2 Eylül 2016

Tatilcilerin “CAZİBE MERKEZİ”Bozcaada!

Kardeşim gibi sevdiğim bir dostum bizi Bozcaada’da yaptırdıkları bağ evine davet etti. Böyle kardeşe can kurban. Yazlıktan aldılar, yedirdiler, içirdiler, gezdirdiler yine yazlığa getirip bıraktılar.
Bize de Bu geziyi daha doğrusu Bozcaada görüntülerini sizlerle paylaşmak düştü.
SİZİ İLK “KALE” KARŞILAR: Bozcaada iskelesine feribotla yanaşırken sizi tüm görkemiyle kale karşılar. Kalenin, Venedik, Ceneviz ve Bizanslılar döneminden beri kullanıldığı biliniyor. Kalenin iç bölümünde Bozcaada ile ilgili tarihi ve etnografik eserlerin görülebileceği bir sergi mekanı bulunuyor.
 Bozcaada ismi, Yunanca Тenedos isminden geliyor.Türkiye'nin üçüncü büyük, Ege Denizi’nde ise Gökçeada’dan sonra ikinci en büyük adası. Çanakkale’ye bağlı, Türkiye'nin il merkezleri hâriç köyü olmayan tek ilçesi.
Yüzölçümü 40 km², anakaraya uzaklığı 6 km. 2015 yılı verilerine göre ilçe nüfusu 2.643. İlçede nüfus yazları tatilcilerle artıyor. Bağcılık, deniz turizmi ve rüzgâr santralleri ön planda.
YERLEŞİM ADANIN DOĞUSUNDAKİ KOYDA: Feribotun yanaştığı iskelenin bulunduğu koy yerleşim  alanı olmuş. Tipik evler ve pansiyonlar bu bölgede. Tabii lokantalar kafeler de.
Adanın tarihine bir göz atarsak, Çanakkale Boğazı'nın girişindeki önemli stratejik konumu adaya damgasını vuruyor.
Tenedos adı Herodot'un yazılarında sık sık geçiyor. Antik çağ'da Midilli adasında oturan Aiolya halkının bir kısmının buraya yerleştiği tahmin ediliyor.
TEK KATLI TAŞ EVE İZİN VAR: Bozcaada, şaraplık üzümleri ve şaraplarıyla ünlü. Adanın büyük kısmı bağlarla kaplı. Adada yetişen gelincik çiçeklerinden az miktarda üretilen şerbet ve reçeller daha çok turistlere satılır.
Fatih Sultan Mehmet döneminde 1455 yılında Gökçeada ile birlikte fethedilen ada, Osmanlı donanmasının ikmal üssü olarak kullanıldı. Bunun üzerine Venedikliler adaya tekrar asker çıkardılar. 1464'te Mahmut Paşa, adayı tekrar Osmanlı İmparatorluğu topraklarına kattı.
AKVARYUM PLAJI: Halk arasında, etrafta yüzen çeşitli balıkların çokluğundan dolayı "Akvaryum Koyu" diye bilinir. Herhangi bir plaj tesisi olmayan küçük bir koy. Burası tamamen kendi hazırlığınızı yaparak gelmeniz gereken bir yer.
Bozcaada, Çanakkale Savaşı'nda Birleşik Krallık ve Fransa kuvvetleri tarafından işgal edildi ve lojistik destek için kullanıldı. Bu dönemde müttefik kuvvetler Ayazma Tepesi'nde, Habbele Ovası'nda ve Habbele Tepesi'nde savaş uçakları için üç pist yaptı. Savaş sırasında müttefik askerleri, Bozcaada'da tedavi oldu ve dinlendi.
HABBALE PLAJI: Bozcaada'da Ayazma Plajına oranla daha sakin bir koy olan Habbele Koyu, kumlu ve taşlı bir deniz zeminine sahip. Araçla gidilebileceği gibi, plaja minibüslerle erişim de mümkün. 
Bozcaada 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti'ne bırakıldı. Türkler, adayı aynı yılın 20 Eylül günü teslim aldılar.
Bozcaada belediyesi de adanın Türkiye'ye geçmesinin hemen ardından yine 1923'te kuruldu.
 
 ÇAYIR PLAJI: Adanın Kuzeyi’ine bakan plaj çok rüzgâr alıyor. Bu nedenle plajda rüzgâr sörfü yapılıyor. Lodoslarda ise yüzme için havuz gibi bir alan.
 SULUBAHÇE PLAJI: Havlunuzu alıp bütün gün güneşlenip denize girebileceğiniz bir plaj. Hemen belirteyim deniz suyu oldukça soğuk.
DAR SOKAKLAR: Adadan ayrılan Rumların önemli bir kısmı, Sidney'e ve Atina'ya göç etmiş. 1923'teki büyük göçten sonra 1970'lere kadar duraklayan Rum nüfusundaki azalma, Kıbrıs Harekâtı sonrasında hızlanmış.

YERLEŞİM SIK SIK KESİLMİŞ: Bozcaada'da yerleşim 14.yy'ın son yıllarında adanın tümüyle boşaltılmasıyla kesintiye uğramış. 15.yüzyılın ortalarında ada Osmanlı yönetimine girdiğinde boş olduğu yönünde belgeler var. 

230 RUM KALMIŞ ADADA: 20. yüzyıl başında nüfusun yarısından biraz fazlasını Ruumlar oluştururken, bugün adada sadece 30 kadar Rum kalmış.

 TATİL GÜNLERİ LOKANTALAR DOLUP TAŞIYOR: Adada çok hareketli olmasa da gece hayatı var denilebilir.  Ancak adaya gitmeyi planlayan misafirlerin gece hayatı ve hareketlilikten çok dinginlik ve istirahat beklentisi ile gelmeleri tavsiye olunur.

 KOYLAR BALIKLAR İÇİN DOĞAL BİR SIĞINAK: Ada kıyıları balıklar için doğal bir sığınak ve üreme bölgesi. Bu yüzden ada etrafında trolle avlanma yasaklanmış. Koylar amatör balıkçılar tarafından büyük rağbet görüyor.


13 Ağustos 2016

Eskişehir’de Sualtı Dünyası çocukları bekliyor




Eskişehir'de Sualtı Dünyası Sazova Parkı içinde yer alıyor. Toplam 3200 m2 lik bir alanda kurulu. Burada 84 farklı türden toplam 2150 adet balık yaşıyor. 
Sualtı Dünyasında Tropikal akvaryum, Teraryum, Dokunma akvaryumu, Mersin akvaryumu, Amazon nehri gibi bölümler var.Akvaryumları gezenler, Kuzey Ege, Kızıldeniz, Atlas Okyanusu, Amazon Nehri ve Güney Amerika gölleri gibi dünyanın farklı noktalarından getirilen birçok türden balığı görebiliyorlar.

2 Temmuz 2016

Cama “hayat “ verenlerin eserlerini sergileyen müze!

Eskişehir Çağdaş Cam Sanatları Müzesini Odunpazarı’nda gezebilirsiniz. Eskişehir Odunpazarı Evleri Kent Müzesi kompleksi 1 Aralık 2007 tarihinde hizmete girmiş.
Müze, Türkiye'nin ilk cam sanatları müzesi. Müzede 42 cam sanatçısının eserleri sergileniyor. Yerli sanatçıların eserlerinin yanı sıra Japon, Polonyalı, Letonyalı, Alman bazı sanatçıların da hediye ettiği eserler müzede yer alıyor. Müzenin 3 galerisinden ikisi müzenin devamlı koleksiyonunu sergilemek için kullanılıyor; diğeri ise genç sanatçıların eserlerinin geçici olarak sergilendiği bir mekan. Müze binası restore edilmiş üç Odunpazarı evinin birleştirilmesiyle oluşmuş.
ABBAS PEKIŞIK’IN ESERİ
 BEYZA TÜKEL’İN ESERİ
 EKREM ÖZEN’İN ESERİ
 
SELİN LEVİ’İN ESERİ
 
SANİYE BILDIRCIN’IN ESERİ

3 Haziran 2016

Kayaların içinde yaşayan uygarlık: FRİGLER

Hititlerin M.Ö. 1700’den başlayarak 500 yıl süren egemenliklerinin ardından M.Ö. 1200 yıllarında parçalandıkları sırada, Anadolu’ya gelen ve sonradan adlarına Frig denilen bir kavim göçü başlamış.
KAYA BLOKLARINI OYMUŞLAR: Frigler Afyonkarahisar-Eskişehir-Kütahya illerinin birleştiği bölgede özgün bir kültür oluşturmuşlar. Bu bölgede kült mezar ve mezar anıtları biçiminde, büyük boy kaya blokları üzerine işlenmiş Ana Tanrıça Kybele kültüne ait tapınak cepheleri ile yine Ana Tanrıça Kybele kültüne ait aslan kabartmalarıyla dünyanın en ilginç ve en değerli eserlerinin yaratılmasını sağlamışlar.
KRAL MİDAS’IN UYGARLIĞI: Frig Uygarlığı, dünyada yalnızca bu bölgede yaşamış olan ve kendinden sonra gelen medeniyetlere büyük etkilerde bulunmuş bir medeniyet. Frigler efsanevi kralları Midas döneminde güçlü bir devlet konumuna gelmişler. Günümüzde Kütahya, Afyon ve Eskişehir il sınırlarına yayılan Dağlık Frigya Bölgesi, derin vadiler tarafından şekillenen dağlık bir alan olup, kolayca işlenebilen volkanik tüflerden oluşan bir jeolojik yapıya sahip. Bu doğal yapı kayanın oyularak inşa edildiği özgün bir mimarinin ortaya çıkmasına neden olmuş ve bu mimari kendinden sonra gelen birçok medeniyet tarafından uygulanmış.

 YAZILI KAYA FRİĞ VADİSİ: Frigler M.Ö 1200 yıllarında Anadolu da Hitit egemenliğine son vererek güçlü bir siyasi birlik oluşturmuşlar ve zamanla çok geniş bir bölgeye yayılarak yeni yerleşim birimleri kurmuşlar. Bu yerleşim yerlerinden biri de Eskişehir İli, Han ve Seyitgazi ilçeleri arasında yer alan ve ormanlarla kaplı olan vadi. Bu vadi günümüzde Frigya Vadisi olarak biliniyor.

ANTİK YAZILIKAYA KENTİ: Friglerin en yoğun olarak yaşadıkları kentlerden biri olan Antik Yazılıkaya Kenti, bugün Eskişehir iline bağlı Çifteler ilçesinin 39 km. güney batısında bulunuyor. Frigler, bu coğrafyadaki kayaların kolay işlenebildiğini görmüş ve zamanla kayaların içinde kendilerine yeni bir yaşam biçimi yaratmışlar.
FRİG KAYA ANITLARI: Frig Kaya Anıtları Frig dininin tek tanrısı Ana Tanrıça Kybele'ye adanmış. Kentin en görkemli anıtı Midas Anıtıdır. Ahşap mimarinin kaya üzerine uyarlanmış en güzel örneği olan anıt adını yazıt içinde okunabilen "Midai" sözcüğünden almış ve cephesi doğuya bakar.

EN ÖNEMLİ DİNSEL YAPI: Midas Anıtı'nın 210 m. güney batısında yer alan ve Bitmemiş Anıt (Arazastis Anıtı) olarak adlandırılan yapı yörenin en önemli dinsel yapılarından birisidir. Bitkisel Motifli Anıt, Küçük Yazılıkaya ve Bahşeyiş Anıtı diğer önemli kaya anıtlarıdır.

 FRİG KALELERİ: Yazılıkaya'ya ulaşan yollara hakim olan tepelerde bulunan, bir zamanlar soyluların ve askerlerin yaşadıkları Frig kaleleri, Friglerin yaşam biçimini anlatan en önemli yapıtlardandır.

2 Haziran 2016

Büyükerşen’in büyük eseri: Balmumu heykeller!

Müzedeki Atatürk-Nazım Hikmet-Mevlana'nın balmumu heykelleri.
Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi, Eskişehir’in tarihi ve turistik noktalarının yer aldığı Odunpazarı semtinde yer alan ilgi çekici bir müze. Odunpazarı Evleri’nin birinde yer alan müze, dünyaca ünlü Madame Tussauds Müzeleri’nin bir benzeri olarak görülüyor.
Yılmaz Büyükerşen’in çalışmaları sonucunda hayat bulan müzede başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çeşitli dönemlerine ait balmumu heykeller sergileniyor. 
Müzedeki Kanuni-Kral Midas-Yunus Emre-Battal Gazi 'nin balmumu heykelleri.
Müze 5 farklı bölümden oluşuyor:
A salonunda;Atatürk, Osmanlı, Kurtuluş savaşı, Cumhurbaşkanları, Cumhuriyet;
B salonunda Havacılık ve Demiryolu, Basın Yayın, sinema TV, spor, Tiyatro, sanayi, Dünya liderleri ve bilişim;
C salonunda Tarihi karakterler;
D salonunda Demokrasi;
E salonunda eğitim, anılar ve ödüller adı altında tanınmış şahsiyetlerin balmumu eserleri sergileniyor.
Müzede toplam 160’ın üzerinde balmumu heykel var.
GELECEK YAZI:
FRİG VADİSİ

1 Haziran 2016

Geziden: Koyun ciğeri ile belirlenen belde: ODUNPAZARI!

Osmanlı Dönemi'nden kalma tarihi evler Odunpazarı’nda yaşatılıyor. Odunpazarı Eskişehir'in ilk yerleşim yeri. Semt kentin güney kesimindeki tepelerin üzerine kurulmuş. Bademlik denilen bölgeye uzanıyor. Rivayet odur ki Eskişehir'e yerleşmeyi düşünen ilk halk Odunpazarı ve şimdiki Porsuk Çayı'nın olduğu bölgeye birer koyun ciğeri asarlar. Hangisi çok dayanırsa orayı yerleşim bölgesi seçeceklerdir. Odunpazarı'na asılan ciğer daha geç bozulur ve ilk yerleşim burada oluşur.
 GELENEKLERİNİ KORUYAN EVLER: Kent Osmanlı örneklerini korumaktadır. Çıkmaz sokaklar, ahşap süslemeli bitişik düzenli, cu evler geleneklerini koruyarak günümüze kadar gelmiş. Odunpazarı’nda evler genelde iki tip olarak yapılanmış. İlk tip konutların girişleri sokaktandır, bahçeleri arkadadır. İkinci tip konutlar ise bahçeler önde, konutlar bahçe içinde olacak şekildedir.
USTALARIN BÖLGESİ: Konutlar genelde bir sofa ve etrafındaki odalardan oluşur. Çok katlı konutlarda zemin kat, mutfak, depo gibi servis hizmetlerine ayrılmıştır. Yaşam ise üst katlardadır. "Odunpazarı" ismini alan bölge, aynı zamanda; lületaşı ustaları, bakırcılar ve demirciler gibi geleneksel el sanatlarının isimleriyle anılan sokakların kurulmasına sahne olmuş.
OTANTİK VE GÖSTERİŞLİ: Odunpazarı evleri, Safranbolu ve Beypazarı evlerine göre daha otantik, daha gösterişli. Osmanlı'nın son döneminde zengin ailelerin oturdukları konaklar, "Odunpazarı Evleri Yaşatma Projesi" ile yeniden Yaşanılacak mekanlar haline getiriliyor. 
27 EV YENİDEN YAPILMIŞ: Bugün beş ayrı sokakta devam eden çalışmaları da kapsayan "Odunpazarı Evleri Yaşatma Projesi"nin en önemli ayağını Beyler Sokak Sağlıklaştırması oluyor. Türkiye'nin en büyük restorasyon çalışmasının başlatıldığı Beyler Sokakta bulunan 27 ev yeniden yapılmış.
ÖNEMLİ KONUKLAR AĞIRLANMIŞ: Buradaki birbirinden güzel tarihi evlerde ünlü konuklar ağırlanmaya başlamış bile. Tiryaki Hasan Paşa Sokağına bakan üç katlı bina Kurtuluş Savaşı yıllarında Yunan komutanın karargahı ve cephaneliği olarak kullanılmış. Arif Nihat Asya "Bayrak" şiirini bu evde yazmış. Aynı sokaktaki bir Başka eve bundan üç asır önce Evliya Çelebi misafir olmuş. Geçmişte ünlü kişileri ağırlayan bu evler yeniden hayata geçirilerek misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyorlar.
GELECEK YAZI:
BALMUMU MÜZESİ

28 Mayıs 2016

Aspendos’a, Efes’e rakip “AİZANOİ ANTİK KENTİ”

