14 Nisan 2007

Müdür değişince müzik de bitiverdi

Beşinci yazı:
Zevkle heyecanla yorulmadan çalışıyorlardı. Kamacıoğlu şöyle diyor: “Yatmaya giden öğrenci beni müzik salonunda bırakıyor, sabahleyin derse gelen beni salonda buluyordu. Şöyle düşünüyordum: Burada yetişecek öğrenciler köye gidecek. Okulda kuracakları okul korosu, zamanla okulla birlikte köy korosu olacak. Okul bitimi tüm köy birlikte İstiklal Marşı’nı, öbür marşları, şarkıları, türküleri, tek ve çok sesli söyleyecek duruma gelecek. Orada kendini gösterecek yetenekli çocuklar, enstitüye, belki de konservatuara gönderilerek Türkiye hatta Dünya çapında sanatçıların yetişmesi sağlanacak. Böylece uygarlık düzeyine ulaşmış Türkiye’nin gelişmesine katkıda bulunacak”.

Mehmet Ali Kamacıoğlu yanından hiç ayırmadığı kemanı ile.
Bu çalışmalar 17 Nisan 1948 yılına kadar aralıksız sürer. Kamacıoğlu’nun enstitü müdürlüğüne yazdığı şu rapor müzik çalışmalarının kapsamıyla ilgili yeteri derecede bilgi verecek niteliktedir.

“Enstitü Müdürlüğüne;

Beşikdüzü Enstitümüzün demirbaşında kayıtlı 1 piyano, 48 keman, 1 alto, 1 viyolonsel, 20 mandolin, 1 akordeon, 10 kemençe, 2 zurna, 4 saz, 1 büyük salon gramofonu, 60 klasik plaklık koleksiyon, 1 adet hoparlörlü amplifikatör ve pikap teşkilatı, biri bataryalı, diğeri elektrikli olmak üzere iki radyo mevcuttur. Bunlara halen öğrencilerin şahıslarına ait olmak üzere mevcut olan 135 keman, 34 mandolin, 4 kemençe, 3 kaval da ilave edilirse, toplam 1 piyano, 183 keman , 1 alto, 1 viyolonsel, 54 mandolin, 1 akordeon, 4 saz, 3 kaval, 4 kemençe, 2 zurna mevcut olup bu aletlerle metotlu ve düzenli olarak çalışan öğrencilerin toplamı şimdilik 320 dir. Gerek alet alanların, gerekse çalışmalarının sayısı süratle artmaktadır. Yeniden kooperatifce sipariş edilmiş olan aletlerin de yola çıkarılmış olduğunun öğrenildiğini saygılarımla sunarım.
Müzik Başı Mehmet Ali Kamacıoğlu”

Beşikdüzü Köy Enstitü öğretmenlerinden bir grup, Kamacıoğlu ile birlikte.

17 Nisan 1948 törenleri için hazırlanıyorlardı. Bu sırada enstitü müdürü değişmişti. Yeni müdür bu çalışmalarını anlayacak yetenekte değil miydi? Ama yine de bir faaliyet olsun istiyordu. “Tarih diyor ki” adlı müzikli piyesi temsil edeceklerdi.Bu onlar için opera temsili gibi bir şeydi. Çünkü içinde üç sesli şarkı ve aryaya benzeyen sololar, düetler vardı. 21 saatlik bir çalışma sonunda oyun hazırlanmıştı. Vilayet erkanı tümen bandosuyla birlikte gelmişti. İstiklal marşını bandonun çalması istendi. Kamacıoğlu bando eşliğinde hep birlikte söylenmesini önerdi. 700 öğrenci ve tüm çağırılanlar geniş bir daire biçiminde Çamlık düzü’nde toplanmışlardı. Bando dairenin ortasında yer almıştı. Müzik Başı Kamacıoğlu bir masanın üzerine çıktı. Hiç prova yapmadan bando eşliğinde İstiklal marşı söylenecekti. Heyecanlıydı. Bandoya başlama işaretini verdi. Dördüncü tempoda 700 hançereden çıkan pürüzsüz sesin en küçük bir ritim yanlışı yapmadan söylediği İstiklal Marşı herkesi şaşırtmıştı. Böyle bir İstiklal Marşı’nı ilk kez dinlediklerini söylüyorlardı.
Öğrencilerin tek tip elbise giymeleri bile kapatılma sebeblerinden biri olmuştu.

Kurmay başkanı, Tümen Komutanı General Hasan Atakan’a “bizim şehir çocuklarının bunlara ulaşabilmesi için daha çok çalışmaları gerekir paşam” diyordu.
Vali ise şöyle dedi:
“Bu müsamerenin Trabzon, hatta Türkiye’nin diğer yerlerinde tekrarı çok iyi olur.” Herkes tebrik ediyordu. Sadece yeni müdür tebrik etmemişti. Şöyle dedi:
“Ben o kadar intizamı sağlamaya çalıştım. Herkes çocukları ve Mehmet Ali’yi tebrik etti. Beni kimse tebrik etmedi”.
Müdür bununla kalmamış, ertesi günü de oyunda başrolü oynayan öğrenciyi derse kaldırarak, “Orada oynamak marifet değil. Dersi bilin bakalım” biçiminde konuşarak öğrencilerin başarılarını küçültmeye çalışmıştı.
Grup Trabzon’ dan başka bir yere de gidemedi. Beşikdüzü’ndeki müzik çalışmaları da böylece sona erdi.
Anılar devam edecek

14 yorum:

SaNeM dedi ki...

Niye hep boyle olur bu isler anlamam, guzel seyleri takip etmek, desteklemek cok mu zor gelir kisinin egosuna bilmem.

Punto dedi ki...

Sevgili Sanem; Toplum olarak başarıyı paylaşmak yerine kıskanmak içimize işlemiş sanırım.

Berceste dedi ki...

Hırsın, egonun ülke çıkarlarına ters düşmemesi için elinden geleni yapan o kadar az ki! Azınlık olmasalar, ilerleyeceğiz, hem de çok!

Benim aklıma bambaşka bir konu geldi, Akın amca da keman çalmayı mutlaka biliyor olmalı diye düşünüyorum. Ne diyorsunuz?

Punto dedi ki...

Sevgili Berceste; Başarıyı paylaşmayı öğrenemediğimiz kesin. Enstitülerin kapanmasında en büyük pay, çıkarlarına bir şeyler olacak diye telaşlananlardaydı. Bugün de öyle değil mi?Bireysel çıkarlar ülke çıkarlarının önünde gidiyor.
Evet haklısın. 14 yaşına kadar keman çaldım. Babam keman çalmayı öğretirken, öğrencilerine ne kadar sabırlı ise bize karşı o kadar sabırsızdı. Onun için 14 yaşında bıraktım. Biraz gitarla uğraştım o kadar.

B5 dedi ki...

????????????????

Böyle bitmedi degil mi?

700 ögrenci diyorsunuz. Bunlarin sadece velileri an az iki kati eder. Kompleks problemleri yasayan tek bir müdür engellemis olmamali...

Eger öyle ise gercekten cok üzücü..

Adsız dedi ki...

Yazıları ilk kez bugün okuma şerefine eriştim. Tüylerim diken diken oldu. Hasan Ali Yücel'in, Ürgüplü'nün sözleriyle ağladım. Fotoğraflardaki 60 yıl önceki çağdaşlığa hayran kaldım. 320 öğrencinin müzikle uğraştığı bir başka okul varmıdır. Benim oğlum özel okullarda okudu ama ne yazık ki, yıllar sonra Köy Enstitütülerinin seviyesine erişmiş bir müzik bilgisi yok. Hangi okulda o kadar müzik aleti var, hangi okulun çocukları bu kadar müziği seviyor. Ne güzel bir yoldaymışız, döndürmüşler...Ne mutlu Mehmet Ali Kamacıoğlu'na böyle bir başarıyı yakaladığı için ve ne mutlu Punto Amca'ya böyle bir babaya sahip olduğu için..Ondan fışkıran bir "filiz" de var biliyorum...Mekanı cennet olsun, orada kulağına hep güzel müzikler gelsin diyorum...

Punto dedi ki...

Sevgili B5; Evet! Müzik ne işe yarar diyenler, başarıyı paylaşamayanlar.Müzik eğitimi bitiyor.
Asıl Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı’ndan alınmasıyla başlıyor kapanma aşaması. Yerine gelen bakan "köy çocukları bilinçlenirse başımıza bela olurlar" diyor. Toprak ağaları karşı çıkıyor ve bu proje bitiyor.
Kamacıoğlu enstitü kapanmadan önce ayrılıyor okuldan.
Biraz önce Köy Enstitülerini Araştırma ve Eğitimi Geliştirme (KAVEG) Derneği’nin etkinliğinden geliyorum. O yılların öğrencileri şimdi 80’li yaşlarda. Dernek ciddi şekilde çalışmalar yapıyor. Amaç, o eğitim sistemini bugünkü sisteme yerleştirmek.

Punto dedi ki...

Anonim adı altında yazan Sevgili "kardeşime" teşekkür ediyorum. Evet Punto Amca babasıyla gurur duyuyor ama bu büyük projeden sonra geldiğimiz noktaya da çok üzülüyor.

Mutfakta Zen dedi ki...

Punto Ağabey çok haklısınız. Köy Enstitüleri'nden sonra geldiğimiz nokta çok acıklı. Annem de zaman zaman Bursa Kız Lisesi'ndeki müzik öğretmenlerinden ve müzik derslerinden bahseder. Müziğe çok meraklıymış, dedem keman dersi almasına izin vermediği için ne kadar üzüldüğünü hala söyler. Şimdi bir şeyler öğrenmeyi denesen derim, olmazmış, artık çok geçmiş. Aklıma Gisela geliyor. Yaşı 70'e yaklaşmış ALman arkadaşım Gisela bir kaç yıl önce bir hocadan kanun dersleri alıyordu! Piyano ve akordeon çalan Gisela'cığımın içindeki öğrenme aşkına hayranım.
Tijen

suzan dedi ki...

Punto Amca, anonim karşı komşu...biliyorsun ben teknolojiyi bazen ıskalıyorum suzan...

nicomedian dedi ki...

Tabii o yapı 1946'da Hasan Ali Yücel'in görevden alınmasıyla çökmeye başlamıştı. Aydınlanmayı istemeyenler yönetimi ele geçirmeye başlamıştı. Halbuki nüfusunun büyük çoğunluğu köylü olan o zamanın Türkiye'sinde bu çoğunluk aydınlatılabilseydi bugünkü birçok sorunumuz hiç ortaya çıkmayacaktı. 1948'de gelen müdür artık o müthiş kadronun bakış açısının yabancısıdır. Onun için de müziği estek köstek olarak görmüş olmalı! Ortaya konan işin boyutu göz yaşartacak derecede olsa bile... Okuldaki müzik eğitiminin düzeyi gerçekten akılları durduracak derecede yüksek. Klasik keman öğrenmesi en zor sazlardan biri. Verdiğiniz sayılar ise müthiş. Örneğin bizim ortaokulda keman grubunda sadece üç kişi vardı... Kıyas kabul etmez yani...

Punto dedi ki...

Sevgili Tijen; Keman gerçekten zor bir çalgı. Ben de 14 yaşıma kadar çaldım. Hatta iyi de çalıyordum ama devam edemedim.Şimdi tın tınım.
Bir kere iyi keman çalabilmek için parmakların hem uzun hem de yumuşak olması gerekiyor. Belirli bir yaştan sonra sesleri iyi basabilmek zorlaşıyor. Bu bilgiler babamdan yıllarca duyduğum bilgiler.

Punto dedi ki...

Sevgili Şefika; Köy enstitülerinin kapanmasında bir çok neden var. En büyük neden, köy çocuklarının aydınlanmasını tehlike gören zihniyet. Tabii birde toprak ağalarının toprak reformu olacak korkusu. Komünist yuvası dediler, işi bitirdiler.

Punto dedi ki...

Sevgili Suzan; Senin yorumunu ne şekilde yazarsan yaz farkederim.