1 Mayıs 2007

Kutlama mı, coplama mı?

30 yıl sonra Taksim’i seyretmek bana acı verdi... Bu filmi daha önce seyretmemiş olsa idim iliklerime kadar titremezdim!
İnatlaşmanın (vali –sendika arasındaki ) işçiyi germenin ne sonuçları yol açacağını anlamıyorlar mı?
Vapuru engelle, otobüsü engelle, yayını engelle. İşine gitmek için yollara düşen İstanbulluyu cezalandır!
İşine giden halkı mitinge giden militan gibi sula, copla.
Biber gazı, sis bombası ile ağırla! Sonra dön sabır iste!
Keşke İstanbul Valisi Muammer Güler’i dinlemeseydim...
Sabır isterken sabrımı taşırdı..
İstanbullunun anası ağlarken, Vali Muammer “GÜLER”!
Kelaynak
....................................................................
Ağaca gösterilen saygıya merhaba!
Genellikle ortalık karmakarış olduğu dönemlerde, çok sıkıldığım günlerde -Sevgili Pınar’ın yaptığı gibi- Boğaz sahillerinde yürüyüş yapıyorum. Temiz hava, Karadeniz'den kopup gelen rüzgar beni dinlendiriyor. Ne yazık ki bu aralar sahil yolu özellikle Yeniköy-Tarabya arası delik deşik. Şeytan dürttü beni, sahile Tarabya’dan inmeğe karar verdim.
Tarabya’nın merkezine gelince sağa döndüm, Yeniköy’e doğru. Biraz ilerledim, trafik tıkandı. Eski Tarabya plajının olduğu burunda da bir çalışma vardı. Trafiği kesmişlerdi. Tam da sağa ayrılan yolun hizasındaydım. Hani Hakimler Evi’ne giden bir sokak vardır. Beklemekten sıkıldım, daldım o sokağa. Nasıl olsa işimiz yok, gücümüz yok. Biraz ilerledim otomobille gözlerime inanamadım. Hiç çıkmamıştım tepeye kadar.
Belki bu anlattıklarım sizlere bir şey ifade etmiyor, biliyorsunuzdur.
Ben ilk defa görüyordum. Sokağa pembe taşlar döşenmişti. İki tarafta bahçe içinde evler vardı. Beni ilgilendiren bunlar değildi, beni ilgilendiren yoldaki ağaçlardı.
Tek bir ağaç bile kesilmemiş, çoğu ağaç yolun ortasında kalmıştı. Sanırım yol genişletilmiş, yılların çınarlarına dokunmamışlardı.
Bir başka gün fotoğraf makinemi alıp gittim o sokağa. Arabayı bir köşkün önüne park ettim. Başladım fotoğraf çekmeğe. Bir köşkün korumalarının bağırıp çağırmalarına aldırmadan. Beni ne sanmışlardı acaba?
Güzelim Boğaz’ın iki yakasında ağaç katliamının yapıldığı, kentlerin kurulduğu bir ortamda, ağaçlara gösterilen bu saygı beni mutlu etmiş, demek ki istenince oluyor dedirtmişti.

10 yorum:

Adsız dedi ki...

bende ayni duyguları yaşadım..zamanında bazı şeyler yaptığımı, düşünerek bir müddetten beri elimi ayağımı çekmiştim..baktımki..olmuyor,üstelik şimdi benim elimden ayağımdan tutan yok..yine düştüm yollara eylül

cenebaz dedi ki...

Tv'de gördüm. Genç bir çocuğu 4-5 polis kıstırmış nasıl hınçla, nasıl acımasızca vuruyorlardı, inanamadım. Ne yaptı ki bu insanlar, yürümek ve slogan atmaktan başka?

Punto dedi ki...

Anonim adıyla yorum bırakan dostuma teşekkür ediyorum, uğradığı ve yorum bıraktığı için.

Punto dedi ki...

Sevgili Cenebaz; Vur deyince öldüren yöneticilerimize ne demeli? Bilemiyorum. Kriz yönetmek çocuk oyuncağı değil. Ehliyetsizler baş olursa olacağı bu oluyor ve sapla samanı karıştırıyorlar.

ERDIL dedi ki...

Sevgili Punto bu gün bloguma Berlin de ki catismalar ile ilgili resimleri bir filim olarak koydum.14 polis yaralanmasi ile bitti.Bu rakkam 5 sene evvel 100 lerle ifade ediliyordu.Burada bu demo gündüz saatlerin de festival gibi gecmekte havanin kararmasi alkolün de tesiri ile genclerin siddetine dönüsür.Bunu da bilincli politikacilar sinelerine cekerler.O genclere tam istediklerini veremedikleri icin. Bu guruplar yapilan bilincli calismalarla gittikce ufalmaktadir.
Tv.lerde gördügüm sekilde sehri bloke edilmesi burada inaniyorum ki hükümet degismesine kadar sürekler.Agaclarla ilgili resmi gördügüm zaman beni iki m2 lik bir odaya kapatilmis gibi oldum.Bir canliya yapabilecek en büyük iskence.O taslar bir kac sene sonra darmadagan olacak.Maddi tutari ayni olabilecek izgara demirlerle agac cevrelerini koruyabilirlerdi hic olmazsa yagmur sularindan biraz olsun faydalanabilinsin.Daha baska yazip da okuyanlarin gününü zehir etmiyeyim.Kesmedikleri icin sevinelim.Insallah ayni yerin iki sene sonra tekrar burada resimlerini koyarsaniz da ne demek istedigim anlasilir.
Saygilarla.

Punto dedi ki...

Sevgili Erdil; Dediğiniz gibi umarım ağaçlar susuz kalmaz. 1 Mayıs uygulamaları bize has bir uygulama. Yani vur deyince öldürmek.

Ferhanca dedi ki...

Ben bu yolu biliyorum .Bu yol eskiden bakımsızdı ,şimdi parke taş döşenmiş demek..
yolda giderken karşınıza çıkan çınar ağaçları muhteşem .Heryer de ağaçlara kıyorlar normal olanı görünce seviniyoruz ..

Punto dedi ki...

Sevgili Ferhanca; Sanırım parke taş döşeme işini o yolda oturanlar yaptırmış. Zira sadece o yolda parke taş var ve çok güzel görünüyor.

Pınarın Klubesi dedi ki...

1 Mayıs günü maalesef İstanbulluların aklına çok kötü bir şekilde kazındı. Seneye kimse okula ya da işine gitmeye kalkışmayacak. 4-5 saat süren Asya-Avrupa 2.köprü geçişi işkenceden başka birşey değildi. Benim yolum açıktı ama ters yönde ki vatandaşın haline çok üzüldüm, bu hale düşürenlerde de insaf yokmuş dedim. Kurunun yanında yaş da yanar misali.

Bu tatsız konudan çıkıp, güzel bir olaya şahit olmuşsunuz. Ağaçlara gösterilen bu saygıdan dolayı bende çok mutlu oldum.
Sahile gidişte beni hatırlamanıza da sevindim:)
Ben de geziyorum haftasonları, özellikle yürüyüş yapmak için ama gözlemleyen tarafımı biraz yitirdim sanki, ilginç olabilecek durumları fotoğraflamayı unutuyorum. Sonradan aklıma geliyor, keşke fotoğraflasaydım, günlükte bahsedebilirdim diye...Bundan sonra biraz daha dikkatli olacağım bu konuda.
Sevgiler
Pınar

Punto dedi ki...

Sevgili Pınar; Bizim yönetim tarzımızda her detayı tek tek ele alıp bir plan yapma gibi alışkanlığımız yok. Tamam o yollar tutulabilir ama halka bu kısıtlamaları açıklarsınız. Bu durumda bazı işyerleri kısmi tatil yapablir. Öğrenciler evde kalır. İnsanlar kısıtlamalara göre hareket eder.
Ayrıca Taksim için bir grup seçilir, giderler çiçeklerini koyarlar olur biter. Böylece fırsatçılara da meydan vermezsin.
Ağaçlı yola girersen göreceksin huzur verici bir görüntüsü var.