25 Temmuz 2007

Medyada sansür yok, baskı var

24 Temmuz biliyorsunuz Gazeteciler Günü’dür. Sansürün kaldırılması her yıl 24 Temmuz’da kutlanır. Gazeteciler Cemiyeti bir törenle bu günü kutlar. Son yıllarda bu kutlama Dolmabahçe Sarayı’nın Has Bahçe’sinde yapılıyor.
Özellikle emekli gazeteciler gider bu toplantıya. Eski arkadaşları görüp hasret gidermek için. Gençler pek gelmezler. Onlar da sanırım emekli olmayı beklerler.
Konuşmalar yapılır, ödüller verilir ve yemek yenir.
3-4 yıldır ben de gidiyordum bu törenlere. Geçen yıl medyanın düştüğü durumdan hoşlanmadığım için istemeye istemeye gitmiştim. Bu yıl gitmedim. Neden mi?
Yılmaz Özdil Sabah Gazetesi’nde yazıyordu. Bildiğini yazan biri olarak seviyordum. Ayrıca birlikte çalışmış, ağabeyliğini yapmıştım.
TMSF’nin elindeki bir gazetede iktidara karşı yazmak her babayiğitin harcı değildi. O son dakikaya kadar inandığını, bizim de inandığımızı yazdı.
22 Temmuz günü "bana eyvallah" deyip istifa etti. Mertçe. Tam ona yakışacak şekilde.
Telefonla ulaştım Yılmaz’a. "Ne o" dedim. "Neden ayrıldın"?
"Ağabey bir araya geldiğimizde anlatırım. Ancak bu kadar dayanabildim"? dedi.
Evet! Dostlar. Biz gazeteciler sansürün kaldırılışını kutluyoruz ama farklı bir sansür çeşidi olan "baskı" faktörünü es geçiyoruz.
Sahi biz neyi kutluyoruz ki. Bugün sansür yok, baskı var baskı !...
İşte sansürün kaldırılışını kutlaması gereken Yılmaz Özdil'in "medyada dik duruşunun" veda yazısı:
...
Çok muhabbet...
Tez ayrılık.
Vatandaşlık görevi olduğunu düşündüğüm için, nefesim yettiğince yazdım; namusumla.
Vakit tamam.
Büyüklerin ellerinden...
Küçüklerin gözlerinden...
Hakkınızı helal edin. Eyvallah.

17 yorum:

Adsız dedi ki...

bence istifa etmemeliydi.eskı tufeklerde kacarsa yazıktır bu
vatana...sevgıyle,alı

enne dedi ki...

Bu kadar tesadüf olamaz! Yılmaz Özdil'in yazısını okuduğumdan beri acaba ne zaman, nerede yazacak, bunu kime sorsam diyordum. Sonra size sormak aklıma geldi çünkü onu tanıdığınızı biliyordum. İşler de çok yoğundu, bugün yarın derken bugüne dek sayfanıza bakamadım. Şimdi bu yazınızı görünce de çok sevindim. Ne olur, Yılmaz Bey nerede yazmaya başlarsa haber verir misiniz yine buradan. Mutlaka yazacak değil mi, yazılarını okumaktan mahrum bırakmayacak bizi?

Elif dedi ki...

Iste o baski Amerika'da da var. Bazen egiliyor, sonra silkinip ne oluyoruz diye bas kaldiriyorlar. ama devamli bir bogusma.

www.elifsavas.com/blog

bocuruk dedi ki...

Ben de biran önce yazmaya tekrar başlamasını bekliyorum. Hakikaten çok mertçe yazılar yazdı. Yazdıklarıyla bilgilendik, bir anlamda gözümüz açıldı. Sağolsun.

Punto dedi ki...

Sevgili Enne; bildiğim kadarı ile tatilde. Ağustos içinde iş bakacağım demişti. Nerede yazar bilmiyorum ama ilk yazısını, söz sizlerle paylaşırım.

Punto dedi ki...

Sevgili Elif; baskı her yerde vardır ama bizdeki baskı patronlardan gelirse bir başka oluyor. Hele patron TMSF ise.

Punto dedi ki...

Sevgili Bocuruk; eğilmeden bükülmeden bu ortamda yazı yazmak çok da kolay değil. Bir yerlerde yazması gerektiğine inanıyorum. Böyle yazarlara çok ihtiyacımız var. Umarım birileri yazdırır Yılmaz'a.

Punto dedi ki...

Sevgili Ali; istifa etmediğini ettirildiğini sanıyorum. Eğer bu tarz yazıları yazmayın, suya sabuna dokunmayın baskısı yapılırsa ne yaparsınız? Mertseniz istifa edersiniz.

ERDIL dedi ki...

Rahmetli babamda Cemiyetin kataloğunu eline alır gözleri puslu puslu olurdu, bak bu agbini hatırlıyormusun!
Bak o da yok derdi.
Bir gün o da kataloğun "aramızdan ayrılanların" sayfasına geçdi.Bu geçiş her fani için geçerli olan bir geçişdi.
Ya şimdi !...
Gözlerimiz gün be gün sevsekde, sevmesekde zevkle okuduğumuz kalemleri aramakla geçmeye başladı.
Onlar ilk baskıdan bu güne kadar büyülü sayfaların sihrinden kaybolup, belki bir kitapçının vitrininde anılar olarak; kitap halinde karşımıza çıkacakdır.
Haksızlık yazana değil banadır,benim gibi aynı fikirde olanlaradır.O aşkla yeni gelecek nesilleredir.
Sevgili Yılmaz Özdil eyvallah diyebiliyorda.
Ya bizler ne diyeceğiz.
Saygılarla.

Punto dedi ki...

Haklısınız Sevgili Erdil. Susturulan halkın sesidir bence de. Bir dürüst patron bulunursa Yılmaz Özdil yine bizimle güzel yazılarını paylaşacaktır.

nicomedian dedi ki...

Sabah'a el koyduklarından beri her gün yüreğim ağzımda bakıyordum sayfasına. O kadar çarpıcı ve etkileyici yazılar yazabilen birini istemeyecekleri belliydi. Zaten her gün aleyhinde birşeyler yazıp durdular. Yine yazacağı günleri sabırsızlıkla bekliyorum.

Punto dedi ki...

Sevgili Şefika; gerçekten iyi beklediler. Yılmaz seçim günü ayrılınca bizimle ilgisi yok diyebilecekler. Takiyyenin kralı bunlar.

Adsız dedi ki...

Yilmaz Ozdil'in yazilarini severek okuyor ve de gunlugumde de yer veriyordum. Ayrildigina ben de cok uzuldum.
Mine

Punto dedi ki...

Sevgili Mine; umarım bir yerde yazar biz de o çarpıcı yazılarına tekrar kavuşuruz.

Mine dedi ki...

Sevgili Punto, Yilmaz Ozdil icin cok uzuldum. TMSF nedir, Ozdil'i Ataturkcu oldugu icin mi isinden cikardilar anlatabilir misiniz?

Punto dedi ki...

Sevgili Mine; TMSF devletin bir kurumu. Borçlarını ödeyemeyen büyük şirketlerin yönetimlerine el koyup devam etmesini sağlamak amacıyla kurulmuş. TMSF o şirketi satabiliyor, elde ettiği para ile şirketin borçlarını ödüyor. Ya da uzun vadeli bir borç ödeme planı ile şirketi satmıyor.
TMSF medyada da şirketlere el koydu. Sabah bunlardan biri. Star'a da elkoymuş, satmıştı.
Medya farklı bir kulvar.
TMSF Sabah'a el koyunca yönetime TMSF'nin yönetim felsefesine yakın yöneticileri getirdiler iş başına.
Bu yöneticiler bir şey yapmazlar size önce. Ağırdan ağırdan hükümeti eleştiren yazılar yazmayın derler. Bunu da ne yazık ki başa getirdikleri medya yöneticileri aracılığı ile yaparlar.
Dürüst bir yazarsanız bu size iki kez dokunur. Yalaka arkadaşlarınızdan baskı gelmesine dayanamazsınız.
Yılmaz Özdil de sanırım bu baskılardan bıktı, istifa etti. Yönetim çıkarmadı Yılmaz'ı, istifaya zorladı.
Bu yazarlar bölümü. Bir de haber bölümü var. Hükümeti eleştiren haber yaparsanız çöpe gider. Yalaka yöneticiler koymaz gazeteye. Muhabirler de ne yapsınlar, suya sabuna dokunmayan haberler yaparlar. Şu anda gazetelerimizin çoğunun durumu bu. Televizyonların da. Yalakalık yarışı devam ediyor.
Dikkat edin. Su sıkıntısı haberleri seçimden sonra hızlandı. Üstelik devamlı su gelecek müjdeleri veriliyor.
Ben bile günlükte ta mart ayında sıkıntı geliyor diye yazmıştım.
Atatürk düşmanı bir iktidar ortamında olduğumuzu da ilave edeyim.

Mine dedi ki...

Sevgili Punto, Okudum ve tesekkur ediyorum durumu acikladiginiz icin. Cumhuriyet mitinglerine umut baglamistik, bos cikti. Esinize ve size cok selamlarimi gonderiyorum.