13 Ağustos 2016

Eskişehir’de Sualtı Dünyası çocukları bekliyor




Eskişehir'de Sualtı Dünyası Sazova Parkı içinde yer alıyor. Toplam 3200 m2 lik bir alanda kurulu. Burada 84 farklı türden toplam 2150 adet balık yaşıyor. 
Sualtı Dünyasında Tropikal akvaryum, Teraryum, Dokunma akvaryumu, Mersin akvaryumu, Amazon nehri gibi bölümler var.Akvaryumları gezenler, Kuzey Ege, Kızıldeniz, Atlas Okyanusu, Amazon Nehri ve Güney Amerika gölleri gibi dünyanın farklı noktalarından getirilen birçok türden balığı görebiliyorlar.

2 Temmuz 2016

Cama “hayat “ verenlerin eserlerini sergileyen müze!

Eskişehir Çağdaş Cam Sanatları Müzesini Odunpazarı’nda gezebilirsiniz. Eskişehir Odunpazarı Evleri Kent Müzesi kompleksi 1 Aralık 2007 tarihinde hizmete girmiş.
Müze, Türkiye'nin ilk cam sanatları müzesi. Müzede 42 cam sanatçısının eserleri sergileniyor. Yerli sanatçıların eserlerinin yanı sıra Japon, Polonyalı, Letonyalı, Alman bazı sanatçıların da hediye ettiği eserler müzede yer alıyor. Müzenin 3 galerisinden ikisi müzenin devamlı koleksiyonunu sergilemek için kullanılıyor; diğeri ise genç sanatçıların eserlerinin geçici olarak sergilendiği bir mekan. Müze binası restore edilmiş üç Odunpazarı evinin birleştirilmesiyle oluşmuş.
ABBAS PEKIŞIK’IN ESERİ
 BEYZA TÜKEL’İN ESERİ
 EKREM ÖZEN’İN ESERİ
 
SELİN LEVİ’İN ESERİ
 
SANİYE BILDIRCIN’IN ESERİ

3 Haziran 2016

Kayaların içinde yaşayan uygarlık: FRİGLER

Hititlerin M.Ö. 1700’den başlayarak 500 yıl süren egemenliklerinin ardından M.Ö. 1200 yıllarında parçalandıkları sırada, Anadolu’ya gelen ve sonradan adlarına Frig denilen bir kavim göçü başlamış.
KAYA BLOKLARINI OYMUŞLAR: Frigler Afyonkarahisar-Eskişehir-Kütahya illerinin birleştiği bölgede özgün bir kültür oluşturmuşlar. Bu bölgede kült mezar ve mezar anıtları biçiminde, büyük boy kaya blokları üzerine işlenmiş Ana Tanrıça Kybele kültüne ait tapınak cepheleri ile yine Ana Tanrıça Kybele kültüne ait aslan kabartmalarıyla dünyanın en ilginç ve en değerli eserlerinin yaratılmasını sağlamışlar.
KRAL MİDAS’IN UYGARLIĞI: Frig Uygarlığı, dünyada yalnızca bu bölgede yaşamış olan ve kendinden sonra gelen medeniyetlere büyük etkilerde bulunmuş bir medeniyet. Frigler efsanevi kralları Midas döneminde güçlü bir devlet konumuna gelmişler. Günümüzde Kütahya, Afyon ve Eskişehir il sınırlarına yayılan Dağlık Frigya Bölgesi, derin vadiler tarafından şekillenen dağlık bir alan olup, kolayca işlenebilen volkanik tüflerden oluşan bir jeolojik yapıya sahip. Bu doğal yapı kayanın oyularak inşa edildiği özgün bir mimarinin ortaya çıkmasına neden olmuş ve bu mimari kendinden sonra gelen birçok medeniyet tarafından uygulanmış.

 YAZILI KAYA FRİĞ VADİSİ: Frigler M.Ö 1200 yıllarında Anadolu da Hitit egemenliğine son vererek güçlü bir siyasi birlik oluşturmuşlar ve zamanla çok geniş bir bölgeye yayılarak yeni yerleşim birimleri kurmuşlar. Bu yerleşim yerlerinden biri de Eskişehir İli, Han ve Seyitgazi ilçeleri arasında yer alan ve ormanlarla kaplı olan vadi. Bu vadi günümüzde Frigya Vadisi olarak biliniyor.

ANTİK YAZILIKAYA KENTİ: Friglerin en yoğun olarak yaşadıkları kentlerden biri olan Antik Yazılıkaya Kenti, bugün Eskişehir iline bağlı Çifteler ilçesinin 39 km. güney batısında bulunuyor. Frigler, bu coğrafyadaki kayaların kolay işlenebildiğini görmüş ve zamanla kayaların içinde kendilerine yeni bir yaşam biçimi yaratmışlar.
FRİG KAYA ANITLARI: Frig Kaya Anıtları Frig dininin tek tanrısı Ana Tanrıça Kybele'ye adanmış. Kentin en görkemli anıtı Midas Anıtıdır. Ahşap mimarinin kaya üzerine uyarlanmış en güzel örneği olan anıt adını yazıt içinde okunabilen "Midai" sözcüğünden almış ve cephesi doğuya bakar.

EN ÖNEMLİ DİNSEL YAPI: Midas Anıtı'nın 210 m. güney batısında yer alan ve Bitmemiş Anıt (Arazastis Anıtı) olarak adlandırılan yapı yörenin en önemli dinsel yapılarından birisidir. Bitkisel Motifli Anıt, Küçük Yazılıkaya ve Bahşeyiş Anıtı diğer önemli kaya anıtlarıdır.

 FRİG KALELERİ: Yazılıkaya'ya ulaşan yollara hakim olan tepelerde bulunan, bir zamanlar soyluların ve askerlerin yaşadıkları Frig kaleleri, Friglerin yaşam biçimini anlatan en önemli yapıtlardandır.

2 Haziran 2016

Büyükerşen’in büyük eseri: Balmumu heykeller!

Müzedeki Atatürk-Nazım Hikmet-Mevlana'nın balmumu heykelleri.
Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi, Eskişehir’in tarihi ve turistik noktalarının yer aldığı Odunpazarı semtinde yer alan ilgi çekici bir müze. Odunpazarı Evleri’nin birinde yer alan müze, dünyaca ünlü Madame Tussauds Müzeleri’nin bir benzeri olarak görülüyor.
Yılmaz Büyükerşen’in çalışmaları sonucunda hayat bulan müzede başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çeşitli dönemlerine ait balmumu heykeller sergileniyor. 
Müzedeki Kanuni-Kral Midas-Yunus Emre-Battal Gazi 'nin balmumu heykelleri.
Müze 5 farklı bölümden oluşuyor:
A salonunda;Atatürk, Osmanlı, Kurtuluş savaşı, Cumhurbaşkanları, Cumhuriyet;
B salonunda Havacılık ve Demiryolu, Basın Yayın, sinema TV, spor, Tiyatro, sanayi, Dünya liderleri ve bilişim;
C salonunda Tarihi karakterler;
D salonunda Demokrasi;
E salonunda eğitim, anılar ve ödüller adı altında tanınmış şahsiyetlerin balmumu eserleri sergileniyor.
Müzede toplam 160’ın üzerinde balmumu heykel var.
GELECEK YAZI:
FRİG VADİSİ

1 Haziran 2016

Geziden: Koyun ciğeri ile belirlenen belde: ODUNPAZARI!

Osmanlı Dönemi'nden kalma tarihi evler Odunpazarı’nda yaşatılıyor. Odunpazarı Eskişehir'in ilk yerleşim yeri. Semt kentin güney kesimindeki tepelerin üzerine kurulmuş. Bademlik denilen bölgeye uzanıyor. Rivayet odur ki Eskişehir'e yerleşmeyi düşünen ilk halk Odunpazarı ve şimdiki Porsuk Çayı'nın olduğu bölgeye birer koyun ciğeri asarlar. Hangisi çok dayanırsa orayı yerleşim bölgesi seçeceklerdir. Odunpazarı'na asılan ciğer daha geç bozulur ve ilk yerleşim burada oluşur.
 GELENEKLERİNİ KORUYAN EVLER: Kent Osmanlı örneklerini korumaktadır. Çıkmaz sokaklar, ahşap süslemeli bitişik düzenli, cu evler geleneklerini koruyarak günümüze kadar gelmiş. Odunpazarı’nda evler genelde iki tip olarak yapılanmış. İlk tip konutların girişleri sokaktandır, bahçeleri arkadadır. İkinci tip konutlar ise bahçeler önde, konutlar bahçe içinde olacak şekildedir.
USTALARIN BÖLGESİ: Konutlar genelde bir sofa ve etrafındaki odalardan oluşur. Çok katlı konutlarda zemin kat, mutfak, depo gibi servis hizmetlerine ayrılmıştır. Yaşam ise üst katlardadır. "Odunpazarı" ismini alan bölge, aynı zamanda; lületaşı ustaları, bakırcılar ve demirciler gibi geleneksel el sanatlarının isimleriyle anılan sokakların kurulmasına sahne olmuş.
OTANTİK VE GÖSTERİŞLİ: Odunpazarı evleri, Safranbolu ve Beypazarı evlerine göre daha otantik, daha gösterişli. Osmanlı'nın son döneminde zengin ailelerin oturdukları konaklar, "Odunpazarı Evleri Yaşatma Projesi" ile yeniden Yaşanılacak mekanlar haline getiriliyor. 
27 EV YENİDEN YAPILMIŞ: Bugün beş ayrı sokakta devam eden çalışmaları da kapsayan "Odunpazarı Evleri Yaşatma Projesi"nin en önemli ayağını Beyler Sokak Sağlıklaştırması oluyor. Türkiye'nin en büyük restorasyon çalışmasının başlatıldığı Beyler Sokakta bulunan 27 ev yeniden yapılmış.
ÖNEMLİ KONUKLAR AĞIRLANMIŞ: Buradaki birbirinden güzel tarihi evlerde ünlü konuklar ağırlanmaya başlamış bile. Tiryaki Hasan Paşa Sokağına bakan üç katlı bina Kurtuluş Savaşı yıllarında Yunan komutanın karargahı ve cephaneliği olarak kullanılmış. Arif Nihat Asya "Bayrak" şiirini bu evde yazmış. Aynı sokaktaki bir Başka eve bundan üç asır önce Evliya Çelebi misafir olmuş. Geçmişte ünlü kişileri ağırlayan bu evler yeniden hayata geçirilerek misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyorlar.
GELECEK YAZI:
BALMUMU MÜZESİ

