
Ayrıca diğer balıklarla karışık olan çinakopun denizin içinde ayırt edilemeyeceğini, tekneye çekilinceye kadar da balıkların öldüğünü söylüyorlar.
Bu durumda 20 santimin altındaki balıkların denize mi döküleceğini bunun kime fayda sağlayacağını merak ettiklerini soruyorlar.
Bu yasakla birlikte Sahil güvenlik, Su Ürünleri, ve Belediye ekiplerinin denetimleri balıkçıları canından bezdiriyor.
Her işte olduğu gibi bu işte de yasaklamayla sorunun çözüleceği zannediliyor.
Bir TV kanalında izlediğim konuyla ilgili konuşmalarda sadece havanda su dövüldüğünü, hiçbir mantıklı çözüm önerisinin olmadığını üzülerek gördüm.
Balıkçıları temsilen konuşan kişi çok konuşup karşı tarafı konuşturmazsam haklı çıkarım düşüncesiyle o kadar zaman zarfında elle tutulur bir şey söyleyemeden programı bitirdi.
Gazeteci hanımla Greenpeace temsilcisi hanım az ve öz konuşarak daha ikna edici oldular.
Balıkçı temsilcisinin önerisi devletin teşvik primi vermesini ve balıkçıların 2 yıl denize çıkmamasının sağlamasını bu 2 yılda da balıkların hem boyunun büyüyeceğini ve hem de miktarının artacağını söyledi.
Bu bir çözüm diyelim. Peki 2 yıl sonra aynı tekne ve ağlarla denize çıktıklarında yine balığın kökünü kurutmayacaklar mı? Bu bir çözüm mü?
Bu arada gerçek çözümden ağların küçültülmesi , teknelerin küçültülmesi, radar ve sonarların yasaklanmasından hiç bahis yok. Bana göre bir iç deniz olan denizlerimizde tek çözüm küçülmekten, hatta 70’li yıllardaki boyutlara dönmekten geçiyor. Yoksa bu kısır döngü balık nesli bitene kadar sürecek.
Ayrıca devletin vereceği teşvik primini takım sahipleri alacak, her teknede çalışan on binlerce tayfa ne olacak, onlar nasıl geçinecek? Bu sorunun cevabını veren yok.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder