29 Temmuz 2013

HAMİLELİK VE MİDE BULANTILARI!

Hamile kal ama hamile görünme! Hamile isen sakın güneş yüzü görme, evden dışarı adımını atma, 9 ay 10 gün bekle nur topu gibi sakat çocukların olsun!

Sadece zihniyet değil ülkemde doğan çocukların çoğu sakat değil mi? Ülkemin midesi bulanmayan kesiminde gerçek hamilelikler unutulmuş her fırsatta haksızlık ettiğimiz ve haklarını nasıl ödeyeceğimizi bir türlü hesaplayamadığımız, kadınlarımız, analarımız, eşlerimiz ve kız kardeşlerimiz, kızlarımız, kız torunlarımız üzerinden SİYASET yürütülmüyor mu?. Bu tuzağı İslamı öne alan, baş örtüsünü siyasetin merkezine koyan AKP sürdürüyor. Bu ortama bakarak onların Cenneti nerede aradıklarını anlamak zor!. Unuttunuz mu? 
CENNET ANALARIN AYAKLARI ALTINDA DEĞİL MİYDİ?

Her hangi bir şey hakkında, asla her hangi bir bilgisi olmadan her yerde konuşuyor, tartışıyor çok kere saç baş yoluyor ve gece yatağa başımız iyice şişirilmiş, aklımızı iyice yormuş olarak koyuyoruz… Saklanan GERÇEK sadece BİR KESİMİN midesini bulandırıyor. Biri iğfal etmiyor mu?  Suriye cephesi… Kim kimi koruyor? Kim kimi vuruyor? Mide bulandıran, bizden saklanan pek çok gerçek gibi… Suriye sınırında Radikal İslamcılarla PYD’nin başını çektiği Kürt güçleri sıcak çatışmalara ara vermiyor!. Bize düşen sadece top mermisi, ölüm, yaralı ve göz yaşı… Ankara, kuzeyde bağımsız hareket edecek bir Kürt oluşumuna karşıyım diyor. Nerede ne olduğunu, yarın ne olacağını asla kestiremediğim bir ‘çözüm sürecine’ hamile kalmadık mı? İçte manzara şu..
CHP Tokat Milletvekili Orhan Düzgün,ikaz ediyor: "Şu anda PKK Güneydoğu'daki ilçelerimize kaymakam atıyor. Bu kaymakamlar oradaki devletin resmi kaymakamlarına gidip onları tehdit ediyorlar. Bu yanlış tutumla Kürt Sorunu çıkmaza giriyor. Güneydoğu illerimizde PKK bir güvenlik örgütü kurdu. Yola inmiş araç çeviriyor, kimlik soruyor… Mezarlık açtı. Vatandaştan resmi vergi topluyorlar. Devletten çıt yok. Korkarım barış adı altında Türkiye adım adım bölünmeye gidiyor.” Kamer Genç de benzer endişeler taşıyor. Basın mensuplarını Pülümür vadisine götürüp tepelere çekilmiş PKK bayraklarını gösteriyor…” Bu milleti ikiye bölmek mi istiyorlar?

Dış’ta da durum farklı değil… Ankara Suriyeli Kürtleri ikaz ediyor! Mide bulanması bu alandaki gebe kalmalardan kaynaklanmıyor mu? Radikal İslamcılar. Kürtlerle işi ‘kan davasına’ döndürdü. Suriye’de desteği Türkiye’den alan bir ikinci cephe yok mu? Düne kadar düşman Hür Suriye Ordusu idi. Bugün Kürtlerin karşısında El Kaide ile bağlantılı güçler var. Ve o güçler ele geçirdikleri yerlerde. Şeriatı dayatıyor. Olaylar Arap Baharı olmaktan çıktı. Başbakanın kredisi düşüyor. İlk ikaz İran’dan “Suriyeli teröristlere silah ve askeri eğitim veriyorsunuz. Ankara Suriye'ye karşı düşmanca tavrının bedelini ödemektedir" Ya Mısır? AKP Mısır halkına baskıya karşı direnin özgürlük talebinizden vazgeçmeyin derken kendi ülkesinde sokaklara çıkanlara ne yapıyor? Polis gücünü vahşice kullanıyor! Kendine bak demezler mi?
Cenneti yanlış yerlerde arayanlar, bulamayanlar, şimdilerde cehennem yaratmayı seviyor!.. GEZİ  olaylarını içine sindiremeyen AKP ülkedeki beyaz yakalıların, gençlerin özgürlük aşkını yok etmek gayreti ile gazlamış, sulayarak yok edememiş aksine yeşertmiştir! DEDİĞİM DEDİK zorlaması sadece içte değil dışta da ikaz seslerini çoğalttı. Yaşam tarzı uyarıları hız kesmedi. Başbakan alkol yasağını savunurken “yaşam tarzını git evinde devam ettir.” dayatmasını açık açık tekrarladı… Gezi’nin dalga dalga etkisi ile AKP yi çok kızdıran mektubu yabancı ünlüler kaleme aldı.

Bay Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Başbakanı, “Bu mektubu sizin polis güçlerinizin barışçı gösterilerde beş kişinin ölmesi, 11 kişinin biber gazı ile gözünü kaybetmesi ve 8 binden fazla kişinin yaralanmasına yol açan zalimce bastırmasını kınamak amacıyla yazıyoruz. Sizin hapishanelerinizde Çin ve İran hapishanelerindeki toplamından daha fazla gazeteci var. Size Türkiyenin Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonunu imzaladığını ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yetkisini tanıdığını hatırlatıyoruz. Bunların sonucunda, beş masum gencin ölümüne neden olan emirleriniz, Strasbourg'da bir davaya dayanak teşkil edebilir.Saygılarımızla...
Ramazanı seçim kampanyasına dönüştüren Başbakan iftarını destan yazdılar dediği Çevik Kuvvetle açtı. Ama Gezi parkını henüz halka açamadı. Hemen her gün polis kalkanları ile Geziye gelenleri sürülüyor. Uzaklaştırılıyor... İstiklale!(caddesine) sürdüğü o halk DÜNYA sofrasını o caddede kurup direnç tazeliyor. Sofra başı sloganları, iftar açarken Güllaç tatlısı yerine geçiyor!. Başbakan gene polise moral aşılıyor:. Bu teşkilat, olumsuz örneklerle kirlenmeyecek kadar pırıl pırıl bir teşkilattır. Birkaç kötü örnek (bir kaç dediği 5 ölü 11 göz kaybı ,8 bini aşan yaralı) üzerinden tüm teşkilatın karalanmasına müsaade etmeyiz. Unutmayın; edepsiz olan edepten, hukuksuz olan hukuktan korkar"

Zorlu Holding, Koç Holding’in şirketleri Maliye müfettişlerince didik didik aranırken.AKP Kadın Kollarına 40 bin Ramazan kolisi bağışladı... Sakıncalı Faiz Lobisi olmaktan çıktı mı? Zorlu Holdingin bu seneki bağış tutarı 1 milyon 844 bin lira. Siyasi Partiler Kanunu'na göre bağış sınırını en yüksek 30 bin 710 lira... Zorlu’nın bağışı zorluyor! Yasal sınırın 60 katı.
Şelalenin sesi giderek daha kuvvetli geliyor… Hangi yükseklikten düşeriz bilemiyorum… Umarım ülkem kazasız belasız bu hamileliği ve mide bulantılarını da yeni bir doğuma dönüştürür…

Hiç yorum yok: