4 Mart 2007

Türkçemizde anlatım bozuklukları


Doğru yazalım, doğru konuşalım, dilimizi koruyalım derken bazı kurallar içinde kalmamız gerektiğini vurgulamıştım. Ben dahil hepimiz çok yanlış yapıyoruz. Bu gerçeği kabul ettikten sonra diyorum ki;

* Hiç kimse kimseye sen şöyle yazdın, ben şöyle yazdım ikazında bulunmasın.
* Amacımız tartışmak değil. Amacımız dili düzgün kullanmak.
* Bunun için kuralları hatırlayacağız, örnekler bulacağız, tüm bunları ortaya dökeceğiz.
* İsteyen faydalanacak, isteyen bildiğini okuyacak.
* Burada önemli olan Türkçemize karşı, birbirimize karşı saygıyı koruyabilmek.

Doğru yazalım, doğru konuşalım, dilimizi koruyalım etkinliğimizin ilk yazısını hazırlamak bana düştü. Türk Dil Kurumu’nun yazım kurallarına hepiniz ulaşabilirsiniz.
Ben ilk yazıda daha çok metinlerde görülen dil ve anlatım bozukluklarından örnekler vermeyi ve yaptığımız yanlışları paylaşmak istiyorum. Biraz fazla örnek vermeğe çalıştım.
Yazı uzun ve boğucu gelebilir. Lütfen bu örneklerden bir çıkış alın, ara sıra bakın. Sözlük gibi başvuru kaynağı olsun size. Tabii isteyenlere.

İlk örnekleri sözcükleri yanlış kullanma konusunda veriyorum:
( Örneklerde doğru kelimeler parantez içinde siyah yazılmıştır)


Apartmanlar birbirine çok yaklaşık (yakın) yapılmış.
Bu Türkiye’ye özel (özgü ) bir durumdur.
Adamın saçı, sakalı ve tırnakları bir hayli büyümüştü (uzamıştı)
Aldığı ekmekle peynirin ücretini (fiyatını) hesap etti.
Kaçırdığın her dersle sınıfta kalma şansını (olasılığını) artırıyorsun.
Ülkemizde etken (etkin) bir yanardağın olmadığı bilinmektedir.
Seyirci sayısının kalabalık ( çok ) olması sevindirici idi.

Bazen de aynı anlamı veren sözcükleri birlikte kullanma yanlışları yapıyoruz: İşte birkaç örnek: (Birlikte kullanılan kelimeler siyah yazılmıştır)

Bu tür yerlere ara sıra nadiren giderim.
Mine, çok kibirli ve kendini beğenmiş bir kızdı.
Toplantı karşılıklı tartışmalar yüzünden uzadıkça uzadı .
Bu yolu yaya yürüyerek üç saatte aldım.
Kütüphaneden aldığın kitabı geri iade etmedin mi?
Bu konuda ulusça ve milletçe duyarlı olmalıyız.
Onunla daha henüz konuşamadım.

Anlamca çelişen sözcükleri veya sözleri birlikte kullanma yanlışı da sıkça yaptığımız yanlışlar. Bu yanlışlara da şu örnekleri verebiliriz:( Çelişen sözcükler siyah yazılmıştır)

Masanın üzerinde tamı tamına birkaç defter vardı.
Bu gece mutlaka arayabilir bizi.
Eminim onu siz de merak ediyor olmalısınız.
Bu şımarık hareketleri mutlaka sizin de gözünüzden kaçmamıştır sanırım.
Bu sorumsuzca davranışları aile mutluluğu açısından kesinlikle yanlış olsa gerek.
Aradan aşağı yukarı tam on yıl geçmişti.

Çokça olmasa da bazı ek ve sözcükler yanlış yapıda kullanılıyor:( Yanlış kelimeler siyah yazılmıştır)

Beton yapılar çevreyi çirkinletmiş. (çirkinleştirmiş)
Sevgiden ve hoşgörürlükten (hoşgörüden) büyük erdemlik (erdem) var mı ?
Nezarette üç gün alıkoyulmuş. (alıkonmuş)
Okuduğun kitaplardan (kitapların) aynısını ben de okumuştum
Gitar çalmasını (çalmayı) öğrenemedim.
Bu görüşe şöyle karşılık verilebilinir. (verilebilir)

Bazen de sözcükleri cümlenin içinde yanlış yerde kullanıyoruz. Ben bu yanlışlığı çokça yapıyorum : (Siyah yazılanlar yeri yanlış olan kelimelerdir)

Önümüzdeki birkaç ay içinde tümüyle bu sorunu (tümüyle) çözeceğiz.
Babam, benden çok küçük kardeşimi (benden çok) seviyor.
İzinsiz öğretmenler odasına (izinsiz) girme.
Hastalar içinde ilk muayene odasına (ilk) ben alındım.
Arkadaşımla yazdığım şiirleri bir dergiye (arkadaşımla) götürdüm
Çok başım (çok) ağrıyor.
Çiçekler çok vazoda (çok) kaldıkları için solmuş.

Yardımcı eylemleri biliyorsunuz. Bunların gereksiz kullanma veya gerektiği halde kullanmama da sıkça yaptığımız yanlışlar: (Yanlış kullanılan kelimeler siyah yazılmıştır)

Bana etki ettiğini düşünüyor ( Beni etkilediğini düşünüyor)
Çok istek alan şarkıyı çalıyoruz. ( Çok istenen şarkıyı çalıyoruz)
Bu işe girmeden önce kârını zararını iyi hesap etmelisin ( hesaplamalısın)
İş için başvuruda bulunanlar... (başvuranlar...)

Cümle düzeyinde de anlatım bozukluklarıyla karşılaşıyoruz. Tekillik, çoğulluk bakımından özne – yüklem uyumsuzluğunda en çok karşılaşılan yanlışlar: (Siyah kelimeler yanlış kullanımlardır)

Oğuz, Gökçe ve Çağrı birlikte balık tutmaya gitmişti. ( gitmişlerdi)
Ahmet, Uğur ve sen kardeşçe geçinmelisin. (geçinmelisiniz)
Böyle ağır bir işi ne ben, ne sen yapabilirsin. ( yapabiliriz)
Bahçede üç kişi çalışıyorlar. ( çalışıyor)
Bazıları bugün okula gelmemişler. ( gelmemiş)
Hepsi oradaydılar. (oradaydı)
Üst kattakiler evde yoklar. ( yok)
Bana dost canlısı insanlar gerek.
Bardakların hepsi düşüp kırıldılar. (kırıldı)
Günler aslında çok hızlı geçiyorlar. ( geçiyor)

Dilimize yerleşmeye başlayan yanlış kullanımlardan iki örnek daha: (Siyah kelimeler gereksiz kullanılan kelimelerdir)

Lokantada masrafları birlikte paylaştık
Elbiseleri yurt dışına ihraç ediyorlar.

Kaynakça: DİL BİLİM I (Komisyon)
……………………………………………………………………………

Etkinliğin kurallarını tekrar hatırlatıyoruz

"Doğru yazalım, doğru konuşalım, dilimizi koruyalım" etkinliğinin kuralları şöyle:

*Her ayın 1. ve 3. pazartesi günü bir internet günlüğü sahibi ev sahibi olacak.
*Ev sahibi, dilbilgisi kuralları ile ilgili bir yazı hazırlayacak.
*Bu yazıyı, bir önceki ev sahibi yazısını yayımladığı gün Punto Amca’ya gönderecek.
*Punto Amca yazıyı uzmanımıza kontrol ettirecek, ev sahibine ulaştıracak.
*Etkinliğe katılanlar, hazırlanan logo ile etkinlik gününü ve kimin ev sahibi olacağını duyuracak.
*Günlük yazıları hazırlanırken Türkçeyi doğru, kullanmaya çalışacağız. Ev sahibiyle birlikte tazelenen bilgilerimize özellikle dikkat edileceğiz.

61 yorum:

morkoyun dedi ki...

Ornekleri okumak bana eglenceli geldi, en son OYS testlerinde gormustum anlatim bozukluklarini, ozlemisim:)
Sahsi fikrim, ozellikle anlatim bozuklugu meselesinin okuma aliskanligiyla ilgili oldugu. Ne kadar cok, cesitli ve duzenli okursaniz, yazarken de konusurken de farketmeden dogruyu seciyorsunuz. Ve malesef okuma aliskanligini ilk okumaya basladiginiz yillarda kazanamadiysaniz sonradan cok emek harciyorsunuz. Kendi kardesim dahil, gazeteyi birinci ve sonuncu sayfalarindan ibaret sanan, yeni kelime icat eden ve msn diliyle yazan gencler hala ilkokulda haftalik kitap ozeti odevi aliyor mu, lisede soru cumlesiyle baslamanin puan kaybina neden oldugu kompozisyonlar yaziyor mu merak ediyorum:)

SaNeM dedi ki...

