21 Temmuz 2009

Balkanlarda bir plaj kenti: OHRİ!

Ohri Gölü kıyısında kaldığımız otelin plajı...
Makedonyalılar denize kıyımız yok, diye üzülmesinler. Onların deyişiyle Ohrid, Türklerin deyişiyle de Ohri gölü, tertemiz, masmavi suyu, kilometrelerce uzanan plaj sahili ile denize kıyısı olan birçok ülkeye taş çıkartır. Zaten bu göl, dünyada suları temiz ve berrak olan birkaç gölden biri imiş. Ohri Gölü'nün uzaktan görünüşü...
Güney Makedonya’nın bütün büyük otelleri Dünya Kültür Mirası listesine alınmış olan bu gölün kıyısında. Ama ne otellerden ne de evlerden göle atık su karışmıyor. Struga şehrinde Drim ırmağına karışarak kendisi ırmaktan besleneceğine ırmağı o besliyor. Makedonya’nın gür yer altı sularının ve Prespa gölünün beslediği bu gölün yüzölçümü, rehberimizin dediğine göre 358 km.kare, derinliği 288 m. imiş, Balkanların en eski ve en derin gölü.
Ohri'den genel görünüş...
Alabalığı meşhur ve lezzetli… Makedonlar bu balığı izne bağlı ve sayı ile avlıyorlar; halbuki karşı kıyısındaki Arnavutluk, gelişigüzel avlanma yapıyor, balığın azalmasına sebep oluyormuş. Ohrililer, gölden elde edilen sedefi ve inciyi de elde işleyerek turistik eşya olarak satıyorlar.

Osmanlı mirası Türk evleri...

Göl de şehir de Unesco tarafından Dünya Kültür Mirası listesinde olduğu için evlere ve yerleşime de önem verilmiş. Eski evler, özellikle bizim Safranbolu evlerine benzeyen Osmanlı-Türk evleri restore edilip otel, restoran vb. olarak hizmete açılıyor. Gerek kıyılar, gerek gölü gören tepeler küçük otel ve pansiyonlarla dolu. Ohri, Orta Avrupa turistlerini çeken hoş bir sayfiye şehri. Türk nüfusun azalmasına rağmen şehirde 10 cami varmış; ama ancak bir iki tanesi kullanılıyormuş. Bir de varlığını hâlâ sürdüren Halveti dergâhı var.Ohri sahilleri de bütün kıyı kentleri gibi modern kafelerle süslü...

Roma döneminde kalma birçok kalıntı ve bir de amfiteatr var...

St. Naum'un veya Sarı Saltuk'un yattığına inanılan manastır ve mezarın freskleri...
Ohri Gölü'nün Drim ırmağına karıştığı nokta...
Ohri Gölü'nü besleyen kaynağın çıktığı noktası...
Kırka yakın kilisenin de üç tanesi önemli: İkisi tepeden göle bakan Saint Panteleimon ve Saint John, diğeri ise göl kıyısında bulunduğu semte de adını veren Saint Naum. Özellikle bizi ilgilendiren St.Naum oldu. Çünkü bu kilise, gölün gözünde, yani doğuş noktasında, tabiat harikası bir ormanın kıyısında, mavi ile yeşilin birbirine uyumla kaynaştığı bir noktada. Bütün bunlardan daha önemlisi, orada yatan aziz, Hıristiyanlar tarafından St. Naum, Müslümanlar tarafından da Sarı Saltuk olarak biliniyor ve iki dinden de saygı görüyor. Sarı Saltuk, efsanevî hayat öyküsüyle Saltuknâmelere konu olan ve Balkanların fethinde önemli bir rol oynayan bir alp-eren.

6 yorum:

bocuruk dedi ki...

Ne güzel yerler. Üstelik Osmanlı mirası Türk evlerine bizden daha iyi sahip çıkmışlar. Tertemiz ve bakımlı görünüyor. İyi tatiller, iyi gezmeler diliyorum size:)
Sevgilerimle...

Punto dedi ki...

Sevgili Bocuruk; Balkanlarda Türk kültürüne en çok saygı gösteren ülke galiba Makedonlar.

suzan dedi ki...

Ohri çok güzelmiş. Kültür mirasına alınmış göle nasıl sahip çıkıyorlar. Darısı bizim başımıza. Bizi de kültür mirası listesinden çıkarmaya uğraşıyorlar. Bizim insanlarımızın bilinçlenmesi ya da daha doğrusu bilinçli insan sayısının artması için sanırım daha bir kaç nesil gerekiyor. Oya Hanım'ın eline gözüne sağlık. Birkaç yazı daha olacak mı?...

Punto dedi ki...

Evet bir kaç yazı daha olacak sevgili Suzan. Manastır Resne ve Tikveş'i anlatacağım. Tabii dede çiftliğini de.
Oya

fatma dedi ki...

2 hafta önce OHRİ deydik . Makedonya geneli bizi çok etkiledi. ohri , struga, bitola harika yerler .

Punto dedi ki...

Beğendiğinize sevindim Sevgili Fatma.