10 Aralık 2008

Göstere göstere sosyal yardım olur mu?

Medyada son günlerde bir kargaşadır gidiyor. Yerel seçimler yaklaştı ya. Kömür yardımları, alışveriş çekleri... Bir yarış, bir yarış...
Bakıyorum da bu yardımları alanlar televizyonlarda açık açık "bilmem ne partisine oy verdik. Tabii alacağız yardımları. Hakkımız” diyebiliyorlar.
Kimsenin alenen yapılan yoksulluk yardımından gocunduğu falan yok. Tam tersine yoksulluğunu ispatlamak için didinen insanlar var.
Bu kargaşa beni biraz gerileri götürdü. Medyadaki günlerime.
Hatırlarsınız, bayramlarda gazeteler yayımlanmaz, piyasaya sadece bayram gazetesi çıkardı. Çok da beğenilen bir gazete değildi. Süper haberleri olmazdı. Ama gazetenin yayımlanmasının nedenleri de vardı.
Gazeteciler Cemiyeti bayram gazetelerinden aldıkları reklamlarla kasasını doldururdu. Şimdi hemen aklınıza bir soru gelebilir?
Bu paralar nereye giderdi?
Anlatacaklarımın püf noktası da burada.
Bayram gazetelerinde prensip olarak sadece işsiz gazeteciler ve emekli ağabeylerimiz çalışırdı. Aslına bakarsanız gazeteyi beş on kişi çıkarır, diğerleri ya yazı gönderir ya da gazetenin çıktığı binaya uğrar, çayını kahvesini içer, akşam ayrılırken de bir maaşa yakın parasını alıp giderdi.
Cemiyetin amacı meslektaşların onurlarını kırmadan yardım etmek, bayram boyunca en az iki yüz, üç yüz işsiz gazeteciye para sağlamak, bunu da bir emek karşılığı alıyor görüntüsünde verebilmekti.
Gerçekten uygulama bir sosyal dayanışmanın güzel örneklerinden biriydi.
Sonra ne mi oldu da bayram gazeteleri silindi piyasadan?
Mesleğimizin aç gözlü, tuzu kuru takımı, gözünü bayram boyunca alamadıkları, kaçırdıkları reklamlara dikti. Zarar ettiklerini söylemediler, tam tersine her zaman olduğu gibi "halkın haber alma hakkı kısıtlanıyor" bahanesine sığındılar.
Yasa ile düzenlenmiş “bayram gazetesi”ni hiçe saydılar, yasayı çiğnediler, bayramda gazetelerini çıkardılar. Diğer patronlar da tabii atladılar bu fikrin üzerine.
Bayram Gazetesi “bir anda tarih oluverdi”.
Bugüne gelirsek;
O aç gözlü patron yok piyasada. Gazetesi, tesisleri elinden alındı. Devlete büyük borcu olduğu için ortalıktan çekildi.
Onun tuzu kuru ve cemiyetin elini kolunu bağlayan gazetecileri de bir başka adla gazete çıkardılar, batarlarken medyanın büyük patronuna sığındılar.
Şimdi o gazeteden hak, hukuk, dağıtım yolsuzluğu haberleri ile halkı avutup duruyorlar.

8 yorum:

ERDIL dedi ki...

Bir zamanlar balik nasil tutuluru ögretiyorlar.Simdi ise Deniz bizim , biz tutariz; tuttuklarini da dagitiyoruz süsü veriliyor.
Kimsenin aklina gelmiyor artik bu balik nasil tutuluyor diye.
Saygilarla.

aysema dedi ki...

Asıl yan gelip yatanlar bunlar değil mi? Çalışanlar daha az kazanıyor. Kömür,kumanya,para= oy

Diğerleri de oy mu desin offf mu desin, şaşkına döndü.

Gazeteler gazete olmaktan çoktan çıktı. Esecek rüzgara göre yön değiştiriyorlar. İş bitirmek için araç oldu çoğu...

Meslek ahlakını hatırlayanlara kelaynak diyorlar artık.Dürüstlere enayi misin?..

Dilerim bugünleri aramayız. Gidişimiz gidiş değil...

Punto dedi ki...

Haklısınız Sevgili Erdil. İstediklerine alıştıra alıştıra ulaşıyorlar.

Punto dedi ki...

Bence her geçen gün bir önceki günleri arayacağız Sevgili Aysema. Gördüğüm kadarı ile dediğiniz gibi dürüstlüğü enayilik sayan bir toplum yaratılıyor.

Berceste dedi ki...

Akın amca inanılmaz kibarsınız!

Sabah gazetesi ve aç gözlü patronu, yönetim ekibi idi bu işi yapan! Adamlar gazeteci değildi ki, yankesici idi adeta o dönem. Mesleği ilk o ekip ayaklar altına almadı mı? Gazetecilerin itibarını iki paralık etmedi mi? Evet önceden de haramzadeler vardı da, bu gazete ile tavan yaptı herşey :( Ne oldu, parladı sandıkları yıldız dibe vurdu. Ama örf ve adetleri de yanında götürdü :( Sonrasında herşey yozlaştı. Ama birşeyi daha söylemekte yarar var. O dönemin başbakanı da bu ekibe yüz verdi, destek çıktı. Kanunu çiğnemelerine yüz verdi. Şimdi o partiden geriye kalanların kurdukları, sürdürdükleri parti değil midir zaten başımızdaki?

Punto dedi ki...

Sevgili Dilek; medyanın başına ne geldiyse başkasının kazancına göz dikenlerden geldi. bir de tabii o göz dikenin biz de bir şeyler kapabilir miyiz diye düşünen destekcilerinden.

suzan dedi ki...

Güzel düşünülmüş eski adetlerimiz birer birer elimizden gitti. Ben Bayram Gazetesinde hiç çalışmadım. Ama çalışan emekli gazetecilerin heyecanına, çocuklar gibi sevincine tanık oldum. Daha fazla para benim olsun hırsına kapılanların sonunun mutluluk olmayacağına inanıyorum.

Punto dedi ki...

Haklısın Sevgili Suzan. Atalarımız ne demiş; "az tamah çok ziyan getirir".