20 Ekim 2012

Hüznün başkenti Prag’a hoş geldiniz

Komşu gezi grubu ile Avrupa (5)
Suzan Abla yazıyor:

Hüznün başkenti derlermiş Prag’a…Franz Kafka kadar karamsar değil belki ama hüzünlü..Biraz da romantik… Nüfusu 1 milyonu biraz geçen bu küçük şehir, 15 milyonun üzerinde turist çekiyormuş. İstanbul’un 5.5-6 milyon arasında turist çektiği düşünülürse, hüznü seven çok galiba diyesi geliyor insanın. Halkın yüzde 65’inin ateist olmasına rağmen kiliselerin fazlalığı da dikkat çekiyor..
Gotik, Barok, Rokoko her türlü yapıyı görmek mümkün Prag’da.  Astronomik Saat’in bulunduğu eski şehir meydanı turistlerin en yoğun olduğu bölge. Restaurantlar, cafeler, hediyelik eşyacılar da bu bölgede yoğunlaşıyor. Biz her gittiğimiz restaurantta en az 4-5 Türk aileye rastladık. Herhalde bayram tatili nedeniyle Türk turistlerin ilgisi fazlaydı.
Prag 22 bölgeden oluşuyor. Eski şehrin merkezini bir kabul ederseniz, şehir halkalar halinde 22. bölgeye kadar büyüyor. Bizim otelimiz 5. Bölgedeydi. Ancak merkeze taksiyle inmemiz 15 Euro tutuyordu. Otobüs ve metroyu tercih ettik çoğu zaman. Ama metroyla seyahat edecekseniz çok dikkat etmelisiniz. Bir Euro’ya aldığınız metro biletleriyle 1 saat içinde yolculuk yapmak zorundasınız, 1 saati yarım dakika bile geçse bir kondüktör biletinizi kontrol ederse 35 Euro ödemek zorunda kalıyorsunuz. Bizim arkadaşlarımızdan ikisinin başına geldi ve 70 Euro ödemek zorunda kaldılar.  Ödememekte direnirseniz polise götürüyorlar. Biraz da bu yolla turist avlıyorlar gibi geldi bana. Aman dikkat.
Bir dikkat de Euro bozdururken gerekiyor. Prag’da Euro her yerde geçmiyor. 1 Euro, 25 Koruna…Eski Şehir’deki döviz büroları 1 Euro’ya 18 koruna civarında para veriyor. Tabelalarında 1 Euro, 24 Koruna yazmasına rağmen, çok küçük puntolu bir yazıyla bunun 1000 Euro için geçerli olduğu belirtiliyor. İtiraz ederseniz küçük puntolu yazıyı gösteriyorlar…  
Klasik turist oyunlarına gelmeyin…


 Astronomik Saat ilgi odağı
Prag’da en yoğun ilgiyi Astronomik Saat görüyor. Eski şehir denen Stare Mesto bölgesinde yer alan saat kulesi, 15.yy’da yapılmış. Saat’in anlatmadan geçemeyeceğim hüzünlü bir öyküsü var. Charles Üniversitesi’nde profesör olan Hunuş Usta yapmış saati. Güneşin ve ayın gökyüzündeki pozisyonunu ve çeşitli astronomik detayları gösteren saat; saat başı, İsa’nın 12 Havarisi’nin de gösterisine sahne oluyor. Saat çok beğenilince başka ülkelerden de teklifler gelmeye başlamış Hunuş Usta’ya..Bunu duyan kral, saatin başka bir yerde yapılmasını önlemek için Hunuş Usta’nın gözlerine mil çektirmiş. Hunuş usta da kendini saatin mekanizmasına asarak intihar etmiş. Asıl amacı saati bozmakmış. Ancak 50 yıl bozuk kalan saat daha sonra çalıştırılmış.
Turistler saat başı yapılan gösteriyi takip etmek için dakikalar öncesinden Astronomik Saat Kulesi’nin önünde toplanıyor.  Rehberimiz bizi de saat 18.00’daki gösteriye yetiştirmek için şehrin diğer bölgelerini adeta hiçe sayarcasına koşturdu. Saat 18.00’de İsa’nın 12 havarisini temsil eden kuklalar, camın önünden geçerek gösteri yaptı. (İKİNCİ FOTO) Aşağıda biz dahil onları izleyen büyük bir turist kafilesi vardı. İzleyenler gösterinin çok abartıldığını düşünse de Prag’a gelip astronomik saatteki gösteriyi izlemeden geçilmemeli. Ha bu arada siz saatteki gösteriye odaklanmışken,  yankesiciler de sizin cebinize odaklanıyormuş haberiniz olsun…
Saatteki sekiz kukla hayata dair dersler veriyor.
İskelet, ölümü sembolize ediyor ve her an hatırlanması gerektiğinin altını çiziyor.
Mandolin çalan kukla: Bu kuklanın Türk’e benzediği iddia ediliyor. Keyif ve eğlenceyi temsil ediyor.
Elinde ayna tutan kukla: Kibir ve kendini beğenmeyi temsil ediyor.
Elinde altın kesesi tutan kukla: Bunun da bir Yahudi olduğu söyleniyor. Cimriliği ve aç gözlülüğü temsil ediyor.
Saatin altında da insanlara yapmaları gerekenleri öğütleyen dört kukla var. Bunlar da bilime, adalete, astronomiye ve adalete önem verilmesi gerektiğini belirtiyor.
Prag’a giderseniz bu gösteriyi mutlaka izleyin. Hanuş Usta’nın hala işleyen mekanizmasına hayranlık duyacak ve yüzyıllar öncesinden günümüze iletilen mesajları alacaksınız.  
Kafka turları
Prag, Kafka’nın doğup yaşadığı şehir. Ama Praglılar pek de hoşlanmamışlar Yahudi asıllı Kafka’dan o dönemde. Tıpkı Kafka’nın da Prag’dan pek hoşlanmadığı kaçıp kurtulmak istediği gibi. Şimdi ise Franz Kafka, Prag için bir turistik mite dönüşmüş. Kafka’nın yaşadığı yerleri gezdiren romanlarıyla şehir arasında paralellik kuran Kafka turları, Kafka Cafeler, Kafka t-shirtleri, Kafka bardakları…Kafka’nın yaşadığı evi görüp, Kafka müzesini ziyaret edebilirsiniz. Kafka müzesinin bahçesinde dönerek işeyen heykeller bize ilginç geldi. Daha sonra eski şehir meydanındaki küçük bir ara sokaktan çıkarken bulduğumuz Kafka Cafe’de kahvemizi yudumladık..
Prag Kalesi ve St. Vitus Katedrali
Prag Kalesi, Guiness Rekorlar Kitabı’na göre 570 metre uzunluk ve 130 metre genişliğiyle dünyanın en büyük antik kalesiymiş. Kalenin civarı Hradcany diye anılıyor. Kalenin içinde St. Vitus Katedrali bulunuyor. Gotik tarzda yapılmış katedralin içinde Bohemya ve Roma İmparatorlarının mezarları bulunuyormuş. Katedral vitraylarıyla da ilgi çekici. Biz gittiğimizde dış kısmında onarım vardı. Kısa bir süre içinde kalabildik.   
Fotoğraflar: Sinan Yüksel

Vitava’da tekne turu
Prag’daki bir gecemizi Vitava Nehri turuna ayırdık. Budapeşte’deki Tuna turundan daha kısa bir mesafede gezdirdi bizi tekne. Işık da Budapeşte’deki kadar zengin değildi. Ama karşılaştırma yapmamak lazım. Her şehrin yeri ayrı. Burası Prag. Hüzünlü bir havası var, o hüzün ışıklara da yansımış. Teknemizi beklerken çiseleyen yağmur romantizm kattı geceye. Gerçekten gece bir başka güzelliğe bürünüyor şehir.
Ne zaman gitsek iğne atsak yere düşmeyecek kadar kalabalık gördüğümüz Charles Köprüsü’ne bu kez Vitava’dan baktık. Sessiz ve romantikti. Ressamlar, hediyelik eşya satanlar, sokak sanatçıları ile her zaman cıvıl cıvıl olan köprü, ışıklar içinde de şahane göründü gözümüze.

Hiç yorum yok: