10 Ocak 2008

Rüşvete veren mi alıştırıyor, yoksa alan mı?

Hediye konusunu yazarken bir noktaya dikkat çekmiştim; Hediye ile rüşvet arasında ince bir çizgi var diye.
Bu konu beni gençlik yıllarıma götürdü.
Meydan-Larousse’de çalışırken bir yandan da avukatlık stajı yapmıştım.
İcra İflas kaleminde staj yaptığım sırada karşılaştığım bir tespiti sizlerle paylaşmak istiyorum.
İcra kalemindeki günlerimin çoğu dosyaları düzeltmekle geçmişti. Avukatlar icra dosyalarını getiriyor, ben de sıraya koyuyordum. Aslında bu işi icra kalemindeki memurlar yapıyordu, ama stajyerleri yakaladıklarında bir şeyler öğreteceklerine angarya işleri yaptırmak daha çok işlerine geliyordu.
Daha yeni başlamıştım icra kalemine gitmeğe. Dosyalar geliyor ve sıraya konuyor. Avukatlardan birinin getirdiği bir dosyayı da sırasına koydum. O dosyadan önce otuza yakın dosya daha vardı.
Memurlardan biri bana seslendi; “son gelen dosyayı en başa koy”. Refleksle “neden. Bir özelliği mi var bu dosyanın” diye sordum.
Öyle ya daha önce gelen otuza yakın dosyanın önüne geçiveriyordu. “Sen benim dediğimi yap kardeşim” diye sertleşti. Lafı gediğine koydu:“Avukat olup buralara geldiğinde anlarsın”.
Avukat oldum ama mesleği yapmadığım için oralara gidemedim.
Gitseydim aynı şeyi yapar mıydım? Yani kalemdekilere “hediyeler” verir miydim?
Hayır. Bin kere hayır.
Zaten o an karar vermiştim. Avukatlık yapamazdım. Zira benim icra takibim diğer avukatların icra takiplerinden daha önce bitsin diye hediye mediye dağıtamazdım.
O zaman da ne olurdu? benim dosyalarım en arkalarda sürünürdü. Hediyeci avukatların on beş günde bitirdiği bir icra takibini ben aylarca bitiremezdim.
Bana dokunan memurların hediye almaları değildi. Bana dokunan hak arayan, hak dağıtan bir mesleğin, hukukçuların birbirlerinin haklarına saygı göstermemeleri idi. Gerisini siz düşünün.
Evet! İster hediye deyin, isterse rüşvet. Toplumumuzda bir kanayan yara bu. İyileşeceğine kangren olmuş, yayılıp gidiyor.
Hep kendime sormuşumdur. "Rüşvete alıştıran, alan mıdır, yoksa verip alıştıran mıdır?"
Siz ne dersiniz?

10 yorum:

pinar dedi ki...

bence her ikiside Akın amca.malesef bu bir kısır döngü.başladığı yerde bitiyor bittiği yerde başlıyor.sizin ve bu gibi düşünceye sahip olan kişiler azınlıkta ve hiçbir zaman geneli oluşturamayacaklar.türkiyedeki ekonomiyi ve dar boğazı düşündükçe çok daha imkansızlaşıyor herşey...
sevgilerimle
karamsar pınar & şimdilik gülücükler saçan bebek Emir :)

Mine dedi ki...

Punto Ağabey,
Pınarı'ın dediği gibi yemeyeni ve de yedirmeyeni sindirmeye çalışıyorlar, geri hizmetlerde tutuyorlar.

Yanılıyor olabilirim konuyla pek alakası da yok belki ama maliyemizden sorumlu kişi yıllar önce naylon fatura düzenlemekten suçlanmamış mıydı? (!)

Saygılar

Punto dedi ki...

Haklısın Sevgili Pınar. Bu iş yumurta mı tavuktan çıktı, tavuk mu yumurtadan ikilemi gibi bir şey. Ben de bu konuda ümitsizim.
Bebek Emir'in gözlerinden öperim. Umarım onların devri çok daha iyi olur.

Punto dedi ki...

Sevgili Mine haklısın. Bu işleri yapmayanlara "enayi" dendiği bir noktaya geldik. Adam göğsünü gere gere "yaptım. Ne var. sen de yap" diyebiliyor.

ERDIL dedi ki...

Rüsvet resmilestirildigi taktirde ortadan kalkacagina ve yeni is sahasi acilacagina inaniyorum.
Yoksa bunun önüne gecilemez.
Yaptiracaginiz is 1 günde tamamlaniyorsa.O kuruma ödeyeceginiz bir ücretle tabii ki bu makbuz karsiligi ile.Ek personel tarafinda yarim günde yapilmasi gibi.
Ne dersiniz ?
Bu sistem bazi Avrupa ülkelerinde tikir tikir isliyor.
sevgiler.

Asortik Krep dedi ki...

Çalışan Gazeteciler gününüz kutlu olsun :)

Siz diyeceksiniz ki ben emekliyim ama blog için çalışıyorsunuz hala diye de hemen hatırlatıyorum :)

Punto dedi ki...

Sevgili Erdil; sistemi çok iyi anlamadım. Nasıl işlediğini bilemediğim için.

Punto dedi ki...

Teşekkür ederim Sevgili Asortik Krep. Haklısın. Meslekten emekliyim ama hala bir şeyleri paylaşmak için yazılar yazıyorum.

Adsız dedi ki...

Iki tarafli birsey. Baska yerlerde cok cok ahlakli olan insanlarin, adliyenin carkinda rusvet verdigini biliyorum ben. Isleri hizlica degil de, normal yurutebilmek icin bile rusvet veriliyor. Ben Turkiye'ye tasinmistim bir kere. Verdigimiz rusvetlerin ucunu kacirmistim. Ustelik de yasal olmayan birsey sokmuyorduk ulkeye. Zavalli elbiseler, birkac parca esya... Ama vermesek yillarca oralarda surunecekti kutularim. :o( Rusvet vermek baska sey ama almasalar bu konu kapanirdi gibime geliyor.

www.elifsavas.com/blog

Punto dedi ki...

Evet Sevgili Elif. Versen bir türlü, vermesen bir türlü. Bazı kurumlar o hale geldi ki alenen sizin işiniz bitmez diyorlar, zarfı alınca o dakikada bitiriyorlar. Örneğin tapu daireleri.....