11 Ocak 2007

Bu şehrin suyu nereden geliyor?

Evde musluğu açtınız, şarıl şarıl su akıyor. Hiç şöyle hayale dalıp bu değirmenin suyu nereden geliyor diye düşündünüz mü? Tabii bugünü sormuyorum. Bugün İSKİ, barajlardan toplanan suları büyük borularla şehre ulaştırıyor.
Peki yıllar önce su nasıl ulaşıyordu İstanbullulara hiç hayal ettiniz mi? Etmediniz mi? O zaman aşağıdaki satırları okumayın. Boşverin gitsin.
Merak ettiyseniz, lütfen okuyun ve teknolojinin gelişmediği dönemlerde bile şehre suyun nasıl getirildiğini görün.

Çevreden gelen su
İstanbul tarihi boyunca su bakımından çevresinden beslenmek zorunda kalmış bir kent.
Konstantin zamanında Halkalı bölgesindeki su kaynaklarını şehre taşıyabilmek için su kemerleri yapılmış. Tabii bu kemerler şehrin başına zaman zaman bela da açmış. Zira şehri kuşatanlar ilk iş olarak bu su kemerlerini tahrip etmişler, şehri teslim olmaya zorlamışlar.
Şehrin ileri gelenleri bakmışlar olmuyor bu kez de suyu biriktirmek ihtiyacını hissetmişler, şehrin belirli yerlerine sarnıçlar yaparak suyu toplama yoluna gitmişler. Böylece bugünkü barajların ilk temeli atılmış.
Aetius (Vefa Stadı), Aspar (Çukurbostan) ve Hagios Mokios (Altınmermer) üstü açık sarnıçlardan bazıları... Üstü kapalı haznelerinin en meşhurları da; 336 sütunlu Basilika Sarnıcı (Yerebatan Sarayı), 224 sütunlu Pileksenus Sarnıcı (Binbirdirek) ve Acımusluk Sarnıcı.

Vakıflar iş başında
Osmanlı düzeninde yol, köprü gibi imar faaliyetleri daha çok askerin geçebilmesi ve dolayısıyla devlet düzeninin devamı için yapılmış. Bu bakımdan Osmanlı döneminde şehrin yeniden inşa süreci, İslam'daki vakıf ve imaret kurumlarına dayanıyor. Bunun için bir çok hayır müessesesinin inşası tüccar, zanaatkarlar ve Padişahlar tarafından yürütülmüş.
Su sistemi de hayır müesseselerinin bir parçası olarak kabul edilmiş ve padişah tarafından yaptırılmış. İstanbul şehir nüfusunun 250.000'e ulaşması ile birlikte, şehrin su sistemi yeni kemerler eklenerek geliştirilmiş ve şehir içinde dağıtım sistemi kurularak, “su yolcu” diye tabir edilen görevliler tarafından yönetilmeye başlanmış.

Uzun Kemer: Mimar Sinanın yaptığı kemerlerden biri. Kemerburgaz’ın 1500 m kadar kuzeybatısındadır. Kanuni Sultan Süleyman zamanında yaptırılmış.
Kanuni Sultan Süleyman devri sonuna kadar rahatlıkla karşılanabilen su ihtiyacı sıkıntılı hale girmiş. Zira kaybedilen savaşlar para değerini düşürmüş, böyle olunca vakıflar da para sıkıntısı çeker olmuş. Vakıf gelirlerinin azalması, su yollarının gerekli olan bakım ve onarımları yapılamamış, zamanla bir çoğu kurumuş, adları bile unutulmuş. Su işinde de karşımıza kim çıkıyor biliyor musunuz? Fransa. Hani AB yolunda bize taş koyan, sözde ermeni soykırımı iddiasına karşı savunmayı yasaklayan Fransa. Osmanlı döneminde Bizans’tan kalan su yollarına ilaveler yapılmış. Zamanla artan su ihtiyacını karşılamak, yeni yapılan binalara basınçlı su verebilmek için Sultan Abdülaziz tarafından 1868 yılında bir Fransız şirketine imtiyaz verilmiş, böylece Terkos şirketi kurulmuş.

1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra su işlerine el atan II. Abdülhamid yönetimi, 1894 İstanbul depreminde büyük hasar gören su yollarını 2 milyon kuruş masrafla onarmış, kurmuş olduğu İstanbul Su Şirketi vasıtasıyla Terkos Gölü'nden getirilen su; Beyoğlu, Galata ve Tophane'den Beşiktaş'a kadar olan alanda akıtılmaya başlanmış. Sıkılmadınızsa tarihi bilgiye birkaç satır daha ekleyelim:İmtiyazlı şirketler, haklarının çoğunu alıp, vecibelerini yerine getirmekten kaçınınca –başka ne beklenebilirdi ki- su meselesinin bu şirketler eliyle çözüme kavuşmayacağı anlaşılmış, Terkos Şirketi 1932 yılında, Üsküdar-Kadıköy Su Şirketi ise 1937 yılında satın alınıp, İstanbul Sular İdaresi'ne (İ.S.İ.) devredilmiş.

Bahçeköy Kemeri: Sultan Mahmut Kemeri olarak bilinen kemer Bahçeköy’den Büyükdere'ye doğru 1 km mesafededir.
Diğer taraftan, Anadolu yakasının su ihtiyacını karşılamak üzere 1888 yılında Üsküdar-Kadıköy Su Şirketi 1893'te Elmalı Deresi üzerinde I. Elmalı Barajı'nı inşa etmiş, Anadoluhisarı'ndan Bostancı'ya kadar olan sahada şu şebekesi döşenmiş. Daha sonra Elmalı Barajı'ndaki suyu arıtacak bir tasfiye tesisi, terfi merkezi, Bağlarbaşı'na kadar izale hattı ve Bağlarbaşı Su Deposu da şirket tarafından inşa edilmiş.İ.S.İ.'nin gücü artan nüfusun su ve kanalizasyon ihtiyacını karşılamaya yetmemiş. Daha geniş yetki ve imkanlarla yeni bir idare kurulmuş. 1981 yılında kurulan bu yeni idarenin ismi 'İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) olmuş.
Umarım İstanbul’da su sıkıntısı çekmeyiz. Şu aralar havalar çok güzel gidiyor, bu güzel günlerin sonunda kuraklık, dolayısıyla susuzluk kapımızda da.

14 yorum:

Tulosh dedi ki...

Punto amca şu son haftalarda çok sık vapur ve deniz otobüslerini kullanarak karşı yakaya geçer oldum. Vapura binerken resmen içine doğru atlıyorsunuz. İnerkende elinizden tutup yukarı doğru sizi çekiyorlar. Sular çekilmiş gayet açık ve net. Umarım daha kötüye gitmez.

Punto dedi ki...

Tehlikeli bir kuraklık yaşadığımız çok açık.Oh..Oh..Havalar ne güzel diye sevinenler buğdayların, ağaçların, toprağın kar örtüsünü beklediklerini, hatta dört gözle beklediklerini düşünemiyorlar.

Adsız dedi ki...

Yeniden o eski susuz günlere dönecek miyiz? Bir daha onları görmeyeceğimizi düşünürken bu susuzluk muhabbetleri beni korkutuyor. Ara sıra sizi okuyorum yazılarınız çok güzel Punto amca ..

Punto dedi ki...

Benim ümidim 20 Ocak-28 Şubat arası. İstanbul'da kar genellikle bu aralarda yağıyor.
Yazıları beğenmenize sevindim.Artık ara sıra değil sürekli okursanız sevinirim.

Berceste dedi ki...

Her yazinizdan degisik bilgiler geliyor ve dunyada su SIKINTISI cekilirken bu konuya deginmis olmaniz ne kadar guzel. Tesekkurler...

Punto dedi ki...

Biliyorsun biz eski gazeteciler birbirimize yine birşeyler karıştırıyorsun. Koku mu aldın derdik. Su sıkıntısı buram buram geliyor. Kokuya bile gerek yok. Gazeteler ancak musluklarından su akmazsa sıkıntının farkına varırlar. Asıl tehlike kar yağmadığı için buğday gibi bitkilerde.

Pınarın Klubesi dedi ki...

Bu yazıyı okuduktan sonra kar yağmasını için iki kat daha fazla dua edeceğim. Şöyle yoğun bir kar yağışı olsa, işe gelme derdi de olmasa İstanbul'un trafiğinde ve yollarında. Karın getirdiği güzellikleri düşünsek, kar tanelerini seyrederken.
Kar ile dolu yazılar, fotoğraflar eklesek bloglarımıza. Sıcak evlerimizden paylaşsak bu anı birbirimizle.. İş&Okul derdi 1-2 günlüğüne olmasa da evde hobilerimizle ilgilensek..
Benim dileklerim uzar gider
tarihi bilgiler için teşekkürler, ama hala ben merak ediyordum nasıl dağıtılıyordu diye. Kemerlerin foksiyonunu tam anlayamadım. Su nereden ve hangi sistemle dolaşıyordu. Boruların yerini ne tutuyordu eskiden..

Punto dedi ki...

Bildiğim kadarı ile kemerlerin üstü oluk şeklinde sevgili Pınar. Ve kemerler eğimli. Su üstten akıyordu. Bu kadar yüksek olmasının nedeni de kimse müdahale edemesin diye. Bu bilgiyi eklemeliydim. Haklısın.
Kar çilesini işe giderken gelirken yıllarca çekenlerden biriyim. Ama suçlu kar mı? Yoksa belediye hizmetleri mi? Kar ülkelerinde bu sorunlar olmadığına göre.
Kar yağsın ama yollar kapanmasın. Kimse kabak lastiklerle yola çıkmasın.Karda yaşamayı öğrensin.

Berceste dedi ki...

Pinar kara takmis durumda, gormek icin taaa Isvicre'ye gitti. Orada da bulamadan geldi :) Kar yagmis olsa idi o Isvicre'de iken, kisi karli geciren bir ulkede toplu tasima nasil oluyormus bize gayet iyi anlatirdi. Kanada'da yer altindan yuruyus tunellerini duymustum arkadaslarimdan, babam da Norvec'e gittiginde yaya yollarini alttan gecen kalorifer sistemi ile isittiklarini soylemisti! Boylece dusen yaya olmuyormus! Bizim icin bunlar daha hayal duzeyinde bile olamaz herhalde, ekonomimiz musade etmez, ama Metro sistemi dilemeye hakkimiz vardir umarim. Yerin uzerinden gitmeyeninden ustelik :)

Punto dedi ki...

Evet. Galiba Pınar'a geçen yıl çektiğim kar fotoğraflarından göndermem gerekecek. Aslını veremedik bari fotoğraflarını verelim.Ama bekliyorum. Benim yine de ümidim var. Şubat'ta mutlaka kar yağmalı artık. Ama yollar kapanmasın.

Pınarın Klubesi dedi ki...

Merhaba
kemer üstündeki akışı bende sizin anlattığınız şekilde tahmin etmiştim ama gerçekten çok yüksek olduklarından bunu görememiştim hiç, bilgi için teşekkürler
Kar hasreti bende çok fena, geçen sene çok güzel fotoğraflar çektik. Artık dayanamayıp onları yayınlayacağım. Benim iki katım kadar olan birde kardan adamımız vardı ki her göreni hayran bırakıyordu kendine:)
Karın kendisini göremedik bari fotoğraflarını görelim.
İsviçre'de geçen sene o kadar soğuk olmuşki, Almanya ile İsviçre sınırındaki göl donmuş ve yürüyerek Almanya ya geçmişler. Tabi iş aksatma gibi bir durum yok. Bütün arabalarda kar lastiği var.
Kar yağdığında yazlık lastiklerle yola çıkmak bir kabus benim için:( Kar lastiği ülkemizde de yaygınlaşsa keşke...

Adsız dedi ki...

nese az önce süper bişi yazdım
olmadı

Adsız dedi ki...

ben bu su sorununa karşı bi proje geliştirdim projemde şimdi:yağan yağmur suları ve karlar vb... yollara yağmakta ve birçok kazaya sebep olmakla beraber ciddi bi su kaybıyla karşı karşıyayız çünkü yollara yağan bu karlar kanalizasyona karışarak kirlenmektedir ve deniz suyuna karışmaktadır benim bu projemde....buna çözüm getirmeyi amaçladım şimdi anayollar ve caddeler boş alanlar (yeşilliksiz tarım yapılmayan su direkt su ihtiyaçı olmayan açık alanlar)üzerine camdan bi teras bu terasa yağan yağmur toplanarak barajlara veya yapay göllere ulaştırılabilir bu sayede su boşa akmamakla birlikte trafik kazlarına neden olan bu sorun engellenebilinir ve ayrıca bu projem yani cam teras barajlarada uygulanabilir ama basit bi düenekle cam teras acılır kapanır yapılabilinir bu sayede yağmur yağdığında acılarak diğer zamanlar ise kapalı tutularak buharlaşmanın önüne geçilebilinirbu projem hakkındaki düşüncelerinizi bekliyorum rebel _lion_93@hotmail.com dan veya escorpion_ensari_91@hotmail.com dan bana yazzabilirsiniz ve tüm soruları ve tüm götüşlerinizi bana yazın şimdiden teşekkür ederim

Adsız dedi ki...

Barajlarda toplanan su ilk önce ön arıtma tesislerine gelir. Buradaki içinde bulunan yabancı maddeler ayrılır. Daha önce dinleme havuzlarına alınan su, kullanıcıları koruyacak olan klor gibi katkı maddeleri ile temizlenir. Daha sonra ana pompa istasyonu tarafından ana taşıyıcı borulara gönderilir. Oradan gittiği noktadaki ayırma istasyonlarına gelir. Ayrıma istasyonunda semtlere göre dağıtım yapacak olan pompalar bu suyu semtlere dağıtmaya başlar. Oradan evimize ulaşır