergisinde yayımlanan araştırma, örümcek ağlarının iki farklı tür ipek içerdiğini de ortaya çıkardı. Sert ve kuru olan ipek türü, ağın merkezinden dışarı doğru dönen tellerde kullanılırken daha ince ve yapışkan olan ikinci ipek türü ise örümceğin avını yakalamak için hazırladığı tuzaklardaki sarmal tellerde bulunuyor. 

22 Haziran 2014

(Işid) İŞİD AMA DUYMAMIŞ OL!

Özgürlük için Gökyüzünü satın almanıza gerek yok... Ruhunuzu satmayın  yeter..N.Mandela

Gökyüzünü bile ellerinden gelse KUPON arazi listesine sokup satacaklarını düşündüğüm iş bilirler, iş birlikçiler, yalakalar, ruhlarını elden çıkaranlar arttıkça özgürlüğü yakalama umudumuz azalıyor! Başbakan ileri demokrasinin düşünce ve ifade özgürlüğünün kök saldığı bir ülke de mi konuştu? Musul Konsolosluğunda konsolos dahil tam 49 vatandaşımız rehin alındı... Ne oldu? “Susun bahsetmeyin... Onları kurtarmak üzereyiz” dendi mi? Yani ne olup bittiğini sorarsak rehinelerin akıbetinden biz sorumlu olacağız!... Bak susmadınız neler oldu? Ya sustuğumuz zaman neler oluyor? Sustukça daha da neler olacak dersiniz!

Paraları sıfırla konuşması  TUBİTAK mucizesi ile “eklenti” denerek eşi benzeri olmayacak bir yalan olarak kayda geçti... Londra merkezli uluslararası bir kurumunTÜBİTAK raporunun hemen ardından gelen belgesi medya da yeterince yer almadı... Bir iki cılız ses dışında duyan olmadı... Konuşma montaj değil gerçekti... Satın almalarda yıldızlara ulaştık. Havuzlar doldu taştı. Taşkınları konuşamadık! Ne oldu şu sıfırlanan paraların devamı? Öğrenebildik mi?
Geri dönüp bakanlar 2007 yılından bugüne, neyin değiştiğini fark edebildiler. Ama yüksek sesle konuşamadılar .Kim aşırı güç kullanımına aşırı tepki gösterebildi? Gençler öldü, çocuklar ceplerindeki bilyeler yüzünden terörist sayıldı. TIR yüklü silahların adresi ise sorulamadı! Polis normal polislikten, donanımı yüksek vurucu gücü artmış, kalbi katılaşmış kırıcı bir iktidar polisine dönmedi mi? Emir alır almaz burnunun ucundaki öfkesi, yerli yersiz sıktığı biber gazı, yerli yersiz halka  attığı dayak. YUHHHH denince öfke tutulması can aldı!.. Demokrasiyi içine sindirse, halkın polisi olsa, çatışmayı önleyecek yerde çatışma çıkarmasa! 167 kişi ölmeyecekti!

Müslüman etiketli bu vahşi Terör Örgütüne (IŞİD’e) çok yakın olmak neyin nesi?. Korur gibi davranmak hangi gerekçeye dayanabilir? Öyle hassas ki. Başbakan toz kondurmamak gayretinden vazgeçmiyor. Benim ülkemde o ne rica etse yasak 24 saat sonra çıkıp geliyor... Yas... sakkk hemşerim denmedi mi?. Medya sordu mu? Nerede benim düşünce ve ifade özgürlüğüm diyor mu? Terör ve insanlığa karşı işlenmiş suçlar artık ülkemde de umuyorum bu kadar geniş ve suskun alanlar bulamayacak!. Ulusların sessiz takibi enayi yerine konmayı kaldırmayacak kadar gelişmiştir... Sessiz ve derinden giden pek çok dosya, pek çok gerçek derinlerden filiz verirse ben şaşmayacağım. Başbakana yurt dışında hissettirilen soğukluk görülmüyor mu?  İlla da Esad’ı devirmek için kinle, nefretle, fırtınaya kapılmış gibi yapılan öfkeli hamleler ulusalararası itibarımızı sarsıyor! Balyoz davasındaki Anayasa Mahkemesi kararı Adalete güveni tam olarak eski yerine getirmemiştir. Sadece istenirse Adalet tüm kurumları ile yeniden düzenlenilir umudunu vermiştir.

Askere olan bu düşmanlık ne? Sorgulamanın zamanı gelmedi mi? 5 yılı haksızlıkla çalınmış olanlara “ben yanlış yargıladım... Bu işte kumpas vardı... Gel seni yeniden aynı delillerle bir daha yargılayalım demek mi adalet?. Hani bu çorabı ören şebeke? Yeni bir çorap örmeyeceği nereden belli? Ben artık dünyanın en ünlü cambazı da olsa başımı kaldırıp iptekine bakmam! Onun gösterdiği, ne ters köşeye, ne de düz köşeye, hiç bir köşeye yatmam! Beklerim...

Adalet şaşmamalı! Hak arayanlar susturulmamalı .Susmamalı! HAKLI SESLER dinlenilebilmeli! Kanal İstanbul... 3. Hava limanı... 3.Köprü gibi çılgın projeler zarar verecek diyenleri asla dinlememek, yok saymak, adam yerine koymamak ne zamandır hak oldu? Sandıktan çıkma diktanın kim ismini demıokrasi koydu? Başbakan susun konuşamayın”diyecek 24 saat geçmeden konu yasaklanacak! Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Merkezi, Başbakanın Terör örgütü denmesini istemediği örgüt için ne diyor?
“Örgütün 15 bine yakın üyesi var, “IŞİD’i diğer örgütlerden ayıran en önemli özellik, Körfez Bölgesi’nden yardım görmesidir. Amacı, Irak ve Suriye topraklarından dünyaya yayılan bir İslam devleti kurmaktır. Kurulduğu günden beri aktif olan IŞİD, öngördüğü İslam Devletini kurmak için faaliyetlerini artırmış ve yüzlerce insanın yaralanması ve öldürülmesi sorumluluğunu üstlenmiştir”


IŞİD NE ÖRGÜTÜDÜR ACABA diye sormadan biz hangi mahalledeyiz demeliyizDün kurucu iradenin yerleştiği alan laik, demokratik, sosyal bir devlet çatısı içinde yüzü aydınlığı gören, hiç bir alanda baskıyı yaşamayan bir yerdeydik… Çatısında Türk bayrağı dalgalanırdı! Biri çıkar indirir mi endişesi de yoktu! Kurucu irade dün zor şartlarda tek bayrak altında özgürlük ruhunu yaşatarak bir ulus yarattı… Bugün yeni bir mahallede yaşıyoruz. Yollar genişledi. Köprüler büyüdü. Ama çatı kubbe olsun deniyor! Çevre baskısı büyük! AKP 12 yıldır zaman zaman buharını kıstığı düdüklü tenceresinde ateşi sonuna kadar açtı! Şeriat devleti özlemini pişiriyor… Israrla… İnatla… Ha pişti… Ha pişecek… Işid’i açıktan dışlayamıyor... Tenceredekini unutmazsanız formül ve gidilen yolu da çözersiniz!… (Işid) İŞİD AMA DUYMAMIŞ OL!.

18 Haziran 2014

İNÖNÜ, KAĞIT PARALARA NEDEN KENDİ RESMİNİ BASTIRDI?

 İktidarın istismar ettiği bir konu var. Atatürk resmi basılı paraların tedavülden kaldırıldığı ve yerine İnönü resimli paraların basıldığı konusu.
İnternete düşen ve elektronik posta yolu ile herkese ulaşmaya çalışılan bir bilgi bana da geldi.
Mantıklı ve doğruya benziyor. Ben de bu bilgiyi sizlerle paylaşmak istedim.
Bilgi şöyle;
O yıllarda ülkemizde para ve pul basacak matbaamız yoktu. Para ve pullarımızı İngiltere Londra' da büyük tesisleri bulunan Thomas De La Rue basıyordu. 1940 yılında İsmet İnönü hükümeti tarafından aynı kişiye 100 ve 50 kuruşluk olarak 20 milyon liralık banknot bastırıldı. Basılan banknotlar Londra' dan Newyork Shine adlı gemiyle Türkiye'ye gönderildi. Gemi 2 hafta süren yolculuktan sonra yakıt almak için Yunanistan'ın Pire limanına uğradı. Tarih 16 Nisan 1941' di. Alman uçakları Pire limanına saldırarak Türkiye' ye para getiren Newyork Shine gemisini batırdı. Gemideki Türk paraları denize saçıldı ve Yunanlılar tarafından toplandı.
Bu olay üzerine İnönü paraların Yunanlılar tarafından kullanılmasını önlemek amacıyla Atatürk resimli tüm banknot paraları tedavülden kaldırmak zorunda kaldı. Yıllar sonra bu paralar da tedavülden kaldırılarak yeniden Atatürk resimli paralar bastırıldı.

16 Haziran 2014

Unutulan tarihimiz: Rumeli Feneri Kalesi

Rumeli Feneri Kalesi, İstanbul'da Rumeli Feneri sırtlarındaki 17.yy döneminden kalma kale.. İstanbul Boğazı'nın Karadeniz tarafından en uç noktada yer alan kalenin kemerli bir giriş kapısı var.Cumhuriyet döneminde askeri karakol olarak kullanıldı. İki büyük kulesi olan ve 17.yy'da IV. Murad zamanında yeniden inşa edilen kalede o dönem 60 asker evi, 100 top, cephanelik, buğday ambarları, bir camii vardı ve 300 asker yaşıyordu. Bugün ise kaderine terk edilmiş durumda.