  Aizanoi, Kütahya şehir merkezine 58 kilometre uzaklıkta, Çavdarhisar ilçesinde bulunan antik bir kent.Aizanoi kültürel yapısıyla sanat çevreleri tarafından ikinci Efes unvanını almış.
Aizanoi Antik Kenti dünyanın en iyi korunmuş Zeus tapınağı, dünyanın ilk örneklerinden Stadyum-Tiyatro kompleksi ve dünyanın ilk borsa yapısı ile öne çıkıyor.
Bunun dışında nekropoller,olimpiyat şeref tribün abidesi, 4 köprü ve Meter Steunne alanı ile tüneli önemli tarihi buluntular.
Aizanoi anik kenti, eski adı Penkalas olan Koca Çay'ın iki yakasında kurulmuş. Roma döneminde yün, şarap ve tahıl üretimi ile zenginleşen bu şehir, Erken Bizans döneminde bir piskoposluk merkezi olmuş. Selçuklular zamanında buraya yerleşen Çavdar Tatarları, günümüzde buranın "Çavdarhisar" olarak adlandırılmasının nedeni olmuş.
Koca Çay'ın üzerine kurulmuş dört Roma köprüsünden ikisi, Karayolları'nın onarımıyla bugün hala kullanılıyor. Şehrin iki kilometre güneybatısında Karabulut nekropol alanı bulunuyor.
Zeus Tapınağının genel görüntüsü.

ŞEHRİN ANA KUTSAL ALANI: "Zeus" tapınağı, şehrin ana kutsal alanı. Bu tapınağın yapımına M.S. II. yüzyılın ikinci çeyreğinde, İmparator Hadrian döneminde başlanmış. Bu tapınağın en önemli özelliği, altında tonozlarla örtülü bir başka mekanın olması. Tapınağın önünde bulunan kadın büstü biçimli akroter, tapınağın yalnızca Zeus'a adanmış olmayabileceğini göstermektedir. Son dönem araştırmaları ise bu tapınağın hem Zeus'a hem de Kybele'ye adanmış olamayacağını ortaya koymuş. Tapınağın güney kısmında, büyük bölümü Bizans döneminde tahrip edilmiş bir odeon bulunuyor.

DÜNYANIN EN ESKİ BORSASI: Aizanoi'da M.S. II. yüzyılın ikinci yarısında, bugün dünyanın en eski borsası olduğu söylenen, olasılıkla bir gıda pazarı (macellum) da vardı. Yuvarlak biçimli bu yapının duvarlarındaki hem Latince hem Grekçe yazıtlar burada satılan malların fiyatlarına ilişkin açıklamalar içermekteydi. Örneğin, 8 numaralı blok yazıtta, 16-40 yaşlarında bir erkek kölenin iki eşeğin ücretine, aynı şekilde üç erkek kölenin bir atın fiyatına eşdeğer olduğu belirtilmiştir. Borsa binası, 1970 yılındaki Gediz depremi sonrası üzerinde bulunan caminin yıkılması sonucu ortaya çıkmış.
Kalıntıların bulunduğu alanda yerde yatan hayvan figürlü taş kalıntısı.
SÜTUNLU CADDE: Borsa yapısının kuzeydoğusunda ise M.S. 400 yıllarına tarihlenen sütunlu bir cadde bulunuyor. Caddedeki sütunların daha önceki dönemlere ait antik yapılardan sökülerek buraya getirilmiş. Bu caddenin VI. yüzyıla kadar varlığını koruduğu ve olasılıkla bir depremle yıkıldığı düşünülüyor.
Roma Olimpiyatlarına katılan ve kazanan sporcuların isimlerinin yazıldığı anıt.
Spor müsabakalarının yapıldığı alan.
 TİYATRO VE STADYUM: Tapınağın Kuzeyinde tiyatro ile stadyum bulunur. Bunların yapımına M.S. II. yüzyılda başlandığı ve bunların çeşitli aralıklarla üçüncü yüzyıla kadar inşa edildiği biliniyor. Birbirine bitişik olarak yapılmış tiyatro ve stadyumun bugün için bilinen bir başka benzeri yok. Bugün, tapınaktan tiyatro ve stadyuma gitmek için kullanılan yolun üzerinde ise bir hamam yer alıyor.