26 Ağustos 2007

Patmos tanınmak için "yırtınan" bir ada ( 5 )

GEMİDE KENDİNE ÖZGÜ İNGİLİZ: Biliyorsunuz İngilizlerin herşeyi kendilerine özgüdür. Batmayan güneş İmparatorluğu sayarlar kendilerini. Trafik akışları terstir, araçlarında direksiyon da terstedir. Ölçü birimleri farklıdır, Avrupa Birliği üyesidirler ama Şengen vizesini kabul etmezler. Para birimlerini de bırakmadılar. Gemi yolcuları arasında hemen farkedilen fotoğraftaki İngiliz de bana kendine özgülüğün bir örneği gibi geldi. Bunun için fotoğrafı sizlerle paylaşmak istedim.
NÜFUSU SABİT KALAN BİR ADA: Adanın nüfusunun yıllardır artmadığını söylediler. Tek gelirleri balıkçılık ve turizm. Adada 6. YY’dan 11. YY’a kadar kimse yaşamamış. 1088 yılında buraya gelip Saint Jean manastırını kuran Hosios Christodoulos yaşamı tekrar başlatmış.
ADA DA YEŞİLLİK ÇOK AZ: Patmos Adası’sında da diğer adalarda olduğu gibi yeşilliği arada bul. Adanın merkezini gezerken bazı evlerin bahçelerinde Akdeniz iklimine uygun ağaçlara ve çiçeklere rastlayınca insan seviniyor.
GEMİNİN TEKNEDEN GÖRÜNÜŞÜ BÖYLE: Dedik ya Patmos küçük bir ada. Rıhtımı yok. Limanına ancak küçük tekneler yanaşabiliyor. Bizi gemiden yine küçük tekneler aldı. Sanırım yıllarca adaya rıhtım yapılmayacak, zira adalıların bir başka geliri de teknelerle taşınan yolculardan.
Santorini’nin çarpıcı görüntüsünü, gece ışıkların dansını geride bırakıp çok fazla reklamı yapılmayan Patmos Adası’na doğru yola çıktık. Bugün hem Patmos’u hem de aşıkların adası diye tanıtılan Mikanos’u gezeceğiz. Her iki adaya da teknelerle çıkacağımız anons edildi. Patmos’a Santorini’nin büyüleyici görüntüsünden sonra hayal kırıklığı ile girdik. Yine açıkta demirledik, tek sıra halinde tek tek teknelere bindik.
MANASTIR VE MAĞARA TURİST ÇEKİYOR: Tarihi bir gerçek olarak doğrulanamayan efsaneye göre, Hazreti İsa’nın annesi Meryem’i, “ İşte anan ve işte oğlun” diyerek emanet ettiği Saint Jean bir süre burada tepedeki bir mağarada yaşayıp Hristiyanlığı yaymaya çalışmış. Meryem ile birlikte Efes’e gelip, Bülbül dağındaki eve yerleşmiş olması, Patmos’un da buraya yakınlığı böyle bir efsaneye neden olmuş.
Burada bir parantez açıp bu geziye gitmek isteyenleri uyarmak istiyorum; Gemi merdiveni sizi almaya gelen teknenin su kesimininyüksekliğine göre ayarlanıyor. Eğer bineceğiniz tekne suya yakınsa merdiven iyice dikleşiyor. Dizlerinden sorunu olanlar için problem olabilir. Benden hatırlatması.
LİMANDA DALGALANAN BAYRAĞIMIZ: Patmos Adası’nın yat limanını gezerken Türk bayraklı ama ismi yabancı bir tekneye rastladık. Tekne biz limanı turlarken makinalarını çalıştırdı ve limandan ayrıldı.
Ne diyorduk; Patmos küçük bir ada. Adanın görülecek tek tarihi yeri St. John Manastırı ve mağarası. Manastır ziyaretinde kolsuz kıyafetler, şort yasak. Biz de bu şartları görünce gitmedik manastıra. Limanda bekleyen taksiler sizi manastıra götürüyor ve dönüşünüzü de bekliyor. Adanın güzel bir yat limanı var. Liman adaya gelen teknelerle dolmuş. Teknelerin arasında gördüğümüz Türk bayrağı bizi heyecanlandırıyor.
LİMANDAN BAKINCA GÖRÜNTÜ HUZUR VERİCİ: Patmos Güllük Körfezi açıklarında kayalık bir ada. Diğer Ege adaları gibi kurak, çorak, yeşilsiz bir yer. Kullanma suyu Pire’den tankerlerle geliyor. Tüm nüfusu 2500 kişi kadar. Deniz kenarındaki bir çardaktan limanın görünüşü adaya ayrı bir güzellik katıyor.
Ada bir motosiklet cehennemi. Motosiklet kiralayan çevredeki plajlara koşuyor. O sessiz sakin ada, motosiklet sesleriyle bana göre "cehenneme" önüyor. Gürültüye aldırmayanlara ise sözüm yok. Adada biraz dolaştıktan sonra kumların içine yerleşmiş bir kafeteryada çayımızı içiyoruz.
LİMANDA TERTEMİZ BİR PLAJ: limana çıktıktan sonra sağa doğru yürümeğe başladık. Bizi küçük ama tertemiz bir plaj karşıladı. Denizde en ufak bir çöp bile yoktu. Gıpta ile baktık. Patmos’a çok erken saatlerde çıktığımız için ortalık yeni yeni uyanıyordu. Tıpki plajda geceyi geçiren, hala kumlara kıvrılmış uyuyuyan turistler gibi.
Adanın çarşısı da diğer adalar gibi aynı tarz mallarla dolu. İncik boncuk aramadığınız kadar. Patmos’un Santorini ve Mikanos’a göre daha ucuz olduğunu söylediler.
KİRALIK MOTORSİLETLER SİZİ BEKLİYOR: Liman adanın tam ortasında. Küçük iskeleler diğer adalarla ulaşımı sağlayan hızlı teknelerle dolu. Güzel, şık lokantaları, pastaneler ve turistik eşya satan dükkanlar var. Limanda bekleyen bu motorsikletlerin tamamı kiralık.
HER YERDEN FARKLI GÜNEŞ MANZARALARI: Güneşin batışını sizlerle paylaşmaya devam ediyorum. Bu fotoğrafları çekerken not almadığım için resimaltlarına şuradan geçirken bu görüntüyü çektim diyemiyorum. Sonuçta bu görüntüler Ege Denizi üzerinde her yerden çekilebilecek görüntüler.
Çarşıyı genellikle hanımlar kolacan ettikleri için ben bu bölümü “es” geçiyorum.
Patmos’ta uzun süre kalamadık, demir alıp Mikanos’un yolunu tuttuk.

Rotada "petrosların adası" Mikanos var

2 yorum:

Mine dedi ki...

Bize gore cok daha temizler degil mi? Dinlerinin etkisi mi rol oynuyor acaba cunki iki halk birbirine diger bir cok yonden benziyor. Evleri mutevazi bile olsa, sivasina boyasina ozen gosteriyorlar, disardan hersey derli toplu gozukuyor. Biz maalesef evlerimizin icinin disinda temizlige onem vermiyoruz. Saygilar, selamlar.

Punto dedi ki...

Sevgili Mine; sanırım görüntünün düzgün olmasını artı bir değer olarak görüyorlar. Biz henüz görüntü kirliliği konusunda hassas değiliz.