Morkoyun'nun okuma aliskanligi ile soylediklerine katiliyor, ve bu aliskanligin ilk kaynaginin da ebeveynler oldugunu dusunuyorum. Anne ve babasinin elinde kitap goren cocuklarin, bence okuma aliskanliginin olmamasi gibi bir ihtimal cok dusuk olur. Ayrica sevgili Punto abi bu yorumu yazarken farkettim ki, devrik cumle kurmamaya ozen gosteriyor, anlatim bozuklulugu yapmamaya calisiyorum. Ilk sonucu bende almaktayiz :)
Kaleminize saglik..

Berceste dedi ki...

Uzun bir yolun ilk adımını atmıştınız. İcraat kısmında da ilk adım sizden geldi.''Hayırlı Uğurlu Olsun!'' Dilerim hepimizin keyif alacağı, tahmin edici, güzel, yararlı bir etkinlik olur. Bir kişiye bile faydalı olabilmişsek ne mutlu bize, ne mutlu okyanusuna kavuşan denizyıldızına! [Kontrol ettim denizyıldızı birleşik yazılıyormuş :) ]

Okuma alışkanlığı konusunda Mor Koyun ve Sanem'e katılıyorum ama çok okuduğunu yazan arkadaşlarımızda da bu yanlışları çok görüyoruz, bu neden acaba demekten de kendimi alamıyorum!

morkoyun dedi ki...

Sevgili Berceste, iste tam bu sordugun soruya cevap olarak ilkokul dergilerinde 'okudugumuzu anlayalim' basliginda metin calismalari bolumu var, marifetin bir kismi da dogru anlamakta:)
[Hemen ben de kontrol ettim, kimi yerde birlesik kimi yerde ayri yazmisim Morkoyun'u;)Ikisi de kabul.]

Punto dedi ki...

Sevgili Morkoyun;
Yorumlarına katılmamak mümkün değil. Düzgün yazmanın birinci kuralının da okumaktan geçtiğine inanıyorum.
Ben 35 yıl haber okudum, her gün en az 50 haber. Şimdi de link verdiğim tüm dostlarımın yazılarını okuyorum.Hem de son satırına kadar. Yemek tarifleri hariç tabii. Bun rağmen yine de yanlış yapıyorum.

Sevgili Sanem; Evet bence anne babalar küçük çocukların karşısına geçip kitap okur gibi yapsalar yine kârdır diye düşünüyorum.

Sevgili Berceste; Gerçekten iyi bir etkinliğe başladığımızı görüyorum ve seviniyorum. Tüm emeklerin için tekrar teşekkür ederim.

Mutfakta Zen dedi ki...

Ben her ikinize de çok teşekkür ederim sevgili Punto Ağabey ve Dilek,
Bir ara 'acaba bu etkinlik başlamadan çöpe mi gidecek' diye düşünmedim desem yalan olur, itiraf ediyorum. Ama karşımda Dilek gibi kararlı bir arkadaşım ve sizin gibi deneyimli biri olunca endişemin kendimde gördüğüm 'her şeye bulaşıp çoğunu unutan' sınıfından şahıslardan kaynaklandığını anladım. Yani çuvaldızı kendime batırmaktan başka çarem yok. Teşekkürler!
Tijen

nicomedian dedi ki...

Çok toparlayıcı ve kapsamlı bir yazı olmuş. Sözcükler arasındaki ince ayrımları fark edip doğru kullanmak bence de hem çok okumakla hem de kullanıma özen göstermekle ilgili.
Yeri gelmişken bu güzel etkinlik fikri ile bunu yaşama getirmek için verdikleri emekten dolayı Berceste ve Punto'ya teşekkür ederim.
Şimdi bu cümleyi yazarken benim de aklıma 'adına' sözcüğünün sık sık yanlış kullanıldığı geldi. Adına (bir kimsenin, şeyin) yerine, eski dille söylersek namına,hesabına demek. Örneğin, Türk ulusu adına; haklı bir öfke adına.
Yanlışa örnek verirsem: oyun adına herşey burada. Buradaki ADINA yerine herhalde ADI ALTINDA, TÜRÜNDEN filan demek gerekiyor. Bir de şu var:Yargı temsilcileri 28 Şubat ADINA halktan özür dilemeli. Bilmem siz ne dersiniz?

nicomedian.wordpress.com

Not: Bu arada ilginçtir, blogger2 benim kullandığım wordpress'e doğrudan nicomedian adından bağlantı oluşturmaya izin vermiyor. Bu yüzden zaman zaman sayfa adresimi yazıyorum. Yarattığım görüntü kirliliği için özür dilerim.

pecete dedi ki...

Punto Amca; umarım "amca" dememde bir sakınca yoktur. Benim size sormak istediğim bir sorum var: yazınızın "sözcükleri cümle içine yanlış yerde kullanma" kısmında vermiş olduğunuz örneklerde, siyah ile belirtilmiş olan kelimelerin doğru kullanımları ile ilgili bir kural var mı? Bu; benim oldukça sık yaptığım bir yazım hatasıdır. Düzeltmem için ne önerirsiniz? Saygılar...

Punto dedi ki...

Punto said...
Sevgili Tijen; Hep beraber başladık, hep beraber sürdüreceğiz. Deniz yıldızını kim kurtaracak? bir deniz yıldızı bile bize yetecek.

Sevgili Nicomedian; Haklısın, ADINA sözcüğü de yanlış yerlerde kullanılıyor. 28 Şubat adına sözcüğü yerine 28 Şubat için denirse daha doğru olur diyor uzmanımız.

Sevgili Peçete; Punto Amca da olur, ağabey de.
Sorunuzu uzmanımıza sordum. Aldığım cevabı iletiyorum:
* Vurgulanmak istenen sözcüğün yükleme yakın yerleştirilmesi gibi genel bir kural kullanılır. Ama tam bir kural yok.
* Sözcüğün yerinin yanlış anlam verebilecek bir yerde olmamasına dikkat edilmelidir.
* "İhtiyar adama baktı" cümlesinde bakan ihtiyar ise ihtiyardan sonra virgül konmalı, virgül konmazsa birisinin ihtiyar bir adama baktığı anlamı da çıkabilir. Noktalam işaretleri de bu konuda önemlidir.

Mine dedi ki...

Merhaba Punto Ağabey,
Yazınızı çok beğendim. Bundan sonraki yazılarımda faydalanacağımdan emin olabilirsiniz:)
Başta siz ve Berceste olmak üzere, bu etkinliğe katılan herkese teşekkür ederim.

Mine

munevver dedi ki...

Punto Ağabey,etkinlik hepimiz için hayırlı olsun.Türkçeyi doğru kullanmaya çalışan (ama hatalar da yapan)biri olarak etkinliğin ilk yazısından çok yararlanacağım.
Size ve emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Sevgiyle,

Punto dedi ki...

Sevgili Mine;
Biz sadece unuttuğumuz daha doğrusu ihmal ettiğimiz Türkçemiz için bir kıvılcım çaktık. Bunun olumlu sonuçlarını görmek mutluluk veriyor insana.

Punto dedi ki...

Sevgili Münevver;
Önemli olan yazarken, konuşurken kendini kontrol edebilmek. Bu etkinlikle bu alışkanlığa tekrar kavuşacağız gibi görünüyor.Asıl duyarlılığınızdan dolayı ben teşekkür ediyorum sizlere.

B5 dedi ki...

Ben simdiden faydalanmaya basladigimi söyleyebilirim.
Daha cok devrik cümlelerimi sonradan farkedebiliyordum. Düsündügüm ve konustugumun birbirinin hizinda olmadigi zamanlar.
Özellikle birden fazla dili ayni anda konusmak zorunda kaldigim zamanlar.

Oysa burada baska hatalarimi da farkettim.
Örnek:

"Çok istek alan şarkıyı çalıyoruz. ( Çok istenen şarkıyı çalıyoruz)
Bu işe girmeden önce kârını zararını iyi hesap etmelisin ( hesaplamalısın)
İş için başvuruda bulunanlar... (başvuranlar)..."

Bunlari dogru saniyordum.

Daha cok dikkat etmeye calisacagim. Türkce gercekten cok zor ama bir o kadar da güzel bir dil.

Selamlar!

Punto dedi ki...

Sevgili B5;
Türkçemiz gerçekten zor bir dil.Duyarlılığın için teşekkür ediyorum.
Anlatım bozukluklarını en çok televizyonlarda görüyoruz. Oradan da bize yansıyor. Bana göre bu konuda medyanın çuvaldızı kendisine batırması gerekir. Onlar ne mi yapıyor? Her sabah ilk iş olarak izlenme oranlarını izliyorlar.

Suleyman Ve Ben dedi ki...

Merhaba Punto,

Ben Suleyman. Turkce ogreniyorum. DDD cok guzel, cunku Internet'de cok Turkce yanlislar var.

I don't understand all the rules, but I have a question about the following rule:

Ne zaman "lar" ve ne zaman "lar" degil?

Senin ornekler:

Oğuz, Gökçe ve Çağrı birlikte balık tutmaya gitmişti. ( gitmişlerdi)

Neden "gitmislerdi" dogru?
Ama neden "gitmiştiler" degil?

Üst kattakiler evde yoklar.

Neden "yoklar" yanlis?

Sen haklisin, Turkce cok zor :)

Cok tesekkur ederim.

Thank you very much and I sincerely support this excellent initiative.

Iyi gun+ler :)

Suleyman.

Berceste dedi ki...

Birden bire ben mi hata yaptım diye dondum. Ne kibar belirtmiş dedim ama baktım sayfa başlığı Mor Koyun. Künye adı morkoyun! Kafam karıştı... İkisi de doğru oluyor muymuş? Benim gözümde ise yastık kılıfının üzerine işlediğin mor bir koyun var hala :)

morkoyun dedi ki...

:))Bercestecim kayitlara ismimi 'mor' soyadimi 'koyun'olarak verdigim icin kimi yerde oyle kimi yerde boyle gorunuyor, usendigimden birlesik yazsam da ayri olani dogru anlamlisi:) Biz konuyu derinlestirmeyelim hem de bu ciddi atilimin ilk yorum sayfasini mesgul etmeyelim:) Ozellikle Suleyman ve ben'in samimi yorumunu okuyunca sizi baslattiginiz is icin bir kere daha tebrik etmek istedim:)

Pınarın Klubesi dedi ki...

Bu faydalı bilgiler için çok teşekkür ediyorum. Logonun linkini nereden edinebilirim.
Sevgiler

Rabia dedi ki...

Beni össsınavlarına götürdü bu örnekler. Neyseki, hepsini hatırladım. Kendi blogumda da anlatım bozukluğu yapmamaya gayret etsem de gözümden kaçıyor. Sonradan farkediyorum. Bu etkinliğe, bilgilerimin taze kalmasını ve daha dikkatli olmamı sağlayacağından ben de katılmak isterim.
Sevgi ve saygılarımla Punto amca...
:)

ipek dedi ki...

Sevgili Punto Ağabey,
Emeğinizi ve vaktinizi cömertçe kullanıp ortaya çıkarttığınız bu etkinlik için sizi ve sevgili Berceste yi kutlayarak başlamak istiyorum.
Kullanım hataları, televizyonun yanlış yönlendirmesi vb. ile gittikçe kirlenen dilimizi, küçük kızıma doğru öğretmeye çalışırken, zaman içinde unuttuğum doğruları hatırlamama yardımcı olacağını düşünüyorum.
Baştan koyulan (kimsenin kimseyi ikaz etmeme, herkesin otokontrol ile yanlışlarını düzeltmesi) kurallar, bu etkinliğin saygı ve keyif içerisinde ilerleyeceğini hissettiriyor. Dolayısıyla başarıya ulaşmaması için bir sebep yok.
Derlediğiniz güzel örnekler ve verdiğiniz bilgiler için teşekkürler.
sevgiler
İpek

Rabia dedi ki...

Bu arada, farkettiğim bir şey var. Ben "yayımlamak" ve "yayınlamak" kelimeleri arasında çelişki yaşıyorum. Birçok kişi sitesindeki yazıları "yayınlamak" olarak kullanıyor. Çelişkiye düşmüştüm. Acaba gerçekten "yayınlamak" mı diye. Sonra küçük bir araştırma ile kendi bildiğimin doğruluğuna inanıp "yayımlamak" olarak devam ettim. Şimdi sizin de "yayımlamak" olarak kullandığınızı görünce rahatladım.
Saygı ve sevgilerimle...

bocuruk dedi ki...

Verdiğiniz bilgiler ve Sevgili Berceste ile başlattığınız hareket için çok teşekkür ediyorum. Ben özellikle "dahi" alamına gelen de ve da' lar ayrı yazılmamışsa çok rahatsızlık duyuyorum. Kafam orada takılıp kalıyor. Özellikle bazı kelimlerin doğru yazılışları ve okunuşları konusunda sizlerin verdiği bilgilerden çok faydalanacağımı düşünüyorum. Mutlaka takip edeceğim.
Sevgilerimle...

Berceste dedi ki...

Böcürükcüğüm, dahi anlamındaki de/da için bir sonraki etkinliği bekle derim :) 19 Mart'ta Yogurtland'da buluşmak üzere...

Ferhanca dedi ki...

Bu güzel etkinlik için, size ve Berceste'ye çok teşekkür ederiz.
Bu yazı rehber olucak bizlere..

Punto dedi ki...

Sevgili Süleyman; Özne (subject)ile yüklem (predicate)arasında uygunluk olması gerekir.
1-Özne çoğul ve insansa yüklem de çoğul olur. Ahmet, Ali ve Ayşe geliyorlar.
2-Özne cansız veya hayvansa yüklem genellikle tekil olur. Köpekler havlıyor. Bu sözler beni ilgilendirmiyor.
Git-miş-ler-di sözcüğünde iki zaman var. -miş ve -di. Böyle birleşik zamanlı fiillerde çoğul olduğu zaman çoğul eki ortaya gelir.Git-miş-ler-di, oku-yor-lar-mış gibi.
Sevgili Süleyman. bu bilgileri uzmanımızdan alıp aktardım.

Punto dedi ki...

Sevgili Pınar;
Bir işe girdik, sanırım faydalı olur. Link konusunda Dilek yardımcı olabilir

Punto dedi ki...

Sevgili Rabia; Amacımız buradan insanlara dil dersi vermek değil. Ben de çok yanlış yapıyorum. Amacımız, yazı dilinde biraz daha dikkatli olmamızı sağlamak.
Yayın bir esere verilen ad. Dergi gazete gibi. Yayım okunacak şeylerin dağıtılması anlamına geliyor. Zaten doğrusunu kullanmışsınız.

Punto dedi ki...

Sevgili İpek;
Ben dahil hiç birimiz dil uzmanı değiliz. Bu fikir ortaya atıldığında gereksiz tartışmaların başladığını gördüm. Henüz tartışma kültürümüz yok. Bunun için başından kuralların bu şekilde olmasını düşündük. Ben de o kadar çok yanlış yapıyorum ki. Yorumlarda sorulan bazı sorulara cevap vermedim, eşimi bekledim, ona sordum. Yanlış cevap vermemek için.
Sonuçta yazı dilinde biraz dikkati sağlarsak bu bile kârdır. Etkinlikle unuttuğumuz kuralları tekrar hatırlıyoruz.

Punto dedi ki...

Sevgili Bocuruk; Sanırım ikinci yazıda de da ekleri konu edilecek. ben daha çok anlatım bozukluklarından başladım. Elimde iyi bir araştırma vardı, onu sizlerle paylaştım.

Punto dedi ki...

Sevgili Ferhanca;
Hepimiz evinde imla kılavuzu, dilbilgisi kitapları vardır ama açıp bakmayız. Bu etkinliğin sonunda tüm yazıların bir yerde toplanmasıyla iyi bir kaynağın ortaya çıkacağını ve bilgilerimizi tazelemiş olacağımızı düşünüyorum.

ÇiLeK dedi ki...

Sevgili Punto,önderliğinizde gelişen bu güzel etkinlik için size çok teşekkür ederim.Özellikle benim kendi eksiklerimi gidermek adına çok yararlanacağıma inanıyorum.Logo kodlarını nasıl yerleştireceğim etkinliğin bilemiyorum yalnız,olmazsa yazı ile yazacağım etkinlikte olduğumu.Sevgiler,saygılar.

Punto dedi ki...

Sevgili Çilek;
Hepimiz bir çok eksiğimizi bu etkinlikle giderebiliriz. Amacımız bu zaten. Katıldığınız için ben teşekkür ederim.
Logonun nasıl yerleştirileceği konusundaki bilgi için adres Berceste.

Mutfakta Zen dedi ki...

Ben de ısrarla yayınlamak/yayımlamak arasındaki farkı görmezden gelip hata yapanlardanım. Her yazışımda şöyle bir düşünüyorum, 'yayımlamak' sözcüğünden bir türlü hoşlanmadığımdan yine düzeltip (daha doğrusu yanlışlaştırıp) 'yayınlamak' yazıyorum. Suçlulardan biri de benim!
Tijen

Punto dedi ki...

Sevgili Tijen;
Yayın ve yayım çok karışan iki kelime ama çok farklı anlamları var. Hoşlanmasan da sen yine yayım yaz. Seni örnek alacak çok kişinin varlığını düşünerek.

Nihat dedi ki...

Okunacak bir blog daha buldum. Çok sevinçliyim.
Sağolsun Nicomedian. Onun blogundan geldim buraya.
Özellikle bu dil etkinliği çok gerekli benim için.Fikrinize ve aklınıza sağlık.

Nihat dedi ki...

Okunacak bir blog daha buldum. Çok sevinçliyim.
Sağolsun Nicomedian. Onun blogundan geldim buraya.
Özellikle bu dil etkinliği çok gerekli benim için.Fikrinize ve aklınıza sağlık.

Suleyman Ve Ben dedi ki...

Merhaba Punto,

Cok tesekkur ederim cevap icin.

I need some help from my wife to translate these rules.

DDD Harika !

Suleyman.

Berceste dedi ki...

Dil Yarası grubumuzda yayın/yayım konusu geçtiğinde bir açıklama yapılmıştı. Faydalanacağınızı düşünerek aynen buraya kopyalıyorum.

Üniversite yıllarında, Türkçe dersimizde, aradaki fark bize 'ekin' ve 'ekim' ile açıklamıştı:
Ekin buğdaydır, mahsuldür, bir ürünündür. Ekim ise bir işlem, bir süreçtir.
Aynı şekilde 'yayın' ortaya çıkan eserdir, bir üründür. 'Yayım' ise yayma işlemidir.
Yayın ve yayım arasındaki farkı ben hep ekin ve ekime bakarak ayırırım.

Punto dedi ki...

Sevgili Nihat;
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Ben de sizin günlüğü gördüm, güzel yazılarınız var.

yemekvebiz dedi ki...

Yillarca yurt disinda yasayinca bircok seyi unutur oldum, ozellikle yazim ve imla konularinda.
Bu etkinlik sayesinde tahsil yasamimda ogrendiklerimi hatirlama sansini yakaladim.
Berceste ve Punto bunun icin sizlere tesekkur ediyorum.
Ozellikle
"Hiç kimse kimseye sen şöyle yazdın, ben şöyle yazdım ikazında bulunmasın." kurali cok iyi.
Hepimiz hatalar yapiyoruz cunku.
Sizlerle olmaktan mutluyum.
Sevgilerimle.

Zeynep

Punto dedi ki...

Sevgili yemek ve biz;
Hepimiz unuttuklarımızı hatırlıyoruz, daha derinlere inebilirsek bilmediklerimizi de öğreneceğiz. Katılım çok güzel. İyiniyet var. Geriye sadece kendimizi kontrol etmek kalıyor. Onu da yaparız artık.

cekirdeksizuzum dedi ki...

Bir çok blogcu bir çok farklı konuda yazıyoruz ama hepimizin ortak noktası Türkçeyi kullanıyor olmak. Bu etkinliğin yazarken dilimizi doğru kullanmak ve yaptığımız yanlışları düzeltmek açısından çok faydalı olacağını düşünüyorum. Teşekkürler...

nicomedian dedi ki...

Uzaktaki büyüğümüz Nihat bey’e, Punto’nun izniyle buradan DDD Türkçe dostları arasına hoş geldiniz demek istiyorum. Yararlanacağım diyerek her zamanki gibi alçakgönüllülük ediyorsunuz Nihat Bey.İki değerli blog arasında köprü olmak da çok güzel benim için...

Punto dedi ki...

Sevgili çekirdeksiz üzüm;
Tekrarladığım bir konu var. Günlük yazanlar evlerinde not defterine yazmıyorlar bunları. Yayım yapıyorlar, bir nevi gazete, dergi adı ne olursa olsun yayın çıkarıyorlar. Bu yayınlarda Türkçe konusunda daha dikkatli olmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu arada "yayın"la "yayım" sözcüklerini aynı konuda kullanarak farklarını da belirtmek istedim.

Punto dedi ki...

Sevgili Nicomedian; Nihat Bey'in günlüğünü inceledim. Gerçekten güzel. Oya gibi işlenmiş. Ben de sizin sayenizde okuduklarıma bir günlük daha ekledim.

Acalya dedi ki...

Sevgili Punto,
Bu yazinin cok yararli oldugunu dusunuyorum. Hepimize, her zaman yaptigimiz yanlislari hatirlattigi icin...
Diger arkadaslara da katiliyorum; okumaya erken yaslarda baslamak, bunu surdurmek en onemli etken.
Tesekkurler tekrar, sevgiler.

Punto dedi ki...

Sevgili Acalya;
Öğretmenlerimiz güzel yazmanın yolu okumaktan geçer derlerdi. Yeni nesil okumuyor, seyrediyor. Günlük açanlar ise hem okumayı seviyor, hem de yazmayı. Bildiğimiz halde yanlış yapmamız dikkatsizlikten. Aldırmamaktan. Biz bu etkinlikle biraz dikkat diyoruz.

Nilufer dedi ki...

Punto Bey, yazınız çok güzel olmuş. Farkında olmadan ne kadar çok hata yaptığımı gördüm.
Bu etkinlikte emeği geçen ve geçecek olan herkese teşekkür ederim.

Punto dedi ki...

Sevgili Nilufer;
Sadece siz değil ben de işin içine girince ne kadar çok yanlış yaptığımı gördüm. Ne diyoruz önemli olan yanlış yapmak değil, yanlış yaptığını fark edebilmek. Bunu fark ettirebiliyorsak etkinlik amacına ulaşacak demektir.

YesilErik dedi ki...

Sevgili Punto Amca,

Bu guzel etkinlik icin size ve Berceste'ye cok tesekkur etmek istiyorum. Hepimiz icin ornek bir baslangic olmus. Sevgiler, saygilar.

Punto dedi ki...

Sevgili Yeşilerik;
Başlangıç iyi. Önemli olan devam ettirebilmek. Bakalım inatçılığımız işe yarayacak mı?

Adsız dedi ki...

Sevgili Punto ve Berceste,

Bu kadar güzel ve anlamlı bir etkinliğe önayak oldugunuz için size teşekkür etmek istedim. Eminim öğreneceğimiz/hatırlayacağımız çok şey olacak.

Bu yazıdaki "Böyle ağır bir işi ne ben, ne sen yapabilirsin. (yapabiliriz)" örneği kafama takıldı. Ben bunu genellikle "Böyle ağır bir işi ne ben yapabilirim, ne sen yapabilirsin." şeklinde yazıyorum/söylüyorum. "Yapabiliriz" kullanımı, ortada beraber yapılan bir iş olmadığı için çok doğru gelmiyor bana. Ama düşününce ortak bir 'yapamama' durumu var esasında, o yüzden kullanılabilir de.

Bu cümlenin olumsuzu da benzer şekilde kafamı karıştırdı. "Böyle ağır bir işi ben de, sen de yapamazsın." kullanımı kesinlikle yanlış. Peki, "Böyle ağır bir işi ben de, sen de yapamayız." mı doğru, "Böyle ağır bir işi ben de yapamam, sen de yapamazsın." mı, yoksa her ikisi de mi?

Sizlere ve uzmanımıza danışıp doğru kullandığımdan emin olmak ya da doğru kullanmaya başlamak istedim.

Emekleriniz için tekrar teşekkür ederim.

Hale Ocak

Punto dedi ki...

Sevgili Hale;
Uzmanımız şöyle diyor;
"Böyle ağır bir işi ne ben ne sen yapabiliriz" doğru söyleyiştir. Zira "yapabiliriz" fiili ben'e ve sen'e ortaklaşa uymaktadır.
Sizin kullandığınız "Ne ben yapabilirim, ne sen yapabilirsin" şekli yine en açık en kurallı kullanımdır.
"Böyle ağır bir işi ben de sen de yapamayız" olumsuz şekli doğrudur. Aynen "yapabiliriz" gibi ortaklaşa bir uyum vardır. "Böyle ağır bir işi ben de yapamam, sen de yapamazsın" da daha uzun, açık ve kurallı kullanımdır.
Evet. Dediğiniz gibi "Böyle ağır bir işi ben de sen de yapamazsın" kesinlikle yanlış kullanımdır.
Umarım cevap yeterli olmuştur.

Adsız dedi ki...

Detaylı cevap için çok teşekkürler. Uzun uzun yazmaya ya da söylemeye enerjim olmadığında suçluluk duymadan 'yapabiliriz' şeklinde kullanabilirim artık, yaşasın! :)
Sevgiler, saygılar.
Hale

Hanife dedi ki...

Bu guzel etkinlik icin size ve Berceste'ye cok tesekkur ederim. Yaziniz sayesinde yanlis kullandigim birkac seyi gormus oldum.
Emekleriniz icin yeniden tesekkurler, sevgiler, saygilar..

Punto dedi ki...

Sevgili Hanife;
Aslında biz uyuyan ilgisizliği uyandırmak için harekete geçtik. Bu ilgisizliği tetikledik. Olumlu gelişmeleri gördükçe sevinmemek elde değil.

ycurl dedi ki...

Böyle bir kampanya başlattığınız için size ve Berceste'ye çok teşekkür ediyorum. Umarım herkes günlüklerine yazarken daha dikkatli olur.

Punto dedi ki...

Sevgili ycurl;
Bir kıvılcım yaktık, hep beraber bu kıvılcımı ateşe dönüştürebilirsek ne mutlu bize.

Birisi dedi ki...

Merhabalar,
Öncelikle çabalarınız için tebrik ederim sizi. Ben de bir konuyla etkinliğe katılmak istiyorum. Ne yapmam gerektiğini bildirebilir misiniz?
Şimdiden teşekkürler.

Canan Kaya

Punto dedi ki...

Sevgili Canan; Berceste bu konuda size yardımcı olabilir. Katılanları ve etkinlik günlerini o düzenliyor. Ben de e-posta ile not bırakırım sizin için.
Sevgiler