2 Eylül 2007

İstanbul, meğer ne muhteşemmiş!...(7)

Yunan Adaları gezimizin son durağı Pire ve Atina oldu. Pire ve Atina izlenimlerimi bu kez fotoğraflarla anlatacağım size:
FİLİPİNLİ GARSONDAN GÖSTERİ: Gemide çalışan Filipinlilerden biri. İsmi Emanuel. Gece yemeklerinde bize bakan iki garsondan biri. Daha az kıdemli olanı. Yemek tepsilerini tek eli üzerinde getirenlerden. Son gün şefinin kızgın bakışları altında bize hünerlerini gösterdi. Biz de alkışladık bu genci. Güler yüzleri, sinirsiz tavırları, disiplinleri ile bizden tam not aldı Filipinliler.
PİRE LİMANI PİRE GİBİ KÜÇÜK DEĞİL: Pire limanı gerçekten çok büyük. Kaç kısma ayrılmış bilmiyorum ama her sektöre bir liman ayrılmış. Biz cruises limanına yanaştık. Şehirden biraz uzakta bir liman. Oradan Atina şehir turu ve Akropolis turuna katıldık. Bu tur için büyükler için 57 euro, çocuklar için 28.5 euro ödendi.
TARİHİ KALINTILAR RESTORE EDİLMİŞ: Akropolis Atina’nın her yerinden görünen bir tepede kurulmuş. Atina Pire ile iç içe girmiş. Neresi Atina, neresi Pire belli değil. Otobüs sizi dağın eteklerinde bırakıyor. Tepeye yayan çıkıyorsunuz. Çok sıcak olduğu için bizim grup Akropolis’e erken gitti. Yokuşu tırmanırken kaygan taşlar bir hayli tehlikeli. Altı kayan ayakkabılar başa bela olabiliyor.
40 DERECEDE PİŞEBİLİRSİNİZ: Tepede gördüğümüz antik kalıntıları tek tek anlatmağa gerek yok. Biz Akropolis’ten ayrılıp şehri gezdik. İlk olimpiyatların yapıldığı saha şehrin içinde kalmış. Çeşitli yerleri gezdikten sonra Pire’ye, gemiye döndük. Bazı yolcular Atina’da kaldılar. 40 dereceyi aşan sıcaklıkta ne yaptılar bilemiyorum.
"DUR YOLCU"NUN İNGİLİZCESİ NEDEN YOK?: Pire’den kalktıktan sonra İstanbul’a varana kadar uzun bir yolculuk bekliyor sizi. Bu yolculuk sırasında özellikle bayanlar güneşlenmeği ihmal etmediler. Bu güneşlenme, Çanakkale Boğazı’na kadar devam etti. Çanakkale Boğazı’na günün erken saatlerinde girdik. Bir şey dikkatimi çekti. Yabancılar, Çanakkale Boğazı'na hakim tepedeki “Dur Yolcu” yazısına baktılar, baktılar bir şey anlamadılar. Bence bir de bunun İngilizcesi yazılsa iyi olur.
İSVEÇLİ MÜDÜRÜN DENSİZLİĞİ: Gemi Türk karasularına girince göndere Türk bayrağı çekildi. Gemiye Pire’den çoğu Yunan yeni yolcular binmişti. Bu yolculara İsveçli gemi müdürü tarafından İstanbul hakkında bilgi verildi. Bu bilgilendirmeyi dinleyen bir Türk yolcu, müdürün İstanbullu satıcıları örneklerle kötüleyen ve bunları alaycı bir dille anlatan tavrına tepki gösterdi. Bu tepkisini bizlerle paylaştı. Bizler de Türk rehberin dikkatini çektik. Ayrıca döndükten sonra bizi geziye gönderen tura durumu anlattık. Bu tatsız bölümü sizlerle paylaşırken rehberin anlattığı bir nokta aklıma geldi; "Grek" Latince de hırsız, hilekar anlamına geliyormuş. Yunanlı bunun için ilgili her yere başvurup kendilerine Grek değil, Helen denmesini istemişler.
İstanbul Limanı’na 16.30 sıralarında geldik. 17.00 de yanaşacaktık ama 2 saat açıkta bekledik. Denizci olduğum için pek yadırgamadım bu gecikmeği. Çoğu yolcu bunu bizim alaturkalığımıza verdi. Tüm gezi boyunca sadece İstanbul limanında gecikmiştik. Durum sonradan anlaşıldı, Karadeniz'den gelen iki gemiyi beklemiştik. İstanbul limanı bence gemi trafiğini karşılayacak bir konumda değil. Özellikle yolcu gemileri için başka bir yer düşünülmeli diyorum.
İstanbul’a yaklaştıkça insan bir başka heyecanlanıyor. Gemide bir gece de Yunan gecesi yapılmıştı. Her tarafa Yunan bayrakları asılmıştı. Masalarımıza konan Yunan bayrakları da işin kaymağı gibiydi. O gece çok fazla kalmamıştık masada. İstanbul ufukta göründüğünde Yunanlıların merakını görünce o geceyi hatırladım. Gerçekten bizim yunanla bir alış verişimiz yoktu ama tüm bunları görünce onların hala bizim topraklarımızda gözleri olduğunu hissettim.
TÜRK YOLCULARI HEYECANLANDIRAN BAYRAK: İki farklı bayrak var fotoğrafta. Biri normal, diğeri yeşil bantlı. Bu fotoğrafı neden mi koydum yazıya. Şundan; Rehberimiz bu bayrakla ilgili bir hikaye anlattı; seçimin olduğu hafta geziden dönüyorlar. Günlerden yine cumartesi. Ertesi gün seçim var. Meraklı Türk yolcular merakla soruyorlar sağa sola. Hangi parti önde diye? Aldıkları cevap AKP’nin anketlerde önde gittiği şeklinde. Gemi rıhtıma yanaşırken bazı Türk yolcular yeşil bantlı bayrağı görünce telaşla rehbere koşuyorlar. "Şimdi de bayrağın etrafına yeşil bant mı geçirdiler" diye soruyorlar. Rehber gülüyor ve "merak etmeyin, yıllardır deniz gümrüğünün bayrağı böyledir" diyor.

4 yorum:

mavilimon dedi ki...

Ne güzel bir gezi yapmışsınız, her bir adayı keyifle okuyorum.
Sevgiler

Aslı dedi ki...

İlginç ama daha şimdi keşfettim blogunuzu, ve şu son yazdığınıza çok güldüm. Artık nasıl korkmuşsak seçim sonuçlarından :)))

Punto dedi ki...

Sevgili Mavilimon; özellikle geziyi abartmadan olduğu gibi anlattım. Belki gitmek isteyenler olur da yanlış hayaller kurmasınlar diye.

Punto dedi ki...

Sevgili Aslı; hoşgeldiniz günlüğüme. Anılara ilgi duyuyorsanız ilk yazılarımda çokca gazetecilik anılarım var. Okursanız keyif alabilirsiniz.