28 Mayıs 2016

Aspendos’a, Efes’e rakip “AİZANOİ ANTİK KENTİ”

  Aizanoi, Kütahya şehir merkezine 58 kilometre uzaklıkta, Çavdarhisar ilçesinde bulunan antik bir kent.Aizanoi kültürel yapısıyla sanat çevreleri tarafından ikinci Efes unvanını almış.
Aizanoi Antik Kenti dünyanın en iyi korunmuş Zeus tapınağı, dünyanın ilk örneklerinden Stadyum-Tiyatro kompleksi ve dünyanın ilk borsa yapısı ile öne çıkıyor.
Bunun dışında nekropoller,olimpiyat şeref tribün abidesi, 4 köprü ve Meter Steunne alanı ile tüneli önemli tarihi buluntular.
Aizanoi anik kenti, eski adı Penkalas olan Koca Çay'ın iki yakasında kurulmuş. Roma döneminde yün, şarap ve tahıl üretimi ile zenginleşen bu şehir, Erken Bizans döneminde bir piskoposluk merkezi olmuş. Selçuklular zamanında buraya yerleşen Çavdar Tatarları, günümüzde buranın "Çavdarhisar" olarak adlandırılmasının nedeni olmuş.
Koca Çay'ın üzerine kurulmuş dört Roma köprüsünden ikisi, Karayolları'nın onarımıyla bugün hala kullanılıyor. Şehrin iki kilometre güneybatısında Karabulut nekropol alanı bulunuyor.
Zeus Tapınağının genel görüntüsü.

ŞEHRİN ANA KUTSAL ALANI: "Zeus" tapınağı, şehrin ana kutsal alanı. Bu tapınağın yapımına M.S. II. yüzyılın ikinci çeyreğinde, İmparator Hadrian döneminde başlanmış. Bu tapınağın en önemli özelliği, altında tonozlarla örtülü bir başka mekanın olması. Tapınağın önünde bulunan kadın büstü biçimli akroter, tapınağın yalnızca Zeus'a adanmış olmayabileceğini göstermektedir. Son dönem araştırmaları ise bu tapınağın hem Zeus'a hem de Kybele'ye adanmış olamayacağını ortaya koymuş. Tapınağın güney kısmında, büyük bölümü Bizans döneminde tahrip edilmiş bir odeon bulunuyor.

DÜNYANIN EN ESKİ BORSASI: Aizanoi'da M.S. II. yüzyılın ikinci yarısında, bugün dünyanın en eski borsası olduğu söylenen, olasılıkla bir gıda pazarı (macellum) da vardı. Yuvarlak biçimli bu yapının duvarlarındaki hem Latince hem Grekçe yazıtlar burada satılan malların fiyatlarına ilişkin açıklamalar içermekteydi. Örneğin, 8 numaralı blok yazıtta, 16-40 yaşlarında bir erkek kölenin iki eşeğin ücretine, aynı şekilde üç erkek kölenin bir atın fiyatına eşdeğer olduğu belirtilmiştir. Borsa binası, 1970 yılındaki Gediz depremi sonrası üzerinde bulunan caminin yıkılması sonucu ortaya çıkmış.
Kalıntıların bulunduğu alanda yerde yatan hayvan figürlü taş kalıntısı.
SÜTUNLU CADDE: Borsa yapısının kuzeydoğusunda ise M.S. 400 yıllarına tarihlenen sütunlu bir cadde bulunuyor. Caddedeki sütunların daha önceki dönemlere ait antik yapılardan sökülerek buraya getirilmiş. Bu caddenin VI. yüzyıla kadar varlığını koruduğu ve olasılıkla bir depremle yıkıldığı düşünülüyor.
Roma Olimpiyatlarına katılan ve kazanan sporcuların isimlerinin yazıldığı anıt.
Spor müsabakalarının yapıldığı alan.
 TİYATRO VE STADYUM: Tapınağın Kuzeyinde tiyatro ile stadyum bulunur. Bunların yapımına M.S. II. yüzyılda başlandığı ve bunların çeşitli aralıklarla üçüncü yüzyıla kadar inşa edildiği biliniyor. Birbirine bitişik olarak yapılmış tiyatro ve stadyumun bugün için bilinen bir başka benzeri yok. Bugün, tapınaktan tiyatro ve stadyuma gitmek için kullanılan yolun üzerinde ise bir hamam yer alıyor.

26 Mayıs 2016

1843 yıllık Amazon lahdi Kütahya’da!

Kütahya Arkeoloji Müzesi eski bir medresede misafirlerini ağırlıyor. Umur-bin Savcı Medresesi olarak bilinen yapı 1965 yılında ziyarete açılmış. Medresede, Kapıları, kubbeli orta mekâna açılan dokuz küçük oda var. Müze içinde yer alan vitrinlerde geç Miyosen döneminden itibaren, Paleolitik, Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserler sergileniyor.

Aizonai ören yerinde 1990 yılında bulunan Amazon Lahti de müzenin önemli eserleri arasında. MS.160 yılına tarihlenen Yunanlılarla Amazonların savaşını canlandıran bu lahit döneminin sağlam kalabilmiş tek örnekleri arasında. Dünyadaki 20 Amazon lahdinden en sağlamı bu lahit.1990 yılında defineciler tarafından Çavdarhisar İlçesi'nde bulunan ve o tarihten bu yana Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen 1843 yıllık Amazon lahdinin bir karı-koca için yapıldığı ifade ediliyor. Lahit 1.60 santimetre yüksekliğinde, 2.40 santimetre uzunluğunda ve 1.24 santimetre genişliğinde. 

Müzede tarih öncesi dönemlere ait Paleolitik, Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit , Frig, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserler sergilenmektedir. Özellikle Burdur Hacılar’dan gelen Geç Kalkolitik Dönem boyalı keramikleri müzenin en eski örnekleri.. 




Bunun yanı sıra çeşitli fosiller, Eski Tunç ve Frig dönemine ait eserler müzenin girişindeki vitrinlerde teşhir ediliyor. Bu eserler arasında Frig çocuk oyuncakları, Ana Tanrıça, Kybele, rahipler, Satyr ve Hekate heykelleri de dikkat çekici. Ayrıca Helenistik ve Roma dönemlerine tarihlenen keramikler, kandiller, cam eserler, cerrahi aletler de onları tamamlamaktadır.
GELECEK YAZI:
AİZONAİ ANTİK KENTİ

Kütahya’da yaşayan Macar özgürlük savaşçısı: Kossuth!

Kossuth Evi bir 18. yy Türk evi. Evin sahibi Şeyh Bedreddin Efendi. Bu evde 1850-1851 yıllarında Macar Özgürlük Savaşı önderlerinden avukat Lajos Kossuth yaşamış.
Kossuth varlıksız orta soylu bir aileden geliyor. Hukuk okumuş. 1832 yıllarında Millet Meclisi oturumlarında muhabirdir. El yazması gazetesiyle muhalefet yapar ve şöhret kazanır. Gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklanır. Fikir özgürlüğünün simgesi haline gelir. Serbest bırakılınca siyasete atılır.
14 Nisan 1849’da parlamento Kossuth’un girişimi ile Habsburg hanedanının tahtan indirilmesini ilan eder ama Kossuth, Özgürlük savaşı yenilgisinden sonra sürgüne gitmek zorunda kalır. İlk durağı Osmanlı İmparatorluğudur. Vidin, Şumnu, Varna, Gemlik, Bursa yoluyla Kütahya’ya gelir.
Kossuth, ailesi ve 56 kişilik mülteci grubuyla birlikte 1850-1851 yılları arasında Kütahya’ da misafir edilmiş, ona verilen evde ailesi ile birlikte 1 yıl yaşamış. Lajos Kossuth, Türkçe bir gramer kitabı da yazmış. Evde Kossuth’a ait özel eşyalar ve Macar kültürü ile ilgili objeler sergileniyor. Kossuth, Macaristan için hazırladığı anayasa taslağı metnini bu evde kaleme almış.
 
Müzede, yazdığı gramer kitabının fotokopileri, müzik aletleri, tütün kıyacağı, tabaka gibi objeler, 18. yy'dan kalma bir piyano, porselen yemek takımları ve Budapeşte’nin eski fotoğrafları ile klasik Türk evine ait etnografik eserler görülebilir.  2 katlı ve 7 odalı müze-ev, bahçe içindedir ve sokağa penceresi yoktur. Selamlık bölümünün bulunduğu birinci katta yemek odası, yatak odası ve çocuklara ait bir oda ile çalışma odası yer alır.
Kossut, 1849'da ülkesinin bağımsızlığını ilan eden ve Macaristan'ın "geçici" sıfatıyla da olsa ilk cumhurbaşkanı. Kütahya'ya sürgün edilen Kossuth 1851 yılında bir Amerikan Savaş gemisi ile ülkeyi terk edene kadar bu evde yaşamış. 

 GELECEK YAZI: 
ARKEOLOJİ MÜZESİ

25 Mayıs 2016

Kütahya’da Mevlevihane’den Dönenler Camii’ne..!

 Kütahya Mevlevîhânesi, veya Erguniye Mevlevîhânesi Kütahya ilinin  Börekçiler Mahallesi sınırları içerisinde yer alan, Mevlevî tarikatı dergâhıydı.
 14 y.y. da Mevlevîhânenin semahanesi olarak inşa edilmiş. Erken dönem Anadolu Türk mimarisinin özgün örneklerinden biri. Kütahya’ nın ilk Mevlevihanesi iki kez onarım görmüş günümüze ancak semahane ile derviş hücreleri gelebilmiş. 
Bugün cami olarak kullanılan yapı, kareye yakın dörtgen planlı, sekizgen kasnaklı. Yapının bitişiğinde İmadüttin Hezar Dinari tarafından yaptırılan mescit, Mevlana’nın torunu Ergun Çelebi’ nin buraya defnedilmesi ile Mevlevîhânenin türbesi haline gelmiş.

 Semahanenin duvarındaki kitabe okununca tamir gördüğü anlaşılıyor. Semahaneye daha sonraki bir tamiratta mihrap ilave edilerek cami haline getirilmiş. Halk arasında Dönenler Camii olarak biliniyor. Caminin giriş kapısı üzerinde XIX y.y. a ait çini kitabe var. Kitabede ‘‘Ya Hazreti Ergun’’yazılı
Mevlevîliğin Kütahya'daki izleri Sultan Veled döneminin yıllarında görülür.
I. Yakub Çelebi (1300-1340) zamanında,Konya'dan kalkarak, Beyşehir, Eğirdir, Afyon ve Denizli yoluyla Kütahya'ya gelen Sultan Veled, şehri gezmiş ve güzelliğine hayran kalmış. Sultan Veled'den sonra, Mevlevîliğin yönetimine getirilen oğlu Ulu Ârif Çelebi de Kütahya üzerinde durmuş. 
 
Germiyan beyi Süleyman Şah, Sultan Veled'in kızı Mutahhara Hatun'la evlenmiş, bu izdivaçtan doğan Devlet Hatun, Yıldırım Beyazıt'ın hanımı olmuş.. Kütahya şehri 1381 yılında Devlet Hatun'un çeyizi olarak Osmanlılara geçmiş ve Yıldırım Beyazıt buraya vali tayin edilmiş. Bu ırsi yakınlık, Osmanlı Sultanları'nın Mevlevîleri "akraba" olarak kabul etmesine de vesile olmuş. Tahta geçen Osmanlı Sultanları'na, Edirne kapısı dışında düzenlenen merasimlerle Mevlevî Şeyhi tarafından kılıç kuşatılması geleneği bu tarihi bağa dayanıyor.
Mevlevîlik Tarikatı'nın faaliyetlerine yön veren Mevlevîhâneler arasında Kütahya dergâhının yeri büyük. Mevlevî dergÂhlarından en önemlilerine asitane denirdi. Kütahya Mevlevîhânesi de dünya üzerindeki 14 asitaneden biriydi. 1841 senesinde Mevlevîhâne tekrar tamir görmüş. Mevlevîhâne bugün Dönenler Camii adıyla anılıyor.
GELECEK YAZI: KOSSUTH (MACAR) EVİ