26 Ağustos 2007

Mikanos’ta sizi "petroslar" karşılıyor ( 6 )

KILIKTAN KILIĞA BİR AMERİKALI: Gemideki ilk tanışma gecesinde yolcuları karşılayanlar arasında uzun boylu, smokinli bir genç dikkati çekiyordu. Gemideki hayat akışı içinde bu genci güneşlenen yolculara özellikle belden aşağı oyunlar oynatan animatör olarak gördük. Bu Amerikalı bazen de Yunan askerleri kılığında yolcuları karşıladı. Gemide verilen Yunan gecesinde ise karşımıza Apollo kılığında çıktı. Arap müziği ile etrafındaki genç kızlarla göbek atarak onları eğlendirdi.
ZENGİNLERİN UĞRAK YERİ: Mikanos diğer adalara oranla yatların çoğunlukta olduğu bir ada. Eğlence adası diye tanıtıldığı için tatile çıkanlar soluğu bu ada da alıyorlar. Dünya’daki 10 çıplaklar plajından birinin de bu adada olması ilgiyi daha çok arttırıyor şüphesiz.
Mikanos’un bir diğer ismi de çember ada. Ada çember şeklinde. Mikanos Adası da uzaktan bakıldığında çıplak kayaların üzerine yerleşmiş beyaz binalarda ibaret gibi görünüyor.Adaya yine teknelerle çıktık. Adanın tek bir rıhtımı var ve tek bir gemi yanaşabiliyor. Bizden önce bu rıhtımı kaptıkları için yine geminin dik merdivenlerden inip teknelere doluştuk. Adaya akşam üzeri çıktığımız için bizi sıcak ve kalabalık karşıladı. Rıhtımdan çarşıya doğru yürümeğe başladık.
PETROSLAR TURİSTLERLE EL ELE :Teknelerle karaya çıkınca sizi pelikanlar karşılıyor. Hikayesini ana yazının içinde anlattığım pelikanlara Petros adı verilmiş. Turistlerin büyük ilgi odağı olmuşlar.
İki pelikan hemen dikati çekiyor. Etrafını sarmış turistlere aldırmıyorlar.Bu pelikanların bir de hikayesi var;1950 yılında fırtınaya tutulan bir pelikan adaya düşer. Yaralıdır. Yaralarını tedavi ederler ve adını Petros koyarlar. Petros adaya uğurlu gelir, 15 yıl yaşar. Bir kazada ölür. Ada halkı hemen 2 pelikan daha getirir adaya ve sokaklara bırakır.
EVLERİN BOYALI OLMASI DEVLET POLİTİKASI: Adanın sokakları pırıl pırıl. Her taraf yeni boyanmış. Sanırım bu önemli bir özellikleri. Devletin bu evlerin ve sokakların boyanması için yardım yaptığını söylediler. Ne diyelim pek göremeyiz ama darısı bizim evlerin başına.
Mikanos eğlence adası olarak tanıtılmış. Bunun nedeni plajlarında çıplakların serbestçe hareket edebilmesi, gece hayatının zenginliği. Gemi yolcularından çoğu taksilere doluşup meraklarını gidermeğe bu plajlara gittiler. Ne gördüklerini, plajlarının azur mavisi renginde olup olmadığını bilemiyorum.Zira biz adanın merkezinde kalmaya tercih ettik. Önce dar sokaklarda dolaştık. Eski yeldeğirmenlerini gördük. Sonra da hanımlar çarşıyı gezerken ben de bol bol fotoğraf çektim.
SOKAKLAR DA BOYALI: Mikanos Adası’nda evler gibi sokakların da boyalı olması dikkat çekiyor. Bu kadar insanın dolaştığı bu sokakların sanırım haftada bir boyanması gerekiyordur.
MEŞHUR DEĞİRMENLER: Adada tarihi kalıntı olarak pek bir şey bulamıyorsunuz. Kilise bol tabii. Bir de yeldeğirmenleri var. Fotoğraflara konu olan bu değirmenler 16 taneymiş. Bir şey yapmışlar, değirmenlerin çevresinde yapılaşmaya izin vermemişler.
Mikanos’ta çarpıcı bir görüntü yok. İyi pazarlanmış bir ada. Geminin biri geliyor, biri gidiyor. Eh bu kadar ilgi olursa fiyatlar da ona göre olur. Mikanos adalar içinde en pahalı olanlarından biri. Her türlü hediyelik eşya el yakıyor.
DÖNER VAR, ŞİŞ KEBAP VAR: Dar sokaklarda sağa sola bakınarak gezerken bir dükkan dikkatimizi çekti; Döner ve şiş kebap satıyordu. O kadar hızlı hareket ediyorduk ki dükkan sahibinin Türk olup olmadığını soramadık. Belki de döneri ve şiş kebabı kendi malıymış gibi satıyordur.
GÜNEŞ BU KEZ GEMİDEN BATIYOR: Güneş batışları benim takıntım oldu bu gezide. Akşamları fotoğraf makinesini alıp güneşin batışını en güzel nereden çekebilirim diye aramadığım yer kalmadı. Sanırım bu kez en güzel yeri buldum gibi. Ne dersiniz?
Adalara özgü bir şeyler var mı? Hanımlar pek bir şey bulamadıklarını söylediler. Ben de onların tespitlerini aktarıyorum sizlere.
Tekneyle gemiye dönerken Mikanos’u ve adaları geride bıraktık.
Son durak: İçiçe iki şehir Pire ve Atina

5 yorum:

suzan dedi ki...

Sevgili punto Abi,gezini bizimle paylaştığın için sağol..Paylaşımcı olmak senin özelliklerinden..Güzel güneş batımlarını gösterdiğin için de, bilgilerin için de sağol...Gitmiş gibi olduk..Sıcak yaz günlerinde ada havasını kokladık..Ama bizim adalarımız gibisi yok galiba...Eline, gözüne sağlık..

Punto dedi ki...

Sevgili Suzan; Yunan adalarının tek özelliği temizliği. Her taraf yeni boyanmış ve pırıl pırıl. Bizim adalarımız tabii ki daha güzel ama ne bakabiliyoruz, ne de pazarlayabiliyoruz.

Adsız dedi ki...

bizim yarım adalarımız maalesef libya şantiyeleri gibi devamlı beton mikserleri dolaşıyor, bakımsız ve şişe çöp herşey var,plajda ise kum değil sanki kahvehane gibi sigara izmariti dolu.yunanlılar temiz herzaman duyuyoruz ve full pansiyonları,bir kola atina'da ne kadarsa adadada aynı fiat.

turgutreis dedi ki...

ismim turgutreis

Punto dedi ki...

Sevgili Turgut Reis; Yunan Adaları'nda temizlik devlet politikası olmuş. Öğrendiğim kadarı ile hemen ceza kesiyorlar. Biz de bu işler insafa kalmış. Bizimkiler kolundan tutup çekiştire çekiştire para kazanacaklarını sanıyorlar. Umarım iyiyi göre göre düzeliriz.