20 Şubat 2009

Kızılırmak çamurundan kırlangıç yuvası!....

Karadeniz gezisinin dönüş yolundaydık. Sinop’a doğru gidiyorduk. Kızılırmak kenarında bir lokantanın önünde mola verdik. Merakla Kızılırmak kenarına koşuştuk. O dönemde sayın Gökçek Kızılırmak suyuna göz dikmemişti. Nehir başına geleceklerden habersiz sakin sakin akıyordu.
Lokantanın duvarında bir çıkıntı dikkatimi çekti. Eşim bu konularda daha bilgilidir. “Kırlangıç yuvası” dedi.
Ben de hani içinde kırlangıç vardır, kafasını da çıkarır, etrafa bir bakar nedir bu gürültü diye beklemeye başladım. Epeyi bir süre bekledim. Otobüs neredeyse kalkmak üzereydi. Sabrın sonu selamet derler ya. Doğruymuş. O meraklı bakışı yakaladım ve deklanşöre bastım.
Bizim kırlangıç gerçekten evini çok güzel yapmıştı.
Biliyorsunuz kırlangıçların boyu 15-20 cm civarındadır. Karınları beyaz; baş, kuyruk ve kanatları siyah; alın ve gerdanları kahverengi parlak tüylüdür. Ağızlarını açarak uçarken sinek, sivrisinek gibi küçük böcekleri avlayıverirler.
Yaz sonunda böcekler azalınca Afrika’ya göç ederler. İlkbaharda geri dönerler. Dünya’nın her yerinde yaşayabilen bu kuşlar binaların çatı altlarına, saçaklarına ve pencere oyuklarına çamur ve kilden çanak şeklinde sağlam yuvalar yaparlar.
Bizim dişi kırlangıç da erkeğinin gagasıyla getirdiği Kızılırmak çamurundan yapmış bu yuvayı. Dişi kırlangıç, erkeğinin tükürüğüyle harç edip gagasıyla getirdiği çamurları toplamış, saman ve otlarla karıştırarak bir hafta içinde yuvasını tamamlamış. “Yuvayı yapan dişi kuştur” atasözünün en güzel örneği galiba…
Dişi kırlangıçlar geniş ve yassı gagalarını çamurları sıvamak için mala gibi kullanır, yuvanın girişine ancak bir kırlangıcın girebileceği kadar açıklık bırakırlarmış. Yuvanın eni yaklaşık 20 cm, derinliği 10 cm kadar olabiliyor. İçini de toplayabildikleri tüy ve kıllarla döşerlermiş.
Bir bilgi daha; diş kırlangıç, yazın tarçın renginde benekli 4-5 yumurta yumurtluyor. Eşler sırayla kuluçkaya yatıyorlar. Yavrular anne babaların ağızlarında getirdikleri böceklerle besleniyor. İki hafta içinde de gelişip yuvayı terk edip kendi başlarına kalıyorlar.

2 yorum:

suzan peker dedi ki...

Yine bilgilendiğim bir yazı. Gazeteci dikkati ve merakı bu işte. Ben de bakarım ama görmem. Eline sağlık Akın Abi.. Oya Hanıma da teşekkürler...

Punto dedi ki...

O dönemlerde gazeteci gözü ile bakıyordum Sevgili Suzan. Şimdi ise blog gözü ile bakıyorum